ALTIN 487,38
DOLAR 7,9701
EURO 9,4633
BIST 1,1861
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sisli

Haftanın Hikayesi – Mürebbiye / Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
18.02.2017
575
A+
A-
Haftanın Hikayesi – Hüseyin Rahmi Gürpınar – Mürebbiye
Hüseyin Rahmi Gürpınar, “İnsan adaletinin yanında bir de vicdan adaleti vardır.” der ve ekler: “Umumi adaletin kefili mahkemeler, vicdan adaletinin hakimleri ise herkesin kendisidir.”
Adil bir dünya, ancak vicdanlarını dinleyenlerin sesini yükselttiği bir asırda mümkündür.
Hüseyin Rahmi Gürpınar – Mürebbiye & Şeytan İşi
Everest Yayınları, s.183-185
Hayriye Hanım, Muammer Efendi’ye bir kapı aşırı komşu, kimsesiz yaşlı bir duldur. Evinde yalnız başına oturur. Sevgili bir kedisi vardır. Şirin… Can yoldaşı, sırdaşı hep bu dişi hayvandır. Onunla koyun koyuna yatar, konuşur, dertleşir, beraber yerler, içerler. Dostu, çocuğu, hısımı, akrabası her şeyi bu kedidir. Dul kadının hayat boşluğunu refakatiyle Şirin doldurur.
Kedi hastalandığı zaman ona büyük bir itina ile kendi perhiz yemeklerinden, sancı, mide, romatizma ilaçlarından yedirir. Hayvanı helaya, diğer bazı insani âdetlere alıştırmıştır. Kedi bir akşam eve gelmese Hayriye Hanım elinde fener, kapı kapı dolaşır. Sokakları alt üst eder. Bahçe bostan demez, aramadığı yer bırakmaz. Görenlere, bulanlara kudretince müjdeler vaat eder. Gaybubetinin birkaç gün sürdüğü zamanlarda ağlar, sızlar, matem eder. Hocalara, bakıcılara, hüddamlılara başvurur. Kedisine bu kadar düşkündür.
Tıkır tıkır Hayriye Hanım’ın bahçe kapısı açılır. Alnında çatkı, gözler kıpkırmızı, üzüntüden rengi solmuş, avurdu avurduna çökmüş kadın görünür. Dolgun gözlerle incirin ta tepesinde azgın, aygır kedilerin ateşli nazarlarına hedef teşkil eden bir noktadaki sevgili kedisine bakar. Yaşlarını tutamaz.
Kadını görünce Muammer Efendi pencereden haykırır:
“Komşum Hayriye Hanım…”
Kadın baygın bir sesle:
“Efendim…”
“Bu ne hal?”
“Sormayınız efendi…”
“Senin Şirin mahalleyi ihtilale verdi. Bir kedini zapt edemiyor musun?”
“Ah ne mümkün… Efendi ne mümkün… Bir dişi kedim var. Başıma gelmedik cezire kalmadı. Bu vakitte kız evladı olanlara rabbim imdat eylesin.”
“İçeri al kepazeyi kapa bir odaya.”
“Kapadım. Fakat zapt edemedim. Kızgınlıkla kediciğimin kanı dondu. Huyu değişti. Büsbütün başka bir mahluk oldu. Evvelden beni sayardı. Benden korkardı. Şimdi yüzüme atılacak gibi vahşetler gösteriyor. Evvelden melek gibi bir hayvandı. Davayı bilirsiniz. Geçen sene Hatiplerin Ferhat’ı benim Şirin’in bikrini izale etti. Böyle komşu yere batsın. Benim kedimi yani Şirin’i-mi yavuklamak için inatlarına o erkek, o canavar kedilerinin adını Ferhat koydular. Benimkini berbat ettiler nihayet işte muratlarına erdiler. Nihayet işte ortaya düştü. Alışmış kudurmuştan beterdir derler… Ne fena bu ahlak bozukluğu. Kedilerde bile.”
Öbür tarafta pencereden saraylı hanım:
“Pek de öyle söyleme Hayriye Hanım… Senin Şirin de damlarda az fındıkçılık etmedi. Vallahi benim Tosun evliya gibi bir kedidir. Onu bile iki günde azdırdı. Şimdi bir türlü içeriye alamıyorum. Yemiyor. İçmiyor. Mırnav da mırnav…
Hüseyin Rahmi Gürpınar (17 Ağustos 1864- 8 Mart 1944 İstanbul)
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk Edebiyatının en önemli roman ve öykü yazarlarındandır.
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul’da doğdu.
Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı öykü ve romanları ile tanındı. Hikaye, oyun ve roman türündeki eserlerinin sayısı 54’tür.
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümanistik bir mizah dehasıyla anlatır. 5.ve 6’ıncı dönemlerde (1935-1943) Kütahya milletvekili olarak TBMM’nde bulundu. İstanbul’un çeşitli semtlerinde oturduktan sonra Heybeliada’ya yerleşmiştir. Hayatının son 30-31 yılını Heybeliada’da geçirdi. Hüseyin Rahmi Gürpınar, 8 Mart 1944’te Heybeliada’daki evinde zatürreeden yaşamını yitirdi. Heybeliada’daki Abbas Paşa Mezarlığı’na defnedildi.
Eserleri
Roman: Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, İffet, Metres, Tesadüf, Nimetşinas, Gulyabani, Cadı, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Utanmaz Adam, Deli Filozof, Sevda Peşinde, Hakk’a Sığındık, Kesik Baş, Kaynanam Nasıl Kudurdu, Ben Deli Miyim?, Efsuncu Baba, İnsanlar Maymun muydu?
Öykü: Kadınlar Vaizi, Katil Buse, Gönül Ticareti, Melek Sanmıştım Şeytanı, İki Hödüğün Seyahati, Eti Senin Kemiği Benim, Tünelden İlk Çıkış, Meyhanede Hanımlar, Namusla Açlık Meselesi.
Tiyatro: Kadın Erkekleşince, Hazan Bülbülü, Gülbahar Hanım, Tokuşan Kafalar.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.