ALTIN 472,65
DOLAR 7,7317
EURO 9,1003
BIST 1,1764
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Kırmızı Karanfil | Mahir Akarsular

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
19.06.2020
232
A+
A-

Mustafa Kemal Atatürk’ün Bir Anısı

“Selanik’te öğrenci iken, Nadire adında ciğerlerinden rahatsız komşu kızı Mustafa’ya hayranmış. Her geçişinde pencereye koşar, ona bakarken yüzünü al basarmış.
Bir gün bunu komşu kızı Hatice’ye anlatmış:

— “Mustafa Bey, öteki arkadaşlarına benzemiyor” demiş. ve Hatice ile birlikte gizli sevdayı Mustafa’ya hissettirmeye karar vermişler. Hatice, Zübeyde Hanımların evine girer çıkarmış.

Bir cuma, ailece oturmaya gitmişler. Mustafa evde yokmuş. Hatice, üst kattan bir şey getirmesi istendiğinde aklındaki planı uygulamaya koymuş. Sofadan geçerken, saksı içindeki kırmızı karanfillerden birini gizlice koparmış. Mustafa’ nın üst katta soldaki yatak odasına dalmış. Karyolasının başucundaki masanın üzerinde açık duran tarih kitabının üzerine karanfili bırakmış. Korkudan titreyerek koşar adım aşağı inmiş. Çiçeğin Nadire’den geldiğinin anlaşılacağına eminmiş.

Az sonra Mustafa eve gelmiş. Zübeyde Hanımın ve Hatice’nin annesinin ellerini öpmüş. Hatice’nin de elini sıkmış. O dönem Türkler arasında el sıkma adeti olmadığından Hatice birazcık şaşırmış. Zaten gizlice bıraktığı çiçekten dolayı heyecanlıymış. Mustafa bu heyecanı hissetmiş. Gözlerini Hatice’ nin gözlerine dikmiş. Küçük kız ne yapacağını bilememiş.

Mustafa:
— “Ders çalışmam gerekiyor” deyip yukarı çıkmış. Çıkar çıkmaz da tekrar aşağı indiği ayak seslerinden anlaşılmış. Hatice kalbinin duracağını hissetmiş. Çünkü geldiğinde Mustafa’nın elinde o kırmızı karanfil varmış.
— “Bu çiçeği benim kitabımın arasına kim koydu?” Diye bağıracağını sanan Hatice çok korkmuş…
— “Ben ettim, sen etme” der gibi bakmış ona…
Mustafa, Hatice’yi alaycı gözlerle süzdükten sonra dışarı çıkmış. Hatice hemen gidip olanları Nadire ablasına anlatmış.
— “Ölüyordum korkudan. Bir daha beni böyle işlere sokmayın” diye yalvarmış.

Nadire ise çiçeğinin adresine ulaşmasının keyfiyle beklemeye başlamış. Aradan epey bir zaman geçmiş. Bir gün Hatice, Zübeyde Teyze’sinin kendisini oğlu Mustafa’ya istediğini öğrenmiş. Ama Hatice’nin annesi, Mustafa asker olup uzaklara gidecek diye bu evliliğe yanaşmadığı için Konu kapanmış. Mustafa, Harbiye’de okumak için İstanbul’ a gitmiş. Ama annesine gönderdiği her mektubun altına:
— “Hemşiremiz Hatice Hanıma da özellikle selamlar ederim” cümlesini eklemeyi eksik etmemiş.

Harbiye’den Harbiye Yüzbaşısı olarak çıktığında Hatice’yi yeniden istetmiş. Bu kez Hatice’nin ailesi razı olmak üzereyken Saray’da çalışan bir ahbapları onlara;

“Ben onun hakkında Saraya gelen jurnalleri okudum. Geleceği çok karanlıktır. Aman uzak durun” deyince Hatice’nin annesi, kızını alelacele bir başkasıyla evlendirmiş. Yıllar geçmiş. M. Kemal, “Atatürk” olmuş. Evlenip çoluk çocuğa karışan Hatice, yaşadıklarını 1920’ lerde bir kış günü, Kocaeli’nde Milli Eğitim Müdürü olan apartman komşusu Münir Hayri Beye anlatmış. Münir Hayri, daha sonra sinema tahsili için yurt dışına gitmiş.

Döndüğünde Atatürk kendisinden hayatını perdeye yansıtacak bir senaryo yazmasını istemiş. Senaryonun esaslarını da kendisi yazdırmış.

— “Filme başka neler koymalıyız?” Diye sorduğunda Münir Hayri, biraz da çekinerek,
“Her filmde kadın ve aşk unsuru aranır, bilmem nasıl emredersiniz” demiş ve yıllar önce Hatice’den dinlediği hikayeyi Atatürk’e nakletmiş.

Atatürk hatırlamış ve gülerek; “Ben, Hatice’nin o karanfili kendi hesabına koyduğunu sanmıştım” demiş. Ve “Hatice zekası, güzelliği ve terbiyesiyle örnek bir kadındı. Her vakit hayatımın en değerli hatıraları arasında kalacaktır.”

Sonra Nadire’yi de hatırlamış. “O kızcağızı da bir katiple evlendirdiler. Sonra da öldü.”

Birkaç gün düşündükten sonra Münir Hayri’yi yeniden çağırmış Atatürk: “Tamam” demiş;

“Bizim çocukluk hikayesini filme koyalım. Yalnız Hatice’nin ismini koymayalım. Bu, çok masum bir hikayedir, ama belki Hatice’nin torunları filan istemezler.”

Münir Hayri’nin senaryosu “Ben bir devrim çocuğuyum” adını taşıyordu;

Atatürk rahatsızlandığı için bu film çekilemedi.

Hatice Hanım Milletvekili seçildi ve Meclise girdi. Torunları hayatta mıdır acaba?”…

Münir Hayri Egeli, Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar, Ankara 1959, Sayfa/ 23–25.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

Fotoğraf; Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin Selanik Şubesini Kurarken (1906)
Samet Demiralp

YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.