ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 17°C
Az Bulutlu

Adil Okay’ın ‘Tuhaf Buluşmalar Metrosu” Hakkında | Seyit Oktay

Adil Okay’ın ‘Tuhaf Buluşmalar Metrosu” Hakkında | Seyit Oktay

        Yaşam, aşk, kadın-erkek ilişkiler, sevmeler, beklentiler, umutlar, umular, umulanlar, unutulanlar, unutulmayanlar… Ve şizofreni…

   Bir çırpıda okudum Adil OKAY’ın Klaros Yayınları’ndan çıkan ‘Tuhaf Buluşmalar Metrosu’ adlı tiyatro oyununu ve bir daha okumak istedim. Sonra gözlerimi kapadım, düşlerimdeki hayal tiyatromda sahneledim. Beğendim, tadı dimağımda kalan, nehir akışkanlığında, pınar berraklığında, su şeffaflığında… Hiç zorlamadan, süslemeden, abartmadan biraz seçkinlik katabilmek için tercih edilmiş kimi zengin göndermeler ve anıştırmalar, insanın duygularını okşayan analojilerle güçlendirilmiş. Çağımızda yaşanan sığ ve neredeyse cinayetle özdeşleşmiş kadın-erkek ilişkilerine derinlikli ama bir o kadar da naif bir dokunuş gerçekleşmiş.

Ve merak ettim. Acaba toplumu esir alan şu kütlesi ve hacmi küçük ‘t’ ye ve bir avuca sığan ama gerçekte etkisi kocaman olan büyük ‘T’ den daha devasa olan telefondan vakit bulup da böylesi diyalog ve konuşmalara zaman ayıran insanlar hâlâ var mı? Kelimeleri ve anlam yüklü cümleleri, sessizliğin, dilsizliğin ve manasızlığın ıssız ve uzak adalarına yollayan mevcut insan profili, lanetli modernite çukurunda debelenen, neredeyse koca bir yalnızlar ordusuna dönüşmüş toplumda bireyler konuşacak, birbirlerini dinleyecek kadar zaman ayırıyorlar mı? Kendilerine, birbirlerine…

Kadın-erkek, ana-baba, kardeş ve nihayet eş, yere-göğe sığmayan ama bir çırpıda tükenen, bir atımlık barut kadar ateşi ve ömrü olan aşklar, ilişkiler ve buluşmalarda ‘sözün’ hâlâ kıymeti kalmış mı?

Söze anlam katan iki şey vardır: Mana ve duygu! Bunlardan haberdar olan kıymet verir söze ve ilişki; anlam ve duygu yüklü söz paylaşımından başka nedir? İnsanı insan yapan, toplum olmasını sağlayan da bu ilişkiler toplamıdır.

Bu güzel ve anlamlı tiyatro eseri bunların zorunluluğunu ve gerekliliğini hatırlatıyor. Hatırlama; unutmayı ve unutarak yaşamayı erdemli edim olarak benimseyenler için anlamsız bir teferruattır. Oysa hatırlamak yaşatmaktır.

Aşk öyle güzel ki, öyle müstesna ki, kaldı mı ki? Hâlâ yaşanıyor mu ki? Aşk bir mucize, muhteşem bir cezire (ada). İnsan farkında mı ki? Aşkı hatırlatıyor eserinde Adil Okay, bekleyen ve beklenen arasında yaşanan o şahane gerilimde. Bekleyen bekleneni keşfediyor tesadüfler denizinde. Oyun, insanın içini ısıtan, dokunaklı, sevgi yüklü diyaloglarla bezenmiş. Herkesin kendinden, hayatından ve ilişkilerinden bir şeyler bulabileceği bir hikâye, hikayemiz.

Okay, ustalıkla, mahirane, incelikle ve hassas bir dengede ele almış ilişki denilen o görünmez ama her şeyi, herkesi birbirine bağlayan bağı. Kim Leyla kim Mecnun hiç önemi yok. Bütün mesele hayatı sevmede.

Hemen sahnelenmeli. Bir an önce tiyatrolarda gösterime girmeli. Son yıllarda okuduğum en özel metinlerden biri. Şu hayatta birbirimize daha çok zaman ayırmamızı ve bunun ne kadar önemli olduğunu anlatan zihinsel bir şölen.

Durmak, düşünmek, düşlemek ve birbirimizin içine kayıtsızca düşmek için bir fırsat bu tiyatro metni.

Anormal yalnızlığımıza, sürreal duygularımıza ve sanal seyrimize şizofren bir eleştiri. Şizofrenin lügat karşılığı, yarılmaya eğer, gerçek ve sanal arasında yarılan zihnimize, kişilik ve karakterimize, bunun yansıdığı ilişkilerimize şizofren bir uyarlama. ‘O sensin!’, ‘Hayır değilim!’ ikilemine veya denklemine hapsolan sınırsız ilişkiler uzamına açan bir çıkış kapısı.

Paranoyanın sıradanlaştığı, bağların zayıfladığı, duyguların eridiği, düşüncenin ise göç yollarında tükendiği bir çağın doğurduğu cinnet ve cinayet yüklü kadın-erkek ilişkilerine bir cevap, bir eleştiri.

Her gün birden fazla kadının canavarca ve hatta hunharca katledildiği, sevginin adının kirletildiği, aşkın haraç-mezat satıldığı bu ilişkiler cehennemine karşı soluk almak gibi, bir vaha gibi; içinde esprinin, şiirin, düşüncenin, sanatın, müziğin, empatinin, sempatinin, duyarlılığın, nezaketin, zarafetin, özgür ve eşit yaşamın, adalet duygusunun, umudun, güzelin, iyinin, nüktenin, tatlı bir sevgi atışmasının ve esintisinin olduğu, olması gerektiğini hatırlatan, gösteren, özlemini duyduğumuz ilişkilerin ipucu gibi okunabilir Okay’ın eseri.

Yazar, sanatçı, aydın Adil OKAY’ın tiyatro metni olarak hazırladığı bu kitabı, bir an önce sahnelerde oyun olarak görmek ümidiyle. Ancak siz yine de bir çırpıda, bir nefeste okunacak ve gerçekten yüreğinizden, sevginizden, ilginizden sizi yakalayacak ‘Tuhaf Buluşmalar Metrosu’ adlı kitabı mutlaka edinin ve okuyun diyorum. Hayatınıza ve ilişkilerinize dair çok şeyler çağrıştıracak ve sorgulatacaktır.

            Tanımak paylaşmaktır, paylaşmak anlamaktır, anlamak sevmektir.  

            Tuhaf ama güzel buluşmalarda görüşmek ümidiyle.

Eylül 2021

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane. TOKAT

 

Künye: Tuhaf Buluşmalar Metrosu, Oyun 2 Perde, Adii Okay, Klaros yayınevi, 2021.

 

            Yaşam, aşk, kadın-erkek ilişkiler, sevmeler, beklentiler, umutlar, umular, umulanlar, unutulanlar, unutulmayanlar… Ve şizofreni…

Bir çırpıda okudum Adil OKAY’ın Klaros Yayınları’ndan çıkan ‘Tuhaf Buluşmalar Metrosu’ adlı tiyatro oyununu ve bir daha okumak istedim. Sonra gözlerimi kapadım, düşlerimdeki hayal tiyatromda sahneledim. Beğendim, tadı dimağımda kalan, nehir akışkanlığında, pınar berraklığında, su şeffaflığında… Hiç zorlamadan, süslemeden, abartmadan biraz seçkinlik katabilmek için tercih edilmiş kimi zengin göndermeler ve anıştırmalar, insanın duygularını okşayan analojilerle güçlendirilmiş. Çağımızda yaşanan sığ ve neredeyse cinayetle özdeşleşmiş kadın-erkek ilişkilerine derinlikli ama bir o kadar da naif bir dokunuş gerçekleşmiş.

Ve merak ettim. Acaba toplumu esir alan şu kütlesi ve hacmi küçük ‘t’ ye ve bir avuca sığan ama gerçekte etkisi kocaman olan büyük ‘T’ den daha devasa olan telefondan vakit bulup da böylesi diyalog ve konuşmalara zaman ayıran insanlar hâlâ var mı? Kelimeleri ve anlam yüklü cümleleri, sessizliğin, dilsizliğin ve manasızlığın ıssız ve uzak adalarına yollayan mevcut insan profili, lanetli modernite çukurunda debelenen, neredeyse koca bir yalnızlar ordusuna dönüşmüş toplumda bireyler konuşacak, birbirlerini dinleyecek kadar zaman ayırıyorlar mı? Kendilerine, birbirlerine…

Kadın-erkek, ana-baba, kardeş ve nihayet eş, yere-göğe sığmayan ama bir çırpıda tükenen, bir atımlık barut kadar ateşi ve ömrü olan aşklar, ilişkiler ve buluşmalarda ‘sözün’ hâlâ kıymeti kalmış mı?

Söze anlam katan iki şey vardır: Mana ve duygu! Bunlardan haberdar olan kıymet verir söze ve ilişki; anlam ve duygu yüklü söz paylaşımından başka nedir? İnsanı insan yapan, toplum olmasını sağlayan da bu ilişkiler toplamıdır.

Bu güzel ve anlamlı tiyatro eseri bunların zorunluluğunu ve gerekliliğini hatırlatıyor. Hatırlama; unutmayı ve unutarak yaşamayı erdemli edim olarak benimseyenler için anlamsız bir teferruattır. Oysa hatırlamak yaşatmaktır.

Aşk öyle güzel ki, öyle müstesna ki, kaldı mı ki? Hâlâ yaşanıyor mu ki? Aşk bir mucize, muhteşem bir cezire (ada). İnsan farkında mı ki? Aşkı hatırlatıyor eserinde Adil Okay, bekleyen ve beklenen arasında yaşanan o şahane gerilimde. Bekleyen bekleneni keşfediyor tesadüfler denizinde. Oyun, insanın içini ısıtan, dokunaklı, sevgi yüklü diyaloglarla bezenmiş. Herkesin kendinden, hayatından ve ilişkilerinden bir şeyler bulabileceği bir hikâye, hikayemiz.

Okay, ustalıkla, mahirane, incelikle ve hassas bir dengede ele almış ilişki denilen o görünmez ama her şeyi, herkesi birbirine bağlayan bağı. Kim Leyla kim Mecnun hiç önemi yok. Bütün mesele hayatı sevmede.

Hemen sahnelenmeli. Bir an önce tiyatrolarda gösterime girmeli. Son yıllarda okuduğum en özel metinlerden biri. Şu hayatta birbirimize daha çok zaman ayırmamızı ve bunun ne kadar önemli olduğunu anlatan zihinsel bir şölen.

Durmak, düşünmek, düşlemek ve birbirimizin içine kayıtsızca düşmek için bir fırsat bu tiyatro metni.

Anormal yalnızlığımıza, sürreal duygularımıza ve sanal seyrimize şizofren bir eleştiri. Şizofrenin lügat karşılığı, yarılmaya eğer, gerçek ve sanal arasında yarılan zihnimize, kişilik ve karakterimize, bunun yansıdığı ilişkilerimize şizofren bir uyarlama. ‘O sensin!’, ‘Hayır değilim!’ ikilemine veya denklemine hapsolan sınırsız ilişkiler uzamına açan bir çıkış kapısı.

Paranoyanın sıradanlaştığı, bağların zayıfladığı, duyguların eridiği, düşüncenin ise göç yollarında tükendiği bir çağın doğurduğu cinnet ve cinayet yüklü kadın-erkek ilişkilerine bir cevap, bir eleştiri.

Her gün birden fazla kadının canavarca ve hatta hunharca katledildiği, sevginin adının kirletildiği, aşkın haraç-mezat satıldığı bu ilişkiler cehennemine karşı soluk almak gibi, bir vaha gibi; içinde esprinin, şiirin, düşüncenin, sanatın, müziğin, empatinin, sempatinin, duyarlılığın, nezaketin, zarafetin, özgür ve eşit yaşamın, adalet duygusunun, umudun, güzelin, iyinin, nüktenin, tatlı bir sevgi atışmasının ve esintisinin olduğu, olması gerektiğini hatırlatan, gösteren, özlemini duyduğumuz ilişkilerin ipucu gibi okunabilir Okay’ın eseri.

Yazar, sanatçı, aydın Adil OKAY’ın tiyatro metni olarak hazırladığı bu kitabı, bir an önce sahnelerde oyun olarak görmek ümidiyle. Ancak siz yine de bir çırpıda, bir nefeste okunacak ve gerçekten yüreğinizden, sevginizden, ilginizden sizi yakalayacak ‘Tuhaf Buluşmalar Metrosu’ adlı kitabı mutlaka edinin ve okuyun diyorum. Hayatınıza ve ilişkilerinize dair çok şeyler çağrıştıracak ve sorgulatacaktır.

Tanımak paylaşmaktır, paylaşmak anlamaktır, anlamak sevmektir.

Tuhaf ama güzel buluşmalarda görüşmek ümidiyle.

 

Eylül 2021

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane. TOKAT

 

Künye: Tuhaf Buluşmalar Metrosu, Oyun 2 Perde, Adii Okay, Klaros yayınevi, 2021.

 

Adil Okay
Adil Okay
Adil Okay Kimdir… 1957’de Antakya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu ilde, yüksek öğrenimini Adana’da yaptı. Politik nedenlerden, Adana ve Ankara cezaevlerinde yattı. 12 Eylül darbesinden sonra  illegal yollardan yurtdışına çıktı. 1981-1982 arasında bir süre Lübnan’da Filistin kamplarında kaldı. 1983’te Fransa’ya yerleşti.  1984’te, sonraları adı Yazın olarak değişen ‘Direniş’ adlı derginin yayınlanmasına katkı sundu. Sürgünde yaşadığı süre içinde, ‘Mültecinin Bunalımı adlı öykü ve ‘Yeşillerini Giyin de Gel başlıklı şiir kitapları yayınlandı. Fransa’da iki arkadaşıyla beraber, ‘Fransa Postası’ adlı aylık dergi yayınladı. Yirmi yıl sürgünden sonra, dosyalarda zaman aşımından yararlanıp Türkiye’ye dönebildi.   TÜRKİYE’YE DÖNDÜKTEN SONRA 1999’dan 2018’e kadar 16 yeni kitap çalışması oldu. Özgür Üniversite’nin ‘Kavram Sözlüğü’ çalışmasına iki madde (Barış ve Burjuvazi) yazarak katkı sundu. Çalışmalarıyla 15. Ömer Seyfettin Öykü Yarışması ile 6. Hasan Bayrı şiir yarışmasında ödüle layık görüldü. 2012 Yılında da ‘Mersin 68’liler Derneği’nin ‘Onur Ödülü’nü aldı. İstanbul, Mersin, Antakya ve Samandağ’da “Konuşan Fotoğraflar” ile “Şair Kapıları” adını verdiği fotoğraf çalışmalarını sergiledi. Çeşitli sergilerde küratörlük yaptı. Karma sergilerde yer aldı. Çeşitli panellerde, ulusal ve uluslar arası sempozyumlarda değişik konularda tebliğler sundu.   Okay’ın yazdığı kitaplardan: Hançerini Ay Işığına Çalan Adam’ (şiir) 1999’da, ‘Yirmi Beşinci Saat’ (şiir) 2006’da, ‘12 Eylül Ve Filistin Günlüğü’ (anı-belgesel) ile ‘Konuşan Fotoğraflar’ (fotoğraf) 2008’de, (40 kentte sahneye konan 2 perdelik politik – belgesel oyunu) Karanlığın İçinde Aydınlık Yüzler−Ölülerimiz Konuşuyor’ Ütopya Yayınevi tarafından 2010’da yayımlandı. 2011’de ‘Kadın Gibi Kadın −Haykırış’  ile “Tekel İşçisi Bir Kadının Uyanışı”  adlı oyunları sahnelendi. 2012 yılında Sokak tiyatrosu olarak sahnelenen “Cumartesi Anneleri” adlı oyunu, Emeğin Sanatı yayınlarınca ‘e-kitap’laştı. Yine 2012’de “Eylül Kokusu” adlı şiir kitabı Ütopya Yayınevi tarafından yayımlandı. 2013 yılında “Ben çıkana kadar büyüme e mi – Görüş Günlerinde Büyüyen Çocuklar” Nota Bene yayınlarından çıktı. Bu kitap TBMM’nde 4. Yargı paketi tartışmalarında referans oldu. 2015 Yılında “Şair Kapıları” (Fotoğraf – şiir), 2016’da “Hapishanelere Esinti Yollayalım” (İnceleme) Ütopya Yayınevi tarafından yayımlandı. “Arkası Yarın – Bir Ayrılık Hikâyesi” adlı romanı, yazarın 18. Kitabıdır.Okay’ın yazdığı Tiyatro oyunları, Türkiye’nin birçok yerinde sahnelenmeye devam ediyor. İletişim: okayadil@hotmail.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.