ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 17°C
Az Bulutlu

Kalbimin kapı eşiği | Yaşar Üstün

Kalbimin kapı eşiği | Yaşar Üstün

Ah …

Ağacın

yaprağına borcu

neyin kamçısıdır

barışı özleyen

üstüne

çamaşır suyu döken

insan

çiçekleri koparan

tohumu toprağa diken

insan

kardeşinden önce

eloğluna koşan

çıkamadığı çemberi

çeviren de

İnsan

gel de

buzun üstüne ateş koyma

en iyi

ye-nilen olmak

hep

insan olmak

herkes

kendinin yalnızıyken

duaları günahları

“abaküsle ” hesaplayan

tanrı

bizden daha yalnız

avuç açtığım

dualarının hayrı

perdeleri kirlenmiş

evleri içimize virane kılarken

yavru köpeklerin

havlayamadan

bacakları kuyruğu kesilmiş ölümü

kuş kanatlarının yolunmuş telekleri

günahı günahsız

oğlunun çarmıha çivilenişini

seyredişiyle

bugünlerin

utanç sırlarını

aynalara yüzümüz yaptığı

boynumuz

karşısında kıldan inceyken

timsah gözyaşlarını

bize bıraktığı belliydi

tanrım

ömrüme sıkılan kurşunun suskunusun

harfiyatımız toprağın

erkim kalbimde suya damlamış

çeşmelerden akmayan tuz tadı

içinde koştuğum odam

sorgu zamanlarımdan arta kalmış

boğazımı

ellerimle sıktığım

umuda sürtünmüş

çakıl taşı süslemesi

sabahları erkenden tan ağarırken

çay görevlileri diye

bağrışlarım

cam bardakta

çay içme özlemiydi

bukosvki’nin

en masum küfürleriydi

lilith’in yadsıdığı

senden kaçırdığı armağınıydı

korkularım

annemin kasığına

dönecek yolları

cenin pozisyonunda unutuşumdu

ağzımın tadına karışan alkol

karadutun vazgeçmediği

modern zamanlara

antik resimler çizen sevgilisiydi

kaldırımların parke taşlarını çalmış

gözleri kara kalem çizimli meleğiydi

nerede kazanırsam kazanayım

iki ucu birbirini görmeyen bulut gibi

kumun zamana saklanmış

tanesi olsam da

repliğim sayfasını yaktığım

defter külleri

kapısını bulamadığım

kalbim

aforizmam

mahremim

düştüğüm kalktığım

yerim

kanamış dizlerimle

suçsuz cezam

kırık can parçalarım

içine akmış

içime dolmuş

bir ah işte

sızım sızım

şiire kaçmış

kalemim

ne kadar konuşsa da

sözcüklere sarılan yokuş yukarı koşturmalarım

unutulmayı unutmak

ninemin gergefinde işlenecek suçum…

bu yükü taşımak taşın ağırlığını sevmek

demek

eyvallah dediğim

sadece yürüdüğüm yollar

yollara düşen bağrım

uzun kışları bitiren gözlerimde kalmış

hüzün işte

melamet hırkası

tahammülü ateş

tahammülü kül

tövbeler

sabrın

kabuk bağlayan yara sızıları

rüzğar uğultusunu en güzel şarkı diye dinlesin

bulut rengini güneşe bakarak seçsin

deniz tuzunu gözyaşına ısmarlasın

elmanın içindeki kurt elmaya tad versin

ağaç dalından uzaklaşırsa yapraklarını döksün

bu dünyanın rezillikleri ayyuka çıkınca

bulutun

taş olup yağmadığı

serçenin

aslan olup ısırmadığı kaldı

insan

sen gibi ben gibi

biz gibi

cennetini

çektiği ahda arasın

mavi hayatın rengini taşıyan

dünya özlemi kalsın

ahh…

gelmeyen baharı

beklemek

denize çoşmuş

dalga sesi

ruhum

kalbimin kapı eşiği

dört bir yanım

kimsesiz

anayurt oteli…

Ekim / 2019

Kasım/2021

Yaşar Üstün

…….

Yaşar Üstün
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.