ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay °C

Turgut Uyar’ın Anlatımlarından Bana Bulaşan | Canan Aktaş

10.01.2022
258
A+
A-
Turgut Uyar’ın Anlatımlarından Bana Bulaşan | Canan Aktaş

Annem derdi ki bazı insanlar için “iyi niyetli ,saf“ deme ”insaniyetli “de .Turgut Uyar’ı ilk okumaya başladığımda anlatımındaki insaniyetlik  bulaştı bana .Çünkü ondaki doğa ,insan ,şehir ilişkisi insanın okudukça dünyayla bağını güçlendirir.İnsanlığın kendi içinde de yalnızlaştığı şu günlerde Turgut Uyar’ın şiirleri yeni dünya insanının nasıl bir dünyaya bakması ve o dünyanın içinde sahiplenilecek ne kadar çok farklılık ve zenginliğin olduğunu anlatır bize .İçimizi rahatlatan bir söylemi  ,anlatımı vardır nedense kaptırıp gidersiniz .Senfoni şiirinde olduğu gibi:

 

“Kırk kere söyledim bir daha söylerim

Savaşta ve barışta, karada ve denizde

Düşkünlükte ve esenlikte

Zamanımız apayrı bize göre

Yanyana olduk mu elele

Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat

Sen yanımdayken ister istemez

Geniş meydanlarda akşam üstleri

Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.

 

Sen yanımdayken ister istemez,

Uzak ırmakları hatırlıyorum.”

İnsanın insanı sevmesi uzak ırmakları hatırlatacak kadardır çünkü.

Turgut Uyar’ın şiirlerindeki sıradan, günlük hayatın yapıp etmelerinin hayata kattığı önem ve anlam, bazı insanların hergün yaptığı vapura binmek ,kapı çalmak ,sevdiğini uyandırmak ,çay içmek ,göğe bakmak,vg .onun şiirinde  sıradan yaşamın rutinlerini farketmenin ,yaşadığını hissetmenin ve hayatın seslerini farketmenin ne kadar da önemli olduğunu anlatır bize.

“İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım”

“Şimdi otobüs gelir biner gideriz”

“Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,

Uykudan uyandırsam seni:

Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten.

Vapur düdükleri ötmededir.

Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz.

Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam…”

Sonra onda ki  sevmek eyleminin bir insanın bir insanı sevmesi, hayatı sevmesi ,doğa ve insan ilişkilerindeki içinize işleyen içinizi dolduran ,boşaltan ,hüzünlü ayrıntı aslında şiir yazma eylimi olan şairler için bir okuldur.Sevginin bir eylim ya da bir eylem olduğunu vurgulatan bu aklınızdan çıkmayan dizeler insanın kızgınlıkta ,küskünlükte ,uyurken ,uyanıkken yalnızlıkta ,yoksullukta da sevebileceğini anlatan dizeler kafanızın içindeki bu günün insanına ilişkin düşünsel kirliliği alıp götürür.

“Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum”

“Senin dudaklarında biriken kuruluk sevgilim

Bu yazdandır”

“sen beni sevdikçe ey yar derdim artar daima”

çünkü beni sevsen de güvenmezsin bana bilirim

ama artan her şeyle birlikte yanlışlık da artar

mesela her su gözyaşı olur

her dönem bir hazin geçiş

suya boşversem yanılsama

aya baksam bir bulut

sevgisizlikle birlikte yanlışlığın hükmü başlar”

Turgut Uyar’da dilin aşağı çekimi vardır .Derin bir hayat süzgeci ve felsefesinin altına gizlenmiş  derinlik, dile yansır.Okuyan herkesin çıkarsayacağı derinlik ,ulaştığı kişinin kafasında tekrarlanmış cümleler gibi kalır, bu şiirde ustalığı gelişmiş şairliğin göstergesidir.

Toplumsal olayların şiddetin yansıması Türkiye toplumlarına ve sisteme eleştirel bakış Uyar’ın şiirindeki bence en vurucu ve belki çağının en yetkin şairi olmasına yol açmıştır.  Bunun en yetkin örneği Divan’daki Yokuş Yola şiiridir. Zaten kendisi de şöyle söylemiştir .Dünyanın En Güzel Arabistanı ve Her Pazartesi şiirsel notlar dizisidir.Tütünler Islak,Divan,Toplandılar ,Kayayı Delen İncir  şiirler kitabıdır.

“güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan

dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

..

dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan

Kürdistan’da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar”

Bu dizeler anlatımın içselliğine denecek söz bulamayan bir çok şiir severe

toplumları ezen ,öteleyen ,katleden sistemlerin toplumları acıyla besleyen  nedenlerin toplamını,şiirin imgeselliğine oturtması ile  kopardıkları her dikenin altını kanatır, ondaki derin süzgeç ,değerlendirme ,düşünsel hafızanızda kalır.Toplumların dayatmacı  töre ve geleneklerine karşı durmak bir kaşınmayla eştir onda ,sürekli dayanılmaz bir kaşınmadır bu.

 

“ben ne güzel işerim güneşe karşı

arkamda medrese duvarı önümde çarşı

bir sürekli kaşınmadır yaşadığım

törelere ve alışkanlığa karşı”

“Kan sızıyor bir halkın dinmeyen uğultusundan”

 

Cemal Süreya’ya göre İkinci Yeni’yi dilde iç uyum  arayan bir girişim olarak nitelendirebiliriz  .Turgut Uyar bu iç uyumu şiirin ritmine yansıtmış aynı zamanda yenilikçi bir tarzda ritmi özgürleştirmiştir. Turgut Uyar’ da  belki bu günkü anlamda üç boyutlu bir anlatım vardır üç boyutlu ,katmanlı anlatım onun şiirinde görsel bir  tablo gibi karşınızda durur.Birbirine bağlantılı aynı zamanda farklı anlatımlar Picasso’nun hem aydınlatan lambası hem de savaşın katlettiği doğa, insan ,hayvanı  gibidir.  Aslında o insani değerleri anlatırken insani durumlardan yola çıkar bu anlatımını güçlendirir .Şiirinde kullandığı  zaman kavramı geniş zamandır .Aynı  zamanda şiirlerinde anın özelliğini kaçırmaz ,onu bir anlık anlatıp ,ona bir anlık baktırıp geçer.Bu şairin dikkatini nereye çekeceğini bildiğini hatta onu saklı bir mücevher gibi sunduğunun kanıtıdır okuyucuya. Geyikli Gece’de ki zaman  hiç bitmez mesela .Hep anlatılan bir gece gibi geçmeyen bir zamanda ki  gecedir Geyikli Gece.

 

“Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı

Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk

Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza

Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları

Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk

Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz

Bilir bilmez geyikli gece yüzünden

               Geyikli gecenin arkası ağaç

               Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü

               Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı”

Turgut Uyar’ın şiirinde ölümle içiçe geçmiş yaşam kavramı  yaşamın uyumsuzluğunun,yaşamda uyum aramanın aslında yaşama ilişkin olmadığının vurgusu  ,ölümde uyum aramaya götürür onu. Ölüm çünkü herkesin yaşayacağı kaçınılmaz sondur.Yaşarken insan uyumsuz ve kabülsüz olmalıdır . Kalabalıklar içinde yalnız insan imgesi ,yaşamanın şiirini yazma ,her dizesinde yaşama dair ne varsa açıklıkla belki mert ,birazda erkekçedir onun şiiri.Yaşarken karekteride böyleydi herhalde diye düşünmeden edemiyor insan.Çünkü şiirlerindeki karekterler ve iç konuşmalarda kendini ele veren bir şairdir o “şiirini yazdığınca yaşar” birazda.

“ ve birgün yalnız kalındı bütün ilişkilerde”

“ tarih bir hazin balkıma gibi

Biliyorum kafiyeyi bozduğumu

Başka şeyleri de bozduğumu.Ve biliyorum ki

Hüzün varsa içinde,bozukluk bile hoşuna gider Naci’nin

Biliyorum ki bozukluk bağışlanır,sevilir bile

İçinde bulunan herkesin ölmüş olduğu eski fotoğraflarda”

“Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan

Ne kadar acı geçmişse yaşayacağız

Hepsini yeniden, birbir dünyada

Dünyadan ve dünyayla sana sığınırım

Acılardan ve hüzünden değil

Kaçmalardan ve korkulardan değil

Çünkü bir güçtür sıcaklığın kollarıma

Çünkü kanları, kanları, kanları hatırlarım

Çünkü ölülerimiz toplanacaktır

Ve yüceltilecektir bir mavide”

Uyar’ın  şiiri bu kadar  toplumsal tavırlı ,insani durumlardan yola çıkan,insani değerlere baktıran insani ilişkileri anlatan toplumsal ve siyasal ilişkiler ve tercihlerden yola çıkan bir şiir olmasa belki bu kadar okunmazdı.Türkiyem’de tek tek yöreler ve şehirleri yazmış olsa bile anlatıma kendini  bu kadar bulaştıran bir şair olmasına seviniyorum ben çünkü o hep“Turgut kalk gidelim “dediğim bir dost oldu bana.

“Bu böyle devam edip gitmelidir Turnam,

Bütün yaratılmışlara selam salmalı

İyi günlerden,kötü yıllardan,bahardan

Gecelerin peşinde kaybolmuş diyarlardan..

Ah.Şimdi şu sessiz gecemde bana :

-Turgut,kalk gidelim,- diyen bir dost olmalı..”

Canan Aktaş

Kaynak :Büyük Saat YKY yayınları

Sonsuz ve Öbürü- Broy Yayınları

Türkiyem-Dost Yayınları

Kayayı Delen İncir- Can Yayınları

 

 

 

 

 

Canan Aktaş
Canan Aktaş
Canan Aktaş Kimdir? Yazar, 1968 Ankara doğumlu olan şair 1990’’de Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu.1993’den bu yana Londra’da yaşamaktadır.Şiirleri Varlık Dergisi,Düşün Dergisi,Yazın Dergisi,Mavi Dergisi’nde yayınlandı.Ayrıca Yazından Seçmeler ve Britanya Şairler Antolojisi adlı kitaplarda yer aldı.Şairin ilk şiir kitabı Tenimde Kırlangıç Uykusu 1999 da 1. Baskısı Ürün Yayınları’ndan ve 2001’ de 2. Baskısı Doz yayınlarında yayınlanmıştır .İkinci kitabı Bize Ait Olmayan Zamanlar 2016 Meşe Kitaplığı’ndan yayınlandı. Suret Defteri adında 3. Şiir kitabı 2021 de Klaros Yayınlar’ından yayınlandı.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.