ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

Günün Hikayesi |Kimlik | Gülçin Yağmur Akbulut

17.02.2021
558
A+
A-
Günün Hikayesi |Kimlik | Gülçin Yağmur Akbulut

Seni iyileştirmek için sihirli güçlerim yok, lakin yeniden uçabilmen için elimden gelen bütün gayretimi sarf edeceğim. Davul gibi şişen ve sızım sızım sızlayan parmak uçlarımdan iğneni çıkarır çıkarmaz yaşam fenerini yeniden yakmana yardımcı olacağım.

Nedir seni bu kadar öfkelendiren. Büyük bir düşmanından intikam alırcasına canımı yaktın. Başparmağıma iğneni batırdığın yetmedi, dönüp serçe parmağıma da batırdın. Anladım acımasızsın fakat tekrar tekrar vurman anlaşılır gibi değil. Hele de sana hiçbir zararı dokunmayan biri için sergilediğin bu vicdansızlık akıllara zarar.

Bana iğneni bir defa daha batırma ihtimalini düşünerek seni bu karton parçasının üzerine yerleştirdim. Tam olarak nasıl beslenebileceğini de bilmiyorum. Mantığımı kullanarak başucuna biraz şekerli su ve içme suyu bıraktım. Parmak uçlarım işlevini kazanana kadar sen de özgürlüğüne kavuşmuş olacaksın. Bana iğneni batırdıktan sonra hızla çarptığın duvardan düşerken muhtemelen kanatların zedelemiş olmalı. Bakıp durma suratıma öyle. Pes etmek yakışır mı senin gibi yaman bir arıya. Yeniden kanatlanıp uçtuğunu görene kadar gözüm üstünde olacak. Canımı yakmış olsan bile sen de bir can taşıyorsun.

Şimdi dışarıya çıkıp alış veriş yapmalıyım. Bugün iki faturanın son günü. Otomatik ödeme büyük rahatlık ama ben alışamadım. Faturayı ödeyip ödendi makbuzunu ellerime almalıyım. Faturaları yatırmazsam hem karanlıkta kalırız hem de yemek pişiremem, aç kalırız. Salgın hastalık döneminde dışarı çıkmak da çok tehlikeli ama buna mecburum. Gerçi çok iyi biliyorum ki asıl salgın insanların ruhsatsız yüreğinde. Anahtarı yok, uykusunu kaybetmiş yürek koridorlarının. Anahtarı olduğunu bilsem çekip çıkarmaz mıydım üşüyen yürekleri gün ışığına? Bırakmaz mıydım serinletici rüzgârların avuçlarına. Kim bilir senin yüreğini birileri yaralamıştır belki de. O yüzdendir bu saldırganlığın. Sana kızmıyorum, ama gel gör ki senin gibi de olamıyorum. Ne kadar canım yansa da canımı yakanların canını acıtamıyorum. Açıkçası bu durumumdan şikâyetçi de değilim. İnsan olmanın, erdemli davranmanın özü bu olsa da gerek diye düşünüyorum. Ne mutlu ki karanlık gökyüzüne boya kalemlerimle ışıl ışıl parlayan yıldızlar çiziyorum.

Sana söz veriyorum yaşama tutunman için yağmura şemsiye tutacağım. Şu kötü durumdan sonra eğer uçmayı başarabilirsen bir canlıya daha faydamın dokunmasının hazzıyla içimde çoğalan ırmaklara bir yenisini eklemiş olacağım. Keşkelerim var benim bay arı. Mesela diyorum dünyayı cam bir fanus içine yatırsam. Devasa bir bulaşık süngeriyle üstündeki bütün kötülükleri temizlesem. Sonra bir sulu boya fırçası alsam elime. İyiliğin rengi ne tonda bilmiyorum ama dünyanın bütün sokaklarını bilmediğim o renge boyasam. Sonra da yeni bir nüfus cüzdanı yazacağım silinmeyen bir kalemle evrene. Ön adı Kayra olacak, soyadı Umut.

Faturaları ödeyeceğim, ufak tefek de alışverişim var. Yorgun ama gönül rahatlığıyla geleceğim eve. Bekle beni. Marketten aldığım malzemeleri yerleştirdikten sonra bol köpüklü bir kahveyi karşılıklı içeriz artık.

* * *

Gözüm arının kartonuna ilişti. Bay arının yerinde olmadığını gördüm. Hızla oturduğum yerden doğrularak, arıyı bıraktığım sehpanın sağını solunu incelemeye başladım. Düşmüş olabilme ihtimalini değerlendirerek sehpanın her bir yanını aradım. Şaşkın ve endişeli bir vaziyette etrafı incelerken başımın üstünde dolanan bir gölgenin varlığını hissettim. Başımı yukarıya doğru kaldırdığımda bay arının kafamın üstünde vızır vızır dolaştığını gördüm. En değerli mücevherini kaybedip tekrar bulmuş gibi mutluydum.

Hayatın kendine çizdiği yolda ilerlerken bir aralık evime uğrayan bu iğneli dostun iyileştiğini görmek, gökyüzünün aynasına yansıyan gökkuşağının yedi rengi gibi ışıtmıştı odamı. Pencereye doğru ilerleyip usulca ardına kadar açtım kanatlarını. Eğer bir gün başın dara düşerse yine beni hatırla. Bana ayrılan süre henüz dolmamış olursa yaktığın parmak uçlarımla sana yardım etmeye hazır olacağımı söyledim. Gözlerimin önünde üç dört defa halka çizen bay arı pencereden uçarak göğün derinliklerinde doğru kayboldu.

Gülçin Yağmur AKBULUT

Aydili Dergisi Eylül Ekim Kasım 2020 Sayı 28

Gülçin Yağmur Akbulut
Gülçin Yağmur Akbulut
Elazığ doğumluyum. Fırat Üniversitesi mezunuyum. Elazığ’da Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı bir kuruluşta görev yapmaktayım. Şiire sevdalıyım. On beş yıldır şiir yazmaktayım. Bir çok edebiyat dergisinde şiirlerim yayınlandı ve hala yayınlanmaktadır. Bunlardan bazıları Yaşam Sanat, Ekin Sanat, Sarmal Çevirim, Berfin Sanat, Mahfel, Kurgan, Bozkır İlleri , Kara kedi, Gökkuşağı, Temren, Deliler Teknesi,Delikli Çınar, Tomolos, Berfin Sanat, Silgi, Serhat Kültür, Bekir Abi, Ihlamur Dergisi, Aydos Edebiyat. Sinada Dergis, Üvercinka ,Yeni Gelen, Akatalpa, Son Gemi gibi edebiyat ve sanat dergileridir. Birçok şiirime beste yapıldı. Çeşitli antoloji ve gazetelerde şiirlerim yer almaktadır. Ayrıca yayınlanan denemelerim de bulunmaktadır. Şiir adına en büyük hayalim Türk Edebiyatında bir yer edinebilmek.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.