ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Mevzi Sağanak

Romanda Anlatım Teknikleri | Necla Engin | Ferit Edgü

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  

… Romanda kullanılan anlatım teknikleri, yazarın anlatmak istediği öyküyü okuyucuya iletmesi için sahip olduğu tek araçtır. Peki romanda kullanılan bu anlatım teknikleri nelerdir? Romanda hangi anlatım türleri, biçimleri kullanılır? Roman nasıl yazılır konusunda da faydalı olabilecek bu teknikler örnekleriyle beraber incelenmiştir.

… Anlatım teknikleri öykü ve romanda konunun işleniş şeklidir. Betimleme tekniği, diyalog tekniği, portre tekniği romanlarda en çok ve eskiden beri kullanılan anlatım teknikleridir. Özellikle de klasik romanlarda bu anlatım teknikleri belirgin bir şekilde kendini göstermektedir.

… Modern romanda kullanılan anlatım teknikleri daha da çeşitlenmiştir. Modern anlayışı benimseyen yazarlar romanlarını da ister istemez bu anlayışla kaleme almışlardır.

… Özellikle de Freud’un psikanaliz yöntemi bunun somut örneğidir. Freud, anılarımızı, geçmişimizi bizim bugünkü duygularımızı, düşüncelerimizi ve kişiliğimizi belirleyen etkenler olarak görür. O yüzden modern romanlarda sürekli geriye dönüş tekniklerinin kullanıldığını görürüz.

… Postmodern romanda daha çok kullanılan anlatım teknikleri ise; üstkurgu (üstkurmaca), montaj tekniği, mektup tekniği, günlük tekniği gibi tekniklerdir. Yukarıda sanatçının düşünüş biçiminin eserini de ister istemez etkilediğini ifade etmiştik. Postmodern yazarlar da ‘’geleneği olduğu gibi ret eden’’ modernizmin aksine ‘’geleneği yeniden yorumlama arayışı’’na girmişlerdir.

… Bu arayış da onları eski eserlerden sürekli ‘’alıntılama’’ yapmaya bir nevi zorunlu kılmıştır. Postmodern yazarların bu ‘’taklitçi’’ anlayışından dolayı da ‘montaj tekniği postmodern romanda en çok kullanılan anlatım tekniklerinden biri olmuştur.

… Yukarıda listelediğimiz anlatım tekniklerini klasik romanlarda, modern romanlarda ve postmodern romanlarda görmek mümkün. Hangi tekniğin hangi romanlarda daha sıklıkla kullanıldığını ifade etmeye çalıştık. Yoksa postmodern romanlarda da bilinç akışı, leitmotif, tasvir, geriye dönüş gibi teknikleri görmek mümkün.

… Neyse konuyu fazla dağıtmayayım. J Aşağıda romanda/hikayede kullanılan anlatım teknikleri örnekleri ile detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Belli başlı anlatım teknikleri şunlardır;

Anlatma ve Gösterme Tekniği

… Kökenlerini Antik çağa kadar dayandırabileceğimiz ve 20. yüzyılda etkisini hala sürdüren iki temel anlatım tekniği vardır:

→ Anlatma Tekniği: Öykünün bir anlatıcı tarafından onun ve onun aracılığıyla anlatılması

→ Gösterme Tekniği: Herhangi bir aracıya başvurmaksızın doğrudan canlandırılması

Anlatma tekniği ile gösterme tekniği, okur üzerinde farklı etkiler bırakır. Anlatma tekniğinde okuyucu olayı, anlatıcının bulunduğu bakış açısından ve belirli bir mesafeden öğrenir. Burada okuyucunun yüzü anlatıcıya dönüktür ve olayları onun bakış açısından öğrenir. Okur, olup bitenleri dolaylı olarak, bir anlatıcı aracılığıyla yani ikinci elden dinlediği için herhangi bir duygu yoğunluğu yaşaması söz konusu değildir.

… Göstermede ise okur, dikkatini doğrudan olay ve kişiler üzerine yoğunlaştırmıştır ve onları seyretmektedir. Okur kendini kurgusal dünya içinde hisseder; çünkü olaylara anında ve bizzat tanık olmaktadır.

… Olayların dolaysız ve yorumsuz olarak verilmesi, anlatıma canlılık katan bir unsurdur. Böylece okurun kurgusal yapı içindeki kişi ve olaylarla daha kolay özdeşleşmesi sağlanabilir. Dolayısıyla bu teknikle okurun duygu yoğunluğu artırılmış olur.

Anlatma Gösterme Tekniğine Örnek:

Sabahattin Ali Neden Öldürüldü? Komünist olduğu için mi öldürüldü?

… Aşağıdaki bölümde anlatma-gösterme-anlatma uygulaması söz konusudur. Tırnak içinde verilen diyalog bölümleri gösterme, diğer yerler ise anlatma tekniğiyle kaleme alımıştır:

[Şimdi, yıllar sonra -Yirmi yılı aşmış, inanılır gibi değil- kahvenin yanında frambuaz likörü de var.

Odanın havasında alışılmadık bir ağırlık, bir uzaklık.

“Demek ki kürkçü dükkânına geri döndün. Bense kaçmaya çalışıyorum. Biliyor musun, en güzeli Afrika, Kenya mesela.”

“Sağlığın nasıl şimdi? Duyduğum zaman çok kaygılanmıştım.”

“Yaşıyorum ve topallayarak da olsa yürüyebiliyorum. Şimdilik bu kadarı yetiyor.”

“Yazabiliyor musun bari?”

“Yazamıyorum. Yazacak bir şeyim de yok zaten. İçim boş. Sıcak kumları, güneşi ve ılık denizleri özlüyorum sadece.”

Yine uzun bir sessizlik. Parolayı ikisi de hatırlıyor. Görünüşte her şey eskisi gibi. Yine bıraktıkları yerden başlayacaklar. Ayaklarını altlarına alarak oturdukları minderlerin üstünde, ara sıra onun küçük kahkahalarıyla kesilen bitmez tükenmez bir sohbete dalacaklar. Tablalar sigara izmaritleriyle dolacak, konyak şişesinin dibi görünecek, küçük odaya gece inecek ve ilan edilmemiş bir sıkıyönetimin olmayan gece yasağı, bir kez daha ihlâl edilecek.] (Hiçbiryer’e Dönüş, s. 89-90).

Tasvir (Betimleme) Tekniği

… Tasvir (betimleme) tekniği, resim sanatından edebiyata geçmiş bir anlatım tekniğidir. Bu teknikle, kurmaca içindeki kişilerin yaşadığı olayların geçtiği mekânlar ve eşya, kelimelerle adeta resmedilir.

… 19. yüzyılın ortalarından itibaren, mekânın insan üzerindeki etkilerinin keşfedilmesiyle tasvir tekniği estetik bir değer olarak rağbet görmeye başlamıştır.

Romantikler, doğa-insan ilişkilerine özel bir önem vermiş ve yapıtlarında bol bol doğa tasvirleri yapmışlardır. Tasvirin tekniğinin bilinçli olarak kullanılması, öznellikten kurtulup nesnel bir hale gelmesi ise realistler aracılığıyla gerçekleşmiş; tasvir, çevre-insan-eşya ilişkilerinin yansıtılmasında işlevsel bir öğe olarak kullanılmıştır.

… Tasvirin dünden bugüne giderek artan bir önem kazandığını söylemek mümkündür. Modern tahkiye, insan ve mekân tasvirine verdiği önem hususunda, klasik tahkiyeden ayrılır. Günümüzde “yeni romancılar”ın, yapıtlarında tasvire özel bir önem verdiği görülür.

… Modernist yapıtlarda tasvir, anlatılanları somutlaştırmaktan çok sezdirmek için yapılmıştır. Modern romancıların eserlerinde dikkati çeken tasvir örnekleri, resimden çok müzik etkisine sahiptir diyebiliriz. Göstermek, sahnelemek yerine sezdirmek.

… Edebi metinlerde bir anlatım aracı olarak tasvirin kullanılması kaçınılmazdır. Tasviri azaltmak mümkün olabilir; ancak tamamen ortadan kaldırmak etmek mümkün değildir. Tiyatroda dekor neyse, öyküde ve romanda da tasvir odur.

…Tasvir tekniği, anlatma esasına bağlı metinlerde çok önemli birtakım işlevleri yerine getirirler.

… Yazar, tasvir tekniğini kullanarak yapıtında hem mekân ile o mekânda yaşayan insan(lar) arasındaki karşılıklı ilişkileri yansıtır, hem de anlattıklarına bir gerçeklik görüntüsü katar. Ayrıca yazar, yaptığı tasvirlerle okur üzerinde belli bir etki yaratmayı da sağlayabilir.

… Edebi metinde tasvir, iki biçimde karşımıza çıkabilir: nesnel (objektif, realist) tasvir, öznel (sübjektif, romantik) tasvir.

… Dünden bugüne uzanan süreçte tasvir(betimleme) tekniği, en çok uygulanan yöntem olmuştur diyebiliriz.

Tasvir (Betimleme) Tekniğine Örnek:

… Başkahramanın gençlik yıllarında gittiği ve genellikle zenginlerin uğrak yeri olan Beyoğlu’ndaki kafenin tasvirinde, “kadın” ve arkadaşlarının o dönemin lüks mekânlarına ve varlıklı insanlara bakışı öğrenilmektedir:

“Duvarlarında dört mevsim tasvirlerinden ikisi vardı: İlkbahar ve sonbahar. ‘Belle Epoque’ üsluplu renkli fayanslardan. Masaları beyaz keten örtülü, fincanları, tabakları markalı, sandalyeleri marokendi. Küçücük, yoksul öğrenci bütçelerimize ağır gelirdi. Beyaz ceketli, siyah papyonlu garsonlar; beş çaylarını veya viskilerini ‘alan’ kalantor beyler, şık hanımlar, ünlü aydınlar yüzünden kendimizi Markiz’de eğreti, güvensiz, aykırı hissederdik.” (Hiçbiryer’e Dönüş, s.95).

Portre Tekniği

… Tasvir bir yer, bir nesne ya da bir varlığın özellikleriyle ilgili ayrıntılı bilgi verir. Bir kişinin tasvir edilmesine ‘portre’ adı verilir.

… Portre tekniğiyle kurmaca içerisindeki kişi(ler)in hem dış görünüşleri, hem de kişilik özellikleri gösterilebilir.

Portre Tekniğine Örnek:

… Ferit Edgü’nün Hakkari’de Bir Mevsim romanında anlatıcı, kendi yüzünü “portre” tekniğini kullanarak anlatır:

“Kocaman bir kafa. Beyzi bir yüz. Uzun, sarı saçlar. Kızıla çalan bir sakal, bıyık. Düzgün bir burun. Etli dudaklar. Çıkık elmacık kemikleri. Çekik gözler.”

Açıklama-Yorumlama Tekniği

… Burada yazarın ya da anlatıcının bir konu, olay, durum veya kişi hakkında doğrudan doğruya düşüncelerini bildirmesi ve değerlendirmelerde bulunması söz konusudur. Bu teknik daha çok yazar anlatıcılı metinlerde kullanılır.

… Klasik tahkiyede daha yaygın olan bu tavır, yazarın okuyucusunu bilgilendirme arzusundan doğmaktadır. Özellikle kendilerini toplumda bir yol gösterici bir öğretmen gibi yazarlar, eserlerinde olayların akışını durdurarak birtakım açıklamalar veya yorumlarda bulunurlar.

… “Açıklama” ile “yorumlama” arasında fark vardır.

… Açıklama; yazarın bilmediği bir konuda okuyucusunu objektif bir biçimde bilgilendirmesi; yorum ise herhangi bir konunun, daha çok kendi kanaat ve düşüncelerinden hareketle izah edilmesi, açıklanmasıdır. Her ikisinde de açıklama, bilgilendirme, bilinçlendirme söz konusudur; ancak ‘açıklama’ daha objektif iken ‘yorumlama/yorum’ daha subjektiftir.

… Açıklama-yorumlama tekniği, bir edebi metinde yazarın/anlatıcının herhangi bir konu, durum veya olayla ilgili olarak okuyucuyu önceden hazırlamak, metnin ya da mesajın daha iyi anlaşılmasını sağlamak için başvurulan bir yöntemdir.

Yorumlama Tekniğine Örnek:

… Ferit Edgü, At isimli öyküsünde, bir anlatım tekniği olarak “yorumlama” yönteminden de yararlanılmıştır:

“Tüm bunların boş bir çaba olduğunu, ona ulaşmanın olanaksız olduğunu biliyorlardı kuşkusuz. Ama bu edimlerini boş bir çaba olmaktan kurtaracak bir düşünceleri de olabilir: Bir geçitte kıstırmak ya da bir uçuruma doğru yöneltmek atı.’’

Açıklama Tekniğine Örnek:

“Kısa molalarla, yaklaşık dört saatlik bir yürüyüşten sonra göller bölgesine vardık. Coğrafyada bu bölgeye Hû Bölgesi adı verilir. Hû, bilindiği gibi, buradaki göllerin en büyüğüdür. Bu gölün çevresinde, büyüklük sırasıyla, Ko, Nor, Ozero gölleri yer almıştır. (Yukarıda da belirttiğim gibi, bütün bu göller krater gölleridir.) bu bölgeye niçin Hû gölünün adının verildiğini pek iyi bilmiyorum. Çünkü coğrafya nitelikleri yönünden daha çok dağlık bir bölgedir burası. Yurdumuzun en yüksek dağı, Ula buradadır.”

Montaj Tekniği

… Montaj, edebiyata film yapımcılığından geçmiş bir tekniktir.

… Montaj, yazarın gerçekliği çok boyutlu yansıtmak amacıyla çok çeşitli alanlardan hazır ifade kalıplarından yararlanması, bu kalıpları kendi romanının anlatım dokusuna ustalıkla monte etmesidir.

… Bu tekniği kullanan yazar, hazır metin parçalarını, metinlerarası birtakım göndergeleri, epigrafları, atasözlerini, deyimleri, efsaneleri vb. kendi metninin kompozisyonu içerisinde birer mozaik taşı gibi yerleştirir.

… Yazar, kendi metninde kullanacağı edebi alıntıyı seçerken, bunun metinde işlediği konuya uygun olmasına dikkat etmelidir.

… Montaj tekniği, özellikle Postmodernist öykü ve romanlarda “çoğulculuk” ilkesinin gerçekleştirilmesini sağlayan tekniktir ve bu anlamda “metinlerarasılık” anlayışıyla ilişkilendirilebilir.

… Metinler arasında çeşitli düzeylerde yapılan göndermeler, okur tarafından algılandığı ölçüde bir anlam kazanır.

… Bu tekniğin kullanılması, esas metne derinlik, çağrışım zenginliği, üslup çeşitliliği katar.

… Montaj tekniği edebi metinde farklı düzeylerde uygulanabilmektedir: Bir yazar, eserinin genel yapısında yer vermek istediği ‘hazır kalıp’ metne, orijinal haliyle yer vermek isteyebilir. Bir diğer uygulama da, montajlanan metnin yeniden yazılarak (dönüştürülerek) ‘mealen’ verilmesi yahut sadece sezdirme yoluna gidilmesidir.

… Montaj tekniği, Türk edebiyatında da çok sık kullanılan bir tekniktir.

Montaj Tekniğine Örnek:

… Oya Baydar’ın Hiçbiryer’e Dönüş romanında başkahramanın kocasının adada “kadın”a okuduğu şiir, Cemal Süreyya’nın “Şu da Var” isimli şiirinden alınmıştır, yani bir montaj yapma söz konusudur:

“Ben Uzun minareliyimdir doğma büyüme/ ne yapıp yapıp denizi görmek istedim”( Hiçbiryer’e Dönüş, s.52).

Leitmotiv Tekniği

… Leitmotiv (ana motif, anlamlı tekrar), bir alıntının ya da belli bir davranış biçiminin, belli bir özelliğin roman boyunca birçok kez tekrarlanması biçiminde kullanılan bir anlatım tekniğidir.

… Leitmotiv, aslında bir müzik sanatından edebiyata geçmiş bir terimdir. Müzikte, belli aralıklarla tekrarlanan seslerle, hem ritim ve hem de süreklilik elde edilir. Dolayısıyla dinleyen üzerinde hoş bir etki bırakılır. Bu imkândan yararlanmak isteyen romancılar, zaman içinde bu tekniğe rağbet göstermişlerdir.

… Bir sözcük ya da sözcük grubunun tekrarlanması, bir olay, durum ya da davranışın sık sık vurgulanması, anlatıma canlılık katan bir unsurdur. Yazarın, metninde uyandırmak istediği etkiye göre anlam kazanan leitmotivler, genellikle roman/öykü kişilerini karakterize etmek, belli olay ve durumların metin içindeki anlamını sağlamlaştırmak için kullanılır.

… Yazar veya şairler, leitmotiv tekniği ile öncelikle muhtevada sürekliliği sağlama amacı güderler. Eğer leitmotiv kahramana ait bir söz veya bir tavır olarak gerçekleşiyorsa, bu, o söz veya tavrın kahramanın çok belirgin bir yönünü karakterize ettiğinin işaretidir. Bunun da ötesinde leitmotiv, edebi metne simetrik ve estetik bir değer kazandırır.

Leitmotiv Tekniğine Örnek:

… Oya Baydar’ın Hiçbiryer’e Dönüş eserinin ilk bölümlerinde “kadın”ın karşılaştığı pek çok olumsuzluğa rağmen evliliğini yıllarca devam ettirdiği, ancak bir gün içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayarak evden ayrıldığı görülür. Bu durum başkahramanın romandaki son yenilgisidir ve ayrılırken bıraktığı “hoşçakal” notu ile birlikte hayatına yeni bir yol çizer. “Kadın” bu sözle bir anlamda o zamana kadar yaşadıklarına da veda eder. Bu yönüyle önem arz eden “hoşçakal” sözüne eserin birçok yerinde rastlanmaktadır. (Hiçbiryer’e Dönüş ,s. 18, 28, 29, 30, 43, 214, 222).

Bilinç Akışı Tekniği

… Bilinç akışı tekniği bir edebi metinde kahramanın kafasının içini okuyucuya doğrudan doğruya seyrettiren bir tekniktir.

… Bilinç akışı kaynağını bireyin kişisel ve öznel izlenimlerinden, dış dünyasının kendisinde bıraktığı etkilerden, çağrışımlardan, düşlerden, anımsamalardan alır.

… Bilinç akışı, bireysel varoluşun her türlü bağdaşımdan sıyrılmış niteliğini yakalamanın en elverişli yoludur.

… Bilinç akışı tekniği ile “öznel olan”ı, nesnel bir biçimde yansıtmak mümkün olmuştur. Bu teknik aynı zamanda romanda gerçeklik duygusunu da kuvvetlendiren bir işleve sahiptir.

… Bilinçaltı, zaman ve uzam kategorilerden sıyrılmış, hatta bunların çok üzerinde bir yapı sergiler. Bilinçte olduğu zamanın geçmiş – şimdi – yarın çizgisinde kronolojik olarak akması söz konusu değildir. Aksine tüm bu zaman birimleri, eşzamanlı olarak bilinçaltında bir arada bulunabilir.

… Bilinçaltında “an”lar ve “anı”lar, tüm gerçekliğiyle ve sürekli bir “şimdi” duygusuyla yan yana yaşarlar. Yaşam, iç içe geçmiş yaşantılar bütününden oluşmuştur. Yaşamı bu haliyle en iyi yansıtan teknik de bilinç akışıdır.

… Bilinç akışında bireyin zihninden geçenler; düzensiz, birbirinden bağımsız, tamamlanmamış cümlelerle adeta bir sayıklamayı andırır biçimde sergilenir. İnsanın iç dünyasının derinliklerinde yer alan gizli duygular, düşünceler ve dürtüler, sansürsüz bir biçimde dışa vurulur. Bu dışavurum, serbest çağrışım esasına dayalı olarak gerçekleşir.

Bilinç akımından yararlanmak isteyen bir yazar, özellikle şu üç unsuru dikkate almak, onlar aracılığıyla elde ettiği verileri özenle kullanmak zorundadır; zihni alan, söz sanatları, imaj ve semboller.

Bilinç Akışı Tekniğine Örnek:

… Aşağıdaki alıntı bilinç akışı tekniğine örnek olarak gösterilebilir:

—…Yalnızım o kadar yalnızım ki… camları kıracak kadar… onu gördüm… Gün… Onun saçarlı kuş tüyleri eski sarı… Ben… her şey… balıklar… elimde kaldı ve bir damla olsun kanı… Üstüme çullanmayın… zaten ben… Uzun acıtıcı kork-kork…Sarı… Gün… O da kırıldı… eskisi… acı n’olur..

İç Monolog Tekniği

… İç monolog (iç konuşma) tekniği, öykü karakterinin kendi iç sesi ile baş başa kaldığı, bir bakıma hesaplaştığı tekniktir.

… Bu teknik de, bilinç akışı gibi 20. yüzyılın kendisine ve topluma yabancılaşmış, başkalarıyla “diyalog” kuramayan, karamsar, yalnız insanının iç dünyasını yansıtmak için kullanılan bir tekniktir. Denilebilir ki, “monologlar çağı” sayılan 20. yüzyıl, ifadesini en iyi bu teknikte bulur.

… Bu teknikle anlatıcı aradan çekilir ve okuyucu, öykü ya da roman kişisinin iç dünyasıyla doğrudan karşı karşıya gelir. Dolayısıyla bu teknikte göstermenin esas olduğunu söylemek mümkündür. Okur, öykü veya roman kişisini, kendi cümleleriyle ve birinci elden tanımış olur. Bu durum, gerçeklik duygusunu da güçlendirir.

… Öznel gerçekliği yakalama çabalarında en çok yararlanılan modern anlatım yöntemi iç monologdur.

… İç monolog, bilinç akışından farklıdır. İç monologda kişi, karşısında biri varmış gibi belli bir düzen çerçevesinde konuşur. Cümleler akla ve dilbilgisi kurallarına uygundur. Dil, doğal ve yalındır.

İç Monolog Tekniğine Örnek:

… Oya Baydar’ın Hiçbiryer’e Dönüş romanında Kadın”, kocasına “hoşçakal” yazılı bir not bırakarak gider. Bu gidiş üzerine adamın aklından karısıyla yaptıkları ve ilişkileriyle ilgili düşünceler geçer. Adamın karısına hitaben kendi kendine konuştuğu bölümler yazar tarafından uzun bir iç monologla verilmiştir. Bu bölümden bir parça aşağıda verilmiştir:

“Kavuştuğumuz için alabildiğine mutluyduk. Sürgünümüzün romantizm dolu, şiirli günlerindeydik. Serâpa coşku ve umuttuk. Tarihin tekerleğinin tersine dönmeyeceğine inanıyorduk. Tarihte çoğu kez görüldüğü gibi, yenilgi değil, son kavgaya ve zafere hazırlanmak için, geçici bir geri çekilmeydi yaşadığımız. Aramızdaki bağlar henüz aşınmaya başlamamıştı; kalelerimiz henüz çökmemiş, inançlarımız sarsılmamıştı. İnsanlığın büyük macerasının şanlı bir kesitinde, tarihin, nedense hep ileriye doğru olduğuna inandığımız akışını hızlandırmakla görevli öncülerdik, tarih yapıcılardık. Hayatımız kadar aşklarımız da bu önüne geçilmez akışın parçasıydı; onunla güçlü ve anlamlıydı.” (Hiçbiryer’e Dönüş, s. 33).

İç Çözümleme Tekniği

… İç çözümleme (tahlil), roman veya öykü kişilerinin ruhsal durumlarının, zihinlerinde olup bitenlerin aktarılabilmesi için kullanılan bir tekniktir. Böylece insan gerçekliğini daha derinden yakalamak ve okura iletmek amaçlanır.

… İç çözümleme tekniğinde öykü veya roman kişilerinin iç dünyası, duygu ve düşünceleri yazar-anlatıcı tarafından anlatılır. Anlatıcı, zaman zaman araya girerek öykü veya roman kişisinin ruhsal durumunu tüm yönleriyle, kendi bakış açısına göre okuyucuya tanıtır.

… Bilinç akışı tekniğiyle de karıştırılabilen iç çözümleme tekniği, gösterme değil, anlatma esasına dayalı bir tekniktir.

… İç çözümlemede söz, anlatıcıya aittir ve kahramanın iç dünyası bize onun tarafından anlatılır. Şuur akımında ise anlatıcı, okuyucu ile kahraman arasından çekilir ve kahraman iç dünyasını doğrudan doğruya, kendi diliyle bize anlatır. Dolayısıyla şuur akımı, tahkiye değil, bir tür gösterme/sahnelemedir.

… İç çözümleme tekniği, roman ve öyküde en sık başvurulan tekniklerden biridir.

İç Çözümleme Tekniğine Örnek:

… Oya Baydar’ın Hiçbiryer’e Dönüş eserinde anlatıcı, “kadın”ın aldatıldığını öğrendiği zaman içine düştüğü durumu iç çözümleme tekniğiyle anlatır:

“Çevresi av köpekleriyle sarılmış yorgun, yaralı bir hayvanın, dehşet ve umutsuzluk dolu, ıslak, çılgın, çaresiz bakışı. Peşinden kovalayan avcılardan ve köpeklerden kaçan, bir an kurtulabileceğini sanan, sonra gerçeği kavrayan bir dişi geyiğin, ön bacaklarını büküp yere çöktüğü andaki çaresizliği, teslimiyeti…” (Hiçbiryer’e Dönüş, s. 22).

Diyalog Tekniği

… Diyalog (ikili konuşma, karşılıklı konuşma) tekniğinin, kişilerarasında geçen ya da kişinin kendi kendisiyle konuşması biçiminde gelişen iki türünden söz edilebilir: “iç diyalog, dış diyalog.”

… İç diyalog’, bir anlamda ‘iç monolog’a benzer. Roman kahramanının doğal olarak içinde bulunduğu psikolojik duruma göre kendi kendisiyle -sanki karşısında birisi varmış gibi- konuşması, tartışmasıdır. ve bireyin içindeki iki farklı duygu, düşünce ya da eğilimin temsil edilmesi söz konusudur.

… İç diyalog tekniğini bilinç akışı tekniğiyle de karıştırmamak gerekir.

… İç diyalog tekniğinde “konuşmalar dilbilgisi kurallarına uygundur.

… Herhangi bir bilinç akışı görülmez dolayısıyla iç diyalog, bilinçaltında değil, bilinç düzeyinde gerçekleşir.

Diyalog Tekniğine Örnek:

… Aşağıda verilen diyalog örneğinde yazar konuşmalar arasında kendini gösterir. “Kadın” ve çocukluk arkadaşları ölen arkadaşlarının cenazesinden sonra bir yerde oturup sohbet ederler. Yazar, bu diyalog bölümünde konuşma çizgisinden ziyade tırnak işaretini tercih eder.

[“Ne çok oldu görüşmeyeli. Yirmi yıldan fazla.”

“En az on yıl dışarılarda kaldın galiba. Kaçtığını, ah affedersin, yani yurt dışına gittiğini demek istedim, bizimkilerden birinden duydum. Kaçtın dememe alınmadın değil mi?”

“Kaçmayıp da ne yapacaktı? İçeri tıksınlar, işkence etsinler diye mi bekleyecekti? Oh kız pekiyi ettin.”

“Korkmayın, alınmıyorum. Doğrusu bu: Kaçtım. Yaşadıklarımı bir kez daha yaşamak istemiyordum. Bir ara kararla tahliye oldum. Davanın sonunda mahkûmiyet verip yeniden tutuklayabilirlerdi. Kocam zaten yurtdışındaydı. Burada yapabileceğim bir şey yoktu.”

“Bu işlerden hiç anlamam. Siyasetle ilişkim yoktur, bilirsin. Ama başına gelenleri anlattıkları zaman, bizim kız akıllıdır, iyi etmiş, dedim. Vatan hainliği laflarına da hiç aldırmadım, hiç kulak asmadım.” (Hiçbiryer’e Dönüş, s.62).

Geriye Dönüş Tekniği

… Zamanın kurgulanmasında kullanılan bir teknik olan geriye dönüş (flashback), sinema sanatından edebiyata aktarılmış bir tekniktir.

… Geriye dönüş tekniği anlatma zamanı ile ilgili bir problemdir. Öykü anlatıcısı, olayı içinde bulunduğu şimdiki zamandan alıp karakterin geçmişine ya da olayın meydana geldiği zamana gider.

… Geriye dönüş tekniği, hatırlama yoluyla gerçekleştirilir.

… Amaç ve işlevine bakarak geriye dönüş tekniğinin üç şekilde uygulandığını görürüz:

a- Dar anlamda geriye dönüş,

b- Yapıcı geriye dönüş,

c- Çözücü geriye dönüş

… Dar anlamda geriye dönüş, olayları veya kişileri tanıtmak için yakın zamana; bir saat, bir gün, iki gün veya birkaç gün öncesine dönüştür. ‘Dar anlamda geriye dönüş’, kısmen açıklayıcı, ama daha çok destekleyici bir özellik taşır.

… Yapıcı geriye dönüş, bir olay veya bir kahraman hakkında okuyucuyu aydınlatmak gerektiğinde başvurulan bir geriye dönüş tarzıdır. ‘Yapıcı geriye dönüş’ uygulaması, romanın ilerleyen sayfalarında gerçekleştirilir…

… Çözücü geriye dönüş, genellikle polisiye romanlarda uygulanan bir yöntemdir. Bu tip romanların başlarında ortaya atılan bir problemli (muammalı) durum, daha sonra geriye dönülerek çözülür.

Geriye Dönüş Tekniğine Örnek:

… Hiçbiryer’e Dönüş romanında “Kadın” oğluyla yıllar sonra bir kahvede buluşur. Oğlu Eylül, bu kahvenin annesine göre bir yer olmadığını söyleyerek onu başka bir yere götürür. “Kadın”, bu sırada oğlunun evden ayrıldığı günü hatırlar. Bu bölüm, yapıcı geriye dönüş tekniğiyle anlatılmıştır. Koyu yazılan yerlerde ise o gün anne-oğul arasında geçen konuşmalar verilmiştir:

[Çocuk evden bir daha dönememek üzere ayrıldığı gün de her şey böyle sakindi. Tartışmamışlardı, sesleri yükselmemişti. Artık çok geç olduğunu, onu döndüremeyeceğini, o buluttan ve hayalden dünyanın çekiciliğiyle boy ölçüşemeyeceğini biliyordu. “Bu sonu biz hazırladık. Onu, büyük işlere, yüce amaçlara adanmış hayatımızın gereksiz bir eki, olmasa da olur parçası gibi peşimizden sürüklerken, biz çizdik kaderini. Artık pişman olmak için bile çok geç.”

Birkaç parça eşyasını ve belki de artık hiç işine yaramayacak, hiç çalmayacağı, bir küçücük tutam uyuşturucu değerindeki gitarını almış çıkarken: “Birbirimize çok benziyoruz anne” demişti. “İkimiz de hayalleri seviyoruz. Yalnızca, hayallerimiz farklı. Sen yeryüzü

cennetinin peşindesin; benimki çok daha zahmetsiz. Biraz duman, birkaç hap, bir iğne yetiyor.”] (Hiçbiryer’e Dönüş s. 48-49).

Özetleme Tekniği

… Yazar, yapıtını kaleme alırken her şeyi olduğu gibi ve tüm ayrıntılarıyla anlatamaz. O, ister istemez bir “seçme” yapmak durumundadır. Bu konunun önemine dikkat çekmek isteyen György Lucaks sanatı, “önemli olanı tutmak, önemsizi çıkarmak” olarak tanımlanmıştır.

… Özetleme tekniği, anlatımda tutumluluk işlevini görür. Özetleme tekniği ile kurmaca içerisindeki olaylara ilişkin gereksiz ayrıntı ve açıklamalar ayıklanır, sadece kurmacanın genel yapısında karakteristik ve işlevsel olan kısımlara değinilir. Böylece anlatıcı, uzun zaman dilimlerini birkaç cümle ile anlatma olanağı bulur.

… Özetleme tekniğinin bir türü olan eksilti tekniği ile de anlatıcı bir seçme yaparak kendi niyeti doğrultusunda bazı noktaları atlar ve sadece gerekli gördüklerini anlatır. Bu teknikle hoş olmayan, çirkin, uygunsuz olaylar anlatılmaz. Ayrıca bazı olayların atlanarak anlatılmaması sayesinde, okurda bir merak duygusu uyandırılabilir.

Özetleme Tekniğine Örnek:

… Oya Baydar’ın Hiçbiryer’e Dönüş romanında “Kadın”, dönüşü takip eden günlerde, oturma odasında denize açılan pencerenin karşısına geçer, İstanbul’u seyreder. Yıllar önceki İstanbul’u hatırlar. Eski İstanbul, yazar tarafından özetleme tekniğiyle verilir:

“Boğaz’ın iki yakasındaki tepeler henüz yemyeşil korularla kaplıydı ve köprüler yoktu. Nisan sonlarında erguvanlar açardı. Gölgeliklere saklanmış mor menekşe, dağ çileği ve kalkanbalığı vaktiydi artık. Çocukluğun naftalin, küf, elma kokulu ahşap evlerinin bahçelerinde, hâlâ maltaeriği; manolya ve pembe reçel gülleri vardı. Zengin okul arkadaşlarının yalılarından, şehrin her yanından denize girilirdi. Mimozalar geçmeden Adalar’a gitmek için acele edilir ve eylülle birlikte, fenerler kapılıp Boğaz’da lüfere çıkılırdı. Gece geç saatlerde, Beyoğlu’nun arka sokaklarından arabayla geçilirken, anneler Abanoz’daki kadınları görmesinler diye çocukların gözlerini elleriyle kaparlar ve ilk cinsel merakları uyandırırlardı. Hamburger şehre yeni gelmişti, Coca-Cola henüz gazozlarla savaşıyordu, gecekondular yeni kurulan fabrikaların yakınlarında, gerçekten bir gecede konduruluveren yoksul konutlardı ve şehir, tüm ırza geçme teşebbüslerine, binlerce yıllık gelenek, deney ve direnciyle karşı duruyordu.” (Hiçbiryer’e Dönüş, s.186).

Otobiyografi Tekniği

… Otobiyografik teknikte birinci tekil kişi anlatıcı (kahraman anlatıcı), kendi geçmişine dönerek başından geçen olayları anlatır. Burada “anlatıcı” ile “anlatılan” aynı kişidir. Anlatıcı, olgunluk çağının bakış açısıyla geçmişi yeniden değerlendirir.

Otobiyografi Tekniğine Örnek:

… Ferit Edgü’nün Perisiz Ev adlı öyküsünde, kahraman anlatıcının, çocukluğunun geçtiği ev, kişileştirilmiştir ve anlatıcı onunla düşsel bir diyaloga girer. Geriye dönüş tekniğiyle çocukluk yıllarına giden ve geçmişe şimdi’den bakan “anlatıcının ben”i ile “anlatılan ben” farklılaşır. Anlatıcı, mekânsal düzeyde kendisiyle ve geçmişiyle hesaplaşır. Bu da öyküde otobiyografik bir anlatımın ortaya çıkmasını sağlar:

“Hep gelmek, ziyaret etmek istedim seni, diyorum.

Öyleyse niçin gerçekleştirmedin? Diyor.

Ben hep büyü bozulacak diye korktum.

Büyüyü bir kez bozmuştun, diyor.

O değil, diyorum. O büyüden söz etmiyorum. Kömürlükte, diyor, kömürlüğümde oynadığın günlerden birinde, nerden aklına esmişti, kapının üstündeki boşlukta elini gezdirip…

O büyüden söz etmiyorum, diyorum.

(…) birden benim bile oraya kimin koyduğunu ansımadığım yumurtayı bulmuştun.

Babam, uğur yumurtasıdır, demişti.

Evet, ama komşular, babandan önce görmüşler ve sana, hemen kırıp üzerine çişini etmeni söylemişlerdi.

Çok korkmuştum. Ama söylenenleri de yapmıştım.”

Mektup Tekniği

… Mektup tekniği öyküde karakterlerin tek taraflı ya da başka karakter(ler)le yaptığı yazışmalardan oluşan bir anlatım tekniğidir.

… Öykü ya da roman, tamamen karşılıklı mektuplardan oluşabileceği gibi, içerisinde bir ya da birkaç mektuba yer verilerek de oluşturulabilir.

… Mektup tekniği, yazara birtakım olanaklar sağlar.

… Bu tekniğin en önemli avantajı, birden fazla karakterin devreye sokulmasıyla birlikte farklı bakış açılarına başvurma imkânı sağlamasıdır. Modern romanda yaygın bir şekilde kullanılan çoğul bakış açısı tekniğinin ortaya çıkmasında mektup tekniğinin payı, göz ardı edilemeyecek düzeydedir.

… Anlatma ağırlıklı bir teknik olan mektup tekniğinde, mektuplar aracılığıyla, kişilerin iç dünyalarını daha yakından tanıyabiliriz. Bu teknikteki dolaysızlık izlenimi, okuyucunun metinle arasındaki estetik uzaklığı azaltır.

Mektup Tekniğine Örnek:

“Onu ilk, bir akşamüstü, sokakta kalabalığın arasında görmüştüm. Yağmurlu bir gündü. Birkaç gün sonra gene bir akşamüstü, gene o kalabalığın içinde karşılaştık. Peşindeydim. Sonraki günlerde sık sık gidip kapısının önünde durup, çıkışını özlemle beklemeye başladım. Bir akşam ben peşindeyken bir meyhaneye girdi. Ben de. Karşısındaki maslardan birine oturup onu gözlemeye başladım. Hesabı ödeyip çıktı. Bulanık görüyordum çevremi. Çıktım. Gece eve vardığımda bir mektup yazdım:

‘Bayım,

Sizin kim olduğunuzu biliyorum.nerden geldiğinizi, neden kaçtığınızı, niçin dostunuz olmadığını… hepsini… Şunu bilin ki, erinçli bir yaşam şu günlerde hiçbirimizin hakkı değil. Olmamalı. Hele sizin. Hiç.

Ek: Bunları salt sizi tedirgin etmek için yazmış olabilirim.’

Günlük Tekniği

… Günlük tekniği, edebi metinde iki biçimde kullanılabilir:

… Günlük yönteminin anlatının önemli bir bölümünü oluşturması, eserin bütününün günlük yöntemiyle yazılması.

… Bu teknikle, kurmaca içerisinde olup bitenleri sıcağı sıcağına öğrenmek ve anlatıcıyı yakından tanımak mümkündür.

Günlük Tekniğine Örnek:

… Ferit Edgü, gelmiş geçmiş en büyük bale sanatçısı olarak kabul edilen şizofreni hastası Vaslav Nijinski’nin, hastanede geçirdiği son günlerinde yazdığı günlüklerinden yola çıkarak “Nijinski Öyküleri”ni nasıl oluşturduğunu şöyle ifade eder:

“Onlardan seçtiğim kimi parçaları ‘aktarırken’ de resim sanatıyla ilgili bir yöntemi kullandım.

Meraklıları bilir: Rönesans’tan günümüze, ressamlar, zaman zaman kendilerinden önceki ustaların yapıtlarına başvurmuşlardır, kopya ederek onların yaratma süreçlerini izleyip sanatı öğrenmek ya da yorumlayıp (bir yapıttan yola çıkıp) kendi resmini, resimlerini yaratmak için.Yazın alanında da, antikiteden bu yana, böylesi esinlenmeler eksik değil.

Benim izlediğim yol, resim sanatı örneğini devam ettirirsem, diyebilirim ki, merceğimi karşımdaki resmin belli bölgelerine çevirmek oldu. Bu ayrıntıları alıp büyüttüm. Kısacası bir ayrıntı seçip onu çerçevelemekten ve onlara birer ad vermekten başka bir şey yapmadım. Bu nedenle de onlara gerçek sahibinin adını verdim: “Nijinski Öyküleri. “

Fotoğraf (Kamera) Tekniği

… Fotoğraf tekniğinde anlatıcı, gördüklerini ve işittiklerini tıpkı bir fotoğraf makinesi ya da bir kamera gibi, nesnel bir biçimde gösterir.

… Bu teknikte amaç, görünürde herhangi bir materyal seçimi ve düzenlemesi olmaksızın hayattan bir kesite fotoğraf makinesinin merceğinden bakmaktır.

Fotoğraf Kamera Tekniğine Örnek

“Dürbünü gözlerime götürüp ayarlıyorum. Karşı yamaçta kurtlar. Böylesini hiç görmemiştim. Bir sürü, on-on iki kurt, bir geyiğin peşinde(…) Vahap tetiğe bastı. Ama karavana. Bu kez, ben basıyorum tetiğe. Sürünün başındaki kurt arka ayakları üzerine doğruluyor, sonra karların üzerine düşüyor. Diğer kurtlar bir ana dağıldılar, sonra gene bir anda toparlandılar. Kısa, çok çok kısa bir süre duraklamış olan geyik yeniden koşusuna başladı. Ama önü uçurum. Uçuruma geldiğinde geyik durdu. Başını çevirip geriye, yaklaşan kurtlara baktı. Sonra, kendini uçurumdan aşağı bıraktı. Donup kalmıştım. Kurt sürüsü uçurumun kıyısına vardıklarında durup kayaların üzerinde yatan geyiği seyrettiler. Huysuz huysuz tepindiler. Karları savurdular. Ama içlerinden biri olsun, uçurumdan aşağı inip avına varmayı göze alamadı.”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.