ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay °C

En Hayırlı Çocuğum Sensin Ceren | Nermin Akkan

29.11.2021
211
A+
A-
En Hayırlı Çocuğum Sensin Ceren | Nermin Akkan

      İlk doğduğu, henüz kabullenme aşamasında olduğum günlerdeydi. Susuz dönüyordu yüreğimdeki değirmen çarkı o günlerde. Gıcırtısı göğü rahatsız etmiş olacak ki melekler bir film izletme ihtiyacı duydular bana.

      Sorgulu gecelerimin birinde uykuya henüz dalmıştım ki, evrenin her yerinden egzotik bir eko eşliğinde derinden bir ses “Senin en hayırlı çocuğun Ceren.” Demeye başladı. İsim telaffuz etmiyordu hiç, ama ben kast edilen kişinin Ceren olduğunu biliyordum ki beyaz bir kundağa sarılı divanda yatıyordu o da.

      Dudak büküyor, burun kıvırıyorum “Bu mu?” diyor Ceren’i işaret ediyorum o zaman

       Aynı ses “Evet” diyor ve ben omuz silkiyor ” Assss….” diyorum.”Bu mu hayırlı?”

       “İspat edeyim ister misin?” ses buyurgan aynı zamanda.

      “Nasıl?” diyorum sorusuz sorguyla.

      ” İyi bak, dikkatle izle” diyor ses, karşıma büyük bir akvaryum koyup.  

   Bakmamı istedikleri yöne başımı çeviriyorum. Büyücek bir akvaryum var karşımda içi su dolu.

     Beni bir koltuğa oturtuyorlar ve ” İzle” diyorlar. Ses her yerden geliyor sanki. Akvaryum ile aramda teller var bi dolu ve  bu tellerle manyetik bir ilişki oluşuyor alvaryumla aramda. Bakıyorum, akvaryum berrak dalgalı hafiften hafiften.Denizin dibi bi dolu balık, yosun, envai çeşit yaratık, ancak hepsi ölü. Ben şaşkın şaşkın bakarken Ceren’i kucağıma veriyorlar. Ve Ceren’den akvaryuma geçen enerjiyle birlikte ansızın bütün balıklar canlanıp yüzmeye başlıyorlar. Yosunlar boy veriyor ve akvaryum cana geliyor toptan.

  Benim şaşkın bakışlarım arasında ses her yerden gelmeye başlıyor ve “Gördün mü?” diye soruyor.

   Omuz silkiyorum yine

“Tesadüf” diye mırıldanıyorum.

    Ceren’i kucağımdan alıyorlar hemen. Ve akvaryumdaki herşey ölüyor yeniden. Ben hâlâ ikircikli bakıyorum ortama.

     Kucağıma veriliyor Ceren, akvaryum canlanıyor, kucağımdan alınıyor Ceren, akvaryumdaki tüm canlılar ölüyor.

    Ta ki ben “İnandın mı?” sorusuna “Evet inandım, inandım” diyene kadar.

     Yüksek sesle “Evet inandım” derken kan ter içinde uyandım. O kadar gerçek o kadar netti ki gördüğüm rüya, yeniden görmek için gözlerimi dört açtım kapatarak.

    Yüreğim gümbürdüyor aklım karmakarışık ve dilimde “İnandım evet, en hayırlı çocuğum Ceren” cümlesi sıçradım yerimden ve koşup Ceren’ i beşikten aldım koyun koyuna yattık. Ceren arada bir gözümden yüzüne damlayan incileri toplamak için ellerini yüzünde gezdiriyordu ki sabah ezanı okundu.

  Tüm inanımla namazıma iki rekât da Ceren kaynaklı şükür namazı ekledim.

   Ve ben otuz yedi yıldır, beni en az üzen ve en çok mutlu eden çocuğumun Ceren olduğu bilinciyle ne zaman sıkıca sarılsam ona aynı şeyi aynı inanla söylerim. 

  “BENİM EN HAYIRLI ÇOCUĞUMSUN CEREN!”

Nermin Akkan
Nermin Akkan
Nermin Akkan, Hece Mavisi (2018), Ayrıksı Çiçekler (2019), Cerensiz Olmaz –Anne ile Kızın Uzun Yolculuğu- (2019), Yayla Rüzgârı (2020) ve Kimsesiz Şiirlei’nden (2021) sonra altıncı eseridir. 1971’de birlikte çatısı altına girdiği Tokat Öğretmen Okulu yıllarında şiirleriyle tanıdığı, ama derste yaptığı - kimsenin aklına gelmeyecek dil oyunlarıyla örülü esprilerinden dolayı, ilerde Ahmet Haşim kalemiyle yazılmış mizah bulutlarından aldığı nemi serpen bir deneme yazarı olarak göreceğimizi düşünmüş. Şimdi onun görebildiği yazıları, aradan geçen uzun yıllar boyunca o kalem daha nice mürekkeple karşılaşsa da hepsini silerek kendine özgü karakteristik yazıyı ortaya çıkarmaya çabalamış. Çabanın ne kadar şuurlu olduğu hakkında fikir yürütebilmek metinlerin iç dünyasındaki cehennemî kavuruculuğun da serinletici “yayla rüzgârlarının da kalbe aktığı ilham dönemlerinden okuyucuya vardığı son güne kadarki kılık değiştirmelerini bilmek gerekir. Bu ancak yazdıklarını bir kitap için biriktirmek yerine peyderpey yayımlamayı seçen kalem erbâbı için denenebilecek bir yoldur.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.