ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Az Bulutlu

Hissedebilmek / Nevra Çağlayan

20.05.2018
799
A+
A-
Hissedebilmek / Nevra Çağlayan

El ele yeni umutlara, yeni başlangıçlara…

 

O gitti!

Bir sevda daha bitmişti. Giderken yüreğini de götürmüştü Elif’in. Söz vermişlerdi oysa hiç ayrılmayacaklardı…

“Ona baktığında anlıyordu yaşamın güzelliğini, ona dokunduğunda hissedebiliyordu yüreğinin coşkusunu…”

Ansızın delice esen rüzgâr, darmadağın bırakmıştı saçlarını! Boğazına düğümlenen koca bir yumrukla öylece kalakalmıştı!

Ne soluduğu havanın, ne de adımladığı sokakların farkındaydı. Bir başına kalmıştı, yüreği yanıyordu.

Sonsuz bir boşlukta buldu kendini, sürekli düşüyordu. Başlangıcı ve sonu olmayan dipsiz bir kuyudaydı artık. Kurtulmak istedikçe çırpınıyor, çırpındıkça daha çok düşüyordu…

Hani çaresiz olduğumuzda ne yapacağımızı şaşırırız ya, Elif’te şaşırmıştı. Kimsesi yoktu bu koca dünyada. Yalnızlık ölümden daha acı geliyordu artık ve tek kurtuluş yolunun “ölüm” olduğuna inanıyordu!

Karanlıkta ürkütücü olan denize doğru yürüyordu. Denizi çok severdi oysa özellikle deniz kıyısında tutmuştu evini. Dalgaların sesiyle uyumaya bayılırdı.

Şimdi ise dalgalara bırakacaktı kendini ve hissizliğini hissetmeyecekti artık!

Buz gibi suları adımlıyordu. Bir adım, bir adım daha…

Yaşamı bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden.                                     

Yıllar önce bir tren kazasıyla yitirdiği anne ve babasının üzgün bakışlarını görüyordu dalgalar arasında. “Gelme”  der gibi bakıyorlardı.

Kapadı gözlerini, birkaç adım daha…

Sular boğazına kadar yükselmişti, yürümesini engelliyordu. Birkaç adım daha, ha gayret!” dedi içinden. Birazdan her şey sona erecekti…

Birden, derinden gelen bir sesle irkildi!                                                    

“Abla ne yapıyorsun?”                                            

Şaşkın bir şekilde duraksadı ve merak içinde geriye döndü. Sular ağzına burnuna dolmuştu bile. Yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgideydi.

Karanlıkta ona el sallayan bir gölge fark etti. Galiba küçük bir çocuktu.              “Abla ne yapıyorsun”  diye bağırıyordu!                                       

Donup kalmıştı Elif! Gerçekten ne yapıyordu?

Dalgalara karışan gözyaşlarından utandı. Sırılsıklam bedeninden, zayıflığından, en önemlisi çaresizliğinden utandı! Dönerek sese doğru güçlükle yürümeye başladı…

Kıyıya doğru yaklaştıkça daha net görebiliyordu çocuğu. Yırtık elbiseleri içinde titrerken:

“Ben sokaklarda sevgisiz ve aç yaşam mücadelesi verirken, sen ne yapıyorsun”  diye,  yineledi sorusunu çocuk.

O zaman çocuğun yalnızlığından ve onun sevgisizliğinden utandı Elif.

“Anamı babamı yitirdiğimden beri sokaklardayım! Ben ölümü düşünmezken, sen ne yapıyorsun?”  Diye sordu yeniden.

Kıyıya yanaşmıştı. O kapkara gözlerle buluşunca, mahcup başını öne eğdi Elif.

Çocuk minicik ellini uzatmıştı bile. O buz gibi minik eli sıkıca tuttu ve sarıldı kimsesiz çocuğa…

Ve kendini hissetti Elif…

İşte o anda Mevlana’nın güzel bir sözünü anımsadı;

“Üzülme; bir yandan korkun, bir yandan ümidin varsa, iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten…” Mevlana

İnsanca duygular içerisindeydi; bakan gözlerini, dokunan ellerini, çarpan yüreğini hissediyordu, en önemlisi, hissedebildiğini hissediyordu artık!

Yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgide yol alırken; küçücük bir çocuk, minicik bir an, onu yaşama döndürmeye yetmişti! Her şeyden vazgeçtiği zaman, Elif’i hayata bağlayan birinin olması büyük bir mucizeydi.

“Düşlerinizi küçümseyen insanlardan uzak durun. Küçük insanlar bunu hep yaparlar, oysa büyük insanlar büyük düşlerinizi gerçekleştirebileceğinize inanmanızı sağlarlar.” diyen Mark Twain’ in bu muhteşem sözünü mırıldanıyordu Elif.

Minicik elini sıkıca tuttuğu bu küçük ama koca yürekli büyük insanla,  tüm acıların geçmişin perdesi ardında kalması; aydınlığın, huzurun, mutluluğun geleceğin penceresinden eserek, yüreklerini sarmasını dileğiyle; el ele yeni umutlara, yeni başlangıçlara ve yeni sevgilere doğru korkusuzca adımladığı gecenin karanlığında düşlerini gerçekleştirebileceğine inanıyordu artık…

Umuda yürümenin hazzıyla, yüzündeki mutlu ve huzurlu gülümsemesiyle yeniden doğuyordu Elif!

Nevra  ÇAĞLAYAN

Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.