ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 27°C
Gök Gürültülü

Kesişen Yollar | Mehmet Şirin Aydemir

Kesişen Yollar | Mehmet Şirin Aydemir

(Öykü)

Son günlerde kafam bir hayli dağınık. Çoğu zaman günleri karıştırdığım bile oluyor. Bayılarak yediğim yemekleri eskisi kadar aramıyorum artık.
Depresif portreler çiziyorumruh dünyamın peşmürde tuvaline, sıklamen çiçekleri yerine, neden acıların odağında hep ben varım?
Genç yaşıma rağmen kader, kaç defa nahoş oyunlar oynadı benimle hatırlamıyorum bile.
Sanırım bu defa yan komşumuzun oğlu, kardeşim kadar sevdiğim, yaşıtım olan Taner’in ani ölümü beni fazlasıyla sarsmış olmalı.
Bahçelerinin demir kapısının menteşeleri, uzun zamandır yağlamadıkları için olsa gerek. Kapı, her açıldığında kaderine isyan edercesine feryat etmesi, Taner’in o kapıyı yarıya kadar açarak gövdesi içeride, kafası dışarıda, bizim evin tarafına uzatıp bana seslenişini hatırlatıyor.
İşte, bunun için yüreğimdeki firak ateşinin daha çok harlanmasına yol açıyor. Küçüklüğümden beri futbolla fazla aram olmamasına rağmen sırf hatırı kalmasın diye maça davet ettiğinde gidiyor, ısrarına dayanamıyordum. Çoğu zaman da yorgun olduğumu öne sürerek, bir şekilde sıyrılıyordum. Bu gönülsüz eylemden, şimdi ne kadar pişmanım bilemezsiniz. Bana pek de uymayan davete icabet etmemek için bulduğum bahaneler için de pişmanım.
Şimdilerde annesi, beni her gördüğünde gözyaşlarını tutamıyor. Malum kardeş gibiydik onunla. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi hiç. Aslında ikimizde aynı kızı sevmiştik. Sokağımızın hemen köşebaşındaki manifaturacının kızı Aslı’yı…
Aslı, gönül seçimini Taner’den yana kullanmıştı. Ondan sessizce çekilivermiştim aralarından. Zaten bu platonik aşktan ne Taner’in haberi olmuştu ne de Aslı’nın. Kardeşim kadar sevdiğim Taner’in mutluluğu benim mutluluğumdu nihayetinde.
Aslı da iyi değildi. Taner’in ölümü üzerinden yaklaşık dokuz ay geçmesine rağmen hâlâ kendini toparlayamadı. İlşkileri henüz resmiyete dökmüş olmasa da onlar kendi aralarında sözlüydü.
Bir sabah işe gitmek üzere tam evden çıkıyordum ki bahçe kapılarının önünde, kahvaltılık alıp eve dönen Taner’in küçük kardeşi Feridun’la karşılaştık. Bana, “akşam iş dönüşünde annesinin benimle bir konuyu görüşmek üzere eve beklediğini” söyledi.
Doğrusu merak etmedim değil. Firuze Teyze benimle neyi görüşebilirdi ki? Bu konu, gün boyu kafamı kurcalayıp durdu. O gün, ayrıca bir işim çıkmadığına sevindim. Erkenden dükkanı kapatıp, merakımı gidermek için soluğu Firuze Teyzelerde aldım.
İlk defa o akşam Füruze Teyzenin beni gördüğünde Taner’in ölümünden duyduğu acısını az da olsa bastırabildiğini gördüm. Dudaklarının kenarına başlayıp yanaklarına yayılan küçük bir tebessümle “hoş geldin oğlum” dedi.
Füruze Teyzenin acısının hafiflemesi beni de mutlu etmeye yetmişti. Öyle ya ölenle ölünmüyordu. Sonuçta hayat bir şekilde devam etmeliydi. Acıkmadım ısrarım, Füruze Teyzenin sofrayı kurmamasına fayda etmemişti. Ben ise yemekten ziyade Füruze Teyzenin  benimle ne konuşacağını düşünüyordum ve bu konuda hiç bir fikrim yoktu. Yemek sofrasından kalktık. Ardında çaylarımızı yudumlamadan biraz soğumasını beklerken Füruze Teyze konuya girdi.
“Oğlum Ozan dedi, yan komşumuzdan duydum, annen sana kız bakıyormuş.”
Aslında haksız da sayılmazdı. Annemin ısrarlarına daha fazla dayanamamıştım. Yaşım otuza yaklaşmış, mahallede neredeyse yaşıtım olan bekar kimse kalmamıştı.
Ben de “evet, annem çok ısrar ediyor” dedim.
“Ee haklı kadın. Oğlunun mürvetini görmek onun da hakkı,” dedi, Füruze Teyze.  Gözleri hafiften buğulanarak devam etti.
“Ah, ben de Taner’imin mürvetini görmeyi çok isterdim, lakin nasip değilmiş. Taktiri ilahi” dedi. Oğlum, “bak,” diyerek devam etti. Füruze Teyze.
“Aslıyı biliyorsun. Hani şu Taner’imin sevdiği kız. O helal süt emmiş biridir. Ailesini de yakinen tanırım. Çok iyi insanlar. Mademki oğluma kısmet olmadı, gel sana isteyelim,” dedi.
Bu sözler üzerine biran şaşırdım! Böyle bir teklifte bulunacağı asla aklımın ucundan geçmezdi. Bir an bu beklenmedik teklif karşısında, ne diyeceğimi bilemedim. Neyse ki çabuk toparladım kendimi.
“Olur mu hiç Füruze Teyze. Aslı Taner’in, arkadaşımın sevdiğiydi.”
“Olur oğlum olur. Taner rahmetli oldu. Kız ömür boyu bekar kalacak değil ya, illa ki biriyle evlenecektir. Düşündüm, yabancıya gideceğine bize gelsin. Sen de bir oğlum sayılırsın. Yoksa kızı beğenmiyor musun? Güzel kızdır hani?” dedi, çayını yudumlayarak.
“Bilakis, Füruze Teyze. Aslı çok güzel kız fakat Taner…”
“Oğlum Taner yok artık. Bu gerçeği kabullenmemiz lazım” dedi, iç çekerek.
“Hem kız beni ister mi ki?” dedim, kendi sesimden çekinerek.
“Senden iyisini mi bulacak. Hiç düşünme. Ben bir konuşayım” dedi elleriyle sırtımı sıvazlayarak.
“Anlaşıldı Füruze Teyze, sizden kurtuluş yok. Annemle, başımı yakacaksınız illa… Nasıl istiyorsanız, öyle yapın” dedim, çekinerek.
Füruze Teyzenin sevincini gözlerinden okuyabiliyordum. Aylar sonra Füruze Teyzeyi az da olsa neşeli görmek beni de mutlu etmişti. Belki de Füruze Teyze oğlunun sevdiği kızla evlendiğim taktirde beni de neredeyse oğlu kadar sevdiği için oğlunun ölümünden duyduğu acının bir nebze hafifleyeceğini düşünüyordu, kim bilir?
Aradan bir hafta kadar zaman geçmişti. Akşam iş dönüşünde Füruze Teyzeyle annem dışarıda oturuyordu. Tam yanlarına vardım ki birbirlerine bakıp tebessüm ettiklerini gördüm.
“Oğlum Ozan, gözümüz aydın. Oldu bu iş. Aslı ve ailesi ile de konuştum. Meğerse seni benden iyi tanıyorlarmış. Bu arada aslı bir itirafta bulundu. Taner’le birbirimizi sevmiş olmasaydık, istettiği takdirde Ozan’la evlenmeyi düşünebilirdim. O, çok düzgün bir delikanlı. İç çekerek, Taner de çok severdi Ozan’ı dedi. Seninle evlenmeyi düşünebileceğini söyledi,” dedi Füruze Teyze.  
O an karmaşık duygular içerisinde ne diyeceğimi bilemedim. Sevinç, üzüntü içinde çok şaşkındım. Şaşkınlığımı gizlemeye çalıyordum. Artık ben de Füruze Teyzenin bir oğlu olabilecektim belki? Aslı da gelini olurdu kim bilir?


Mehmet Şirin Aydemir

Mehmet Şirin Aydemir
Mehmet Şirin Aydemir
1974 Bitlis doğumluyum. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. 2018 yılında Radyobirnumara isimli ulusal bir radyonun düzenlediği şiir yarışmasında "Yitik Düşler Şehri" isimli  şiirim ile birincilik elde ettim. Otuzdan fazla edebiyat kültür sanat dergilerinde şiir ve öykülerim ile beraber, yüzü aşkın eserim yayımlandı, bunun yanı sıra bir çok yerel gazetede şiirlerim okurla buluştu, yine 2018 yılında çıkan Yaşayan Şairler Antolojisinde 4 adet şiirim ile  yer aldım. Türk sanat müziği formunda bestelenmiş güftelerim mevcut. Yerel bir radyo olan Boyabat Fm'de Programcı, Dj ve Sunucuyum. Şiir ve öykü alanında çalışmalarım devam ediyor.  Evli, üç çocuk babasıyım İstanbul'da ikamet etmekteyim.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.