ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Az Bulutlu

Kendi Aymazlığımız | Ahmet Karbeş

Ahmet Karbeş
Ahmet Karbeş Kimdir? Yazar, Şair: . Hüznü ben seçmedim, gönül verdiklerimden miras kaldı.

Büyük İnsan(sız)lığımız!

Ben nerede görsem tanırım

Bu büyük insan(sız) lığı!

Bu coğrafya da

Bu kötücül çağın iblisi

”nin,

Nabzını kendi elleriyle tutan,

Ve de yaşatmak için

Damarına,

Kendi kanından

Canından

Ömründen

Emeğinden

Kendi elleri dilleri

İğdiş edilmiş

Tutsak iradeleriyle

Serum yapan

O krater ağzından

Lav gibi yakıcı

Kahredici

Bencillik,

“Adam sen de”cilik akan,

Akıtan..

Her daim

Sosyologları

Filozofları

Psikologları

Ve hatta ekonomist blokları

Bile

Şaşırtan

-Hem ezilen olma

Hem de ezene destek olma- gibi,

Korkak

İkircikli

Kaderci

Ebleh halleri,

Halleriyle

BÜYÜK İNSAN(SIZ)LIK

Yerlerde sürünür,

Gayda kuyularının

Fosseptiğine itilir,

Çamurlara bulanır,

Ötelenir de

Yine de

-VAR- ‘mış

Gibi yapılır

“BÜYÜK İNSAN(SIZ)LIK” !

Evet;

Her çağda

Her kara parçasında

Değeri kaybolmayan bir mücevher

Kıymeti bilinmeyen cevher gibidir

Yaşamı,

Dirimi taçlandıran,

Varlığı anlamlandıran..

Düşürüldüğü

İtildiği

Atıldığı her berbat koşuldan,

Mecradan,

Şarttan,

Pırıl pırıl ışıklarıyla

İnsanı

Ruhları yıkayan,

Yani göynümüzü

Yaşamı aydınlatan,

İNSAN olduğumuzu hatırlatan,

Bizleri kâh sevinçten

Kâh utançtan ağlatan

Ağlatan

Ve de sinsice aldatan

Ah o insan(sız)lar!

Biteviye

Çiğneyip geçerler üstünden

O MALUM KİŞİ şişmiş doyumsuz iştahlarıyla

Vicdansızlıkları’ndan

Şeffaf bir tülden

Perde inmiş ölü gözleriyle

Ve

Görür görmez

En utanmaz

Aymaz

Bir

“VAH VAH”,

Kaçamak

Büyük insan(sız)lık halleriyle

Hızlıca da bir U dönüşü yaparlar

Ki;

Kesintiye uğramasın orta oyunu,

Perde kapanmasın

Kendisinin oynayıp yönettiği,

Kader diye diye

Hem şak-şaklayıp

Hep şikayet ettiği,

Ama

Yönetenlerini,

Yöneticilerini kendisinin seçtiği

İlahî komedya sahnesini!

İster ki,

Betimlesin hep böyle

Kendi kendini

Ve

Ulu Manitû’nun sahte kederini..

Aslında

Çoktaaaan -EKS- olmuş

Kendi ölü bedenini!!

23:Nisan:2021

Ahmet Karbeş

-******-

|<Bu şiirimi ithaf ettiğim tiyatrocumuzun öyküsü:

İSRAFİL PARLAK’I KAYBEDELİ 1 YIL OLMUŞ

(SANATÇILARIMIZI DUYAN VAR MI???)

Kars’ta, Köprü Sokak’ta, mütevazı bir ev…

Günlerden Cuma.

Takvimler 17 Nisan 2020’yi gösteriyor.

Evin önünde bir kalabalık var. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, meraklılar, ekip otosu, ambulans…

Gürültünün içinde bir sessizlik, sessizliğin içinde bir çığlık, çığlığın içinde bir ceset var.

Çocuklardan biri, ayağındaki naylon terlikleri sürüyerek, sokağın bir başından öbür başına koşuyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyor:

“Tiyatroooocuuuuuuu Ölmüüüşşşşşşşş….Tiyarooooocuuuuuuu Ölmüüüşşşşşş..

Pencereler, kapılar aralanıyor ama gözler ve kalpler kapalı.

Telefon kameraları kayıtta…

Fotoğraf ve videolar çekilip, eşe dosta, sosyal medyaya gönderiliyor.

Ocaktaki yemek taşıyor.

Fırındaki börek yanıyor.

Bardaktaki çay soğuyor.

“Bir buçuk metrelik mesafeyi koruyun lan sayın sokak sakinleri.” anonsları duyuluyor.

Oysa insanlar uzun zamandır kilometrelerce uzak birbirlerine!

Tiyatrocunun ölü bedeni ambulansa taşınıyor.

“Kesin Coronadan ölmüştür” diyor, takma dişlerini evde unutan kadın.

Yanındaki adam daha da çok bilmiş.

“Yok sanmam” diyor “Tiyatrocu muymuş neymiş. Bunlar çok içerler. Kesin fazla içkiden gitmiştir.”

“Kalp krizi” diyen de var kalabalığın içinde “Zehirlenmiş.” diyen de.

Bu sırada taşınan cesedin ceket cebinden bir kimlik düşüyor yere.

Adı: İsrafil

Soyadı: Parlak

Ana Adı……..

Baba Adı………..

Ambulansın kapıları kapatılıyor.

Ve raporlara not düşülüyor.

“ÖLÜM SEBEBİ: İNTİHAR“

İsrafil ömrünü sahnelere adamış bir tiyatro emekçisi.

Yıllar boyu yazmış, oynamış, yönetmiş. Sırtında dekor, kostüm, ordan oraya savrulmuş durmuş.

Gün olmuş alkışlarla doyurmuş karnını, gün olmuş açlığın koynunda sabahlamış.

Umut etmiş, düş kurmuş, inanmış, direnmiş, sevmiş, düşmüş, kalkmış, bir daha düşmüş, bir daha kalkmış, yine umut etmiş, yine düş kurmuş, yine inanmış, yine direnmiş…

Düşmüş,

Kalkmış,

Düşmüş,

Kalkmış,

Düşmüş,

Kalkamamış…

Bilen bilir, ağır işçiliktir bu saydıklarım. Yorar insanı, yıpratır, yaşlandırır.


İsrafil’in de kalbi yorulmuş.

Ben de şiirlere not düşüyorum.

“ÖLÜM SEBEBİ: İNSANSIZLIK!“

İsrafil 1999’larda Kars’ta, CHP’li Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu ve Osman Kavala’nın katkılarıyla kurulan Kars Sanat Merkezi’nin sanat yönetmenliği görevine getirilmiş. İsrafil, zaten sanat aşığı bir adam, sıvamış kolları, başlamış ardı ardına güzel işler yapmaya. Yanındaki sanat emekçileriyle birlikte, tiyatro, bale, fotoğraf ve resim kursları başlatmış. Bir heyecan, bir mutluluk ki, sormayın gitsin. Dile kolay………

Belki de ilk defa İsrafil‘in „İşte şimdi oldu. Artık yalnız değilim.“ dediği anda, seçimler yapılıyor ve belediye yönetimi AKP’ye geçiyor. Peki, AKP’Li başkanın ilk icraatlarından biri de ne oluyor dersiniz?

Evet.

Kars Sanat Merkezi’ni kapatmak!


İsrafil yıllar sonra yine düşüyor.

İşte bu düşüş de onun son düşüşü oluyor. Ne kadar çabalasa da, ayağa kalkamıyor.

Parasızlık, sanatsızlık, insansızlık derken İsrafil düştüğü yerde kalıyor.


Kars’ta, Köprü Sokak’ta, mütevazi bir ev.

Günlerden Cuma.

Takvimler 17 Nisan 2020’yi gösteriyor.

Evin önünde bir kalabalık var. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, meraklılar, ekip otosu, ambulans…

Gürültünün içinde bir sessizlik, sessizliğin içinde bir çığlık, çığlığın içinde bir ceset var.


Çocuklardan biri, ayağındaki naylon terlikleri sürüyerek, sokağın bir başından öbür başına koşuyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyor:

“Tiyatroooocuuuuuuu Ölmüüüşşşşşşşş….Tiyarooooocuuuuuuu Ölmüüüşşşşşş…“

Kimseler duymuyor.

Herkesin çok işi var.

Herkes azar azar tükenmekle meşgul…


“Birbuçuk metrelik mesafeyi koruyun lan! Sayın sokak sakinleri.” anonsları duyuluyor.

Oysa insanlar uzun zamandır kilometrelerce uzak birbirlerine!


Perde kapanıyor.

Gurur ayağa kalkmış İsrafil’i alkışlıyor.

t a m e r d u r s u n

#tamerdursun

Görsel: Murat Aydın)

———-

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.