ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 35°C
Sıcak

Fotoğraflarıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde Birleşmiş Milletler’nin (BM) aldığı karar doğrultusunda tüm dünyada kutlanıyor. Emekçi kadınların hak ve eşitlik arayışıyla ortaya çıkan bu özel günü, ilham dolu ve dünya çapında ünlü kadın fotoğrafçılarıyla kutluyoruz.

Vivian Maier 
Diğer kadınlar gibi fotoğrafçı değil o, profesyonel bir dadı.
Fakat sokaklarda geçirdiği zaman boyunca anları izleyip fotoğrafladı. 
Yaşamı boyunca 150bin’den fazla fotoğraf çeken sanatçı, sokak fotoğrafçılığı ile tarihi göz önüne seriyor.

Dünyaca Ünlü Kadın Fotoğrafçılar

  • Dorothea Lange. ...

Dorothea Lange (26 Mayıs 1895 – 11 Ekim 1965), Amerikalı fotoğrafçı.

1929’daki Büyük Bunalım’ın kurbanlarını görüntüleyen yapıtlarıyla hem belgesel fotoğrafçılığı, hem de gazete fotoğrafçılığını büyük ölçüde etkilemiştir.

Photo-Secession Grubu’nun üyelerinden Clarence White’ın yanında yetişti. Yirmi yaşındayken dünyayı dolaşmaya karar verdi. Gittiği yerlerde fotoğraflarını satarak geçindi. San Francisco’ya vardığında parası tükenmişti. Oraya yerleşti ve 1916’da bir portre stüdyosu açtı.

Büyük Bunalım yıllarında sokaklarda dolaşan evsiz barksız insanları fotoğraflayarak çalışmalarının boyutlarını genişletti. Bu insanların içinde bulunduğu umutsuz durumu yansıtan Beyaz Melek Yemek Kuyruğu gibi fotoğrafları Grup f.64 fotoğrafçılarınca büyük ilgiyle karşılandı.Gene bu çalışmalarından sonra resmi kurumlarca yoksul insanların durumuna kamunun dikkatini çekmekle görevlendirildi. Göçmen işçileri konu aldığı ve başlıklarını da onların kendi sözleriyle oluşturduğu Göçmen Anne – Florence Owens Thompson, Nipomo, Kaliforniya (1936) gibi fotoğrafları büyük yankı uyandırdı; devlet bunun üzerine göçmenler için kamplar kurdu.

Lange 1939’da fotoğraflarından bir bölümünü topladığı An American Exodus; A Record of Human Erosion adlı kitabı yayımladı. İki yıl sonra bir Guggenheim burs kazandıysa da Pearl Harbor Baskını üzerine burstan vazgeçti ve savaşı görüntülemeye başladı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Life dergisine çeşitli fotoğraf dizileri hazırladı. 1965 yılında, 70 yaşındayken özofagus kanseri’nden yaşamını kaybetti. ABD’nin gelmiş geçmiş en büyük belge fotoğrafçılarından biri olarak kabul edilir.

  • Margaret Bourke-White…

Elde ettiği başarıları saymakla bitmeyecek olan White, İkinci Dünya Savaşının ilk kadın muhabiri, Sovyetler Birliğinde fotoğraf çekebilen ilk kadın fotoğrafçı, Life dergisinin ilk kadın fotoğrafçısı, Amerikanın ilk kadın ve tasarım ve endüstri fotoğrafçısı, Fortune Dergisinin ilk anlaşmalı fotoğrafçısı, Life dergisinin ilk kapak fotoğrafının sahibi, Stalin’i gülümserken çekebilen tek fotoğrafçı, Gandhi’yi ölmeden birkaç saat önce kareleyen fotoğrafçı!

Joseph White ile Minnie Bourke’un biricik kızları olan Margaret Bourke White New York Bronx’da 1904 yılında dünyaya geldi. Başlarda bir hobi olarak gördüğü fotoğrafın hayatındaki büyük yerini henüz o yaşlarda tahayyül edemeyen Margaret, Colombia Üniversitesi’nde Herpetoloji – sürüngenleri ve amfibileri inceleyen zooloji alt dalı- bölümünde bir süre eğitim gördükten sonra babasının vefatı üzerine okuluna ara vererek –hep istediğim ama cesaret edemediğim bir harekettir- kendini tamamiyle fotoğraf uğraşına yoğunlaştırarak, fotoğrafçı Clarence Hudson’la çalışmaya başlasa da daha sonrasında sırasıyla Michigan, Purdue, Western Reserve ve son olarak da 1927’de Cornell Üniversitesi’ne giderek eğitim hayatını tamamlamıştır.

Üniversite hayatından sonrasında bir yıl ara ile Cleveland’a taşınarak reklam fotoğrafçılığına başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk reklam ve endüstriyel fotoğrafçılarından olan Bourke White, 1930’larda Sovyetler Birliği’ne giderek Sovyet endüstrisini ve yine aynı yıllarda Kanada ile ABD’de olan kum fırtınası akabinde gerçekleşen kuraklığı ve sonuçlarını fotoğrafladı.

1929-35 arasında Fortune dergisinde aynı zamanda hem editör hem de fotoğrafçılık yaptıktan sonra 1936’da Life dergisinin ilk kadın fotoğrafçısı olarak işe alınan Margaret, Life’ın ilk kapak fotoğrafının altına da imzasını atmıştır. 1969’a kadar da Life’ın fotoğrafçısı olarak çalışmıştır.

Yüreğinde onlarca askerin cesareti, gözlerinde ise binlerce anı hapseden Bourke, Almanların Sovyetler Birliğini işgali sırasında Moskova’daydı. Oradan da Amerikan Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri’yle birlikte Kuzey Afrika’ya, İtalya’ya ve Almanya’ya gitti. 1945’de savaş sonrası Buchenwald Toplama Kampı’na giren gazeteciler arasındaydı.

“Kampta kamera kullanmak benim için büyük bir rahatlamaydı. Bu sayede kendimle gözümün önündeki dehşet arasında ince bir engel koydum.”

Tüm bunların dışında, Mahatma Gandhi’yi 30 Ocak 1948’de ölümünden yalnızca birkaç saat öncesinde röportaj sırasında, çıkrık başında kitap okurken fotoğraflayarak tarihe geçti.

1953’de başlayıp 18 yıl süren Parkinson hastalığı sırasında Portrait of Myself adında otobiyografisini yazdı. Bunun dışında ‘ You Have Seen Their Faces’ adındaki 1937’deki Güney’in Büyük Bunalım’daki koşullarını ; İkinci Dünya Savaşı sonrasında Dear Fathetland, Rest Quietly kitabında savaş sırasında yaşadıklarını kaleme alan Bourke, gerisinde kendisine ait olan 12 kitabı bıraktı.

1971’de tedavi olduğu Stamford hastanesinde hayata gözlerini yumdu.

  • Annie Leibovitz…

O, en kasıntı Hollywood yıldızını bile muma çevirebilir. Disney yıldızı Miley Cyrus’ı yatağa sokup, hamile Demi Moore’u ta 1990’larda çırılçıplak soyan da o. Portfolyosunda, zamanımızın en büyük şöhretleri, entelektüeller, liderler geçit yapıyor. Haberimiz güzel, Annie Leibovitz’in kadın portrelerinden oluşan gezici sergisi, Türkiye’ye geliyor.
Lucy Davies, The Daily Telegraph / The Interview People
Doğu Londra’daki Wapping İstasyonu’nun girişi normal bir kapıdan çok daha geniş. Merdivenlerin başında 1.80’lik boyuyla yere uzanmış, dirseğiyle başını destekleyerek poz veren Annie Leibovitz duruyor. “Bu nasıl?” diye soruyor gülerek ve başını şekilden şekile sokarak, “Ya da bu?”O sabah, istasyonda açılan sergisini konuşmaya oturduğumuzda, merdivenlerin tozunun kıyafetlerine bulaştığını fark ediyorum. 1970’teki ilk Rolling Stone kapak çekiminden beri kendini bu işe adayan, zanaatine, akli dengesine zarar verecek kadar bağlı biri için uygun görünüyor.Hakkı da var. Leibovitz bugüne kadar, dünyanın en ünlü isimlerini şaşırtıcı ve çarpıcı pozlar vermeye ikna etmiş biri: Whoopi Goldberg’i ılık süt dolu küvette, John Cleese’i bir ağaçtan yarasa gibi sarkarken, Demi Moore’u hamileyken çıplak, yalnızca 30 karatlık pırlanta yüzükle çekmişti.

1970’ler tarzıGencecik Leibovitz, Rolling Stones turnesinin Memphis ayağında, 1975

GÜNLÜK ÜCRETİ: 100-250 BİN DOLAREkran şöhretlerinden entelektüellere ve liderlere, birlikte çalıştığı isimlerin listesi uzun. Yalnızca geçen sene tüm ‘Star Wars’ ekibini, Adele, Caitlyn Jenner, Angelina Jolie, Mark Zuckerberg, Rihanna, Amy Schumer ve Senatör Elizabeth Warren gibi isimleri fotoğrafladı. “Yaşım ilerledikçe hayattaki rolümü daha iyi anlıyorum” diyor. “Eserlerin ciddi bir ağırlığı, bir hikâyesi var.” Hak vermemek mümkün değil. Leibovitz’in portfolyosu yaşadığımız zamanın tarihi belgesi gibi.Peki son zamanlarda şöhrete karşı iştahımızın kabardığını düşünüyor mu? “Açıkçası, her zamankinden bir farkı yok” diyor, “ama internet sayesinde artık haberleri ve fotoğrafları koyacak çok daha fazla yer var. Boşlukları doldurmak için ünlü yaratmaya ihtiyaç duyuyoruz.”Fotoğrafladığı kişilerin eleştirisini yapmasını beklemeyin. Günlük ücreti 100 bin-250 bin dolar arası değiştiği söylenen fotoğrafçının ağzı sıkı. “Tabii ki çalışması zor olan insanlar var” diye anlatıyor, “ama onların ismini verecek kadar aklımı kaçırmadım. Bu meslek boşboğazlık kaldırmaz.”

Leibovitz tarzı (soldan saat yönünde)Oyuncu Meryl Streep, Rolling Stone dergisine kapak olan pozuyla (1981). Oyuncu Angelina Jolie, Paris’te Hotel Ritz’in küvetinde Vanity Fair dergisi için poz veriyor (2006). Çıplak Scarlett Johansson ve Keira Knightley, modacı Tom Ford ile beraber Vanity Fair kapağında (2006). Yetenekli yıldız Whoopi Goldberg meşhur süt banyosu pozuyla (1984). Miley Cyrus, yine Vanity Fair için poz veriyor (2008). Çevreci oyuncu Leonardo DiCaprio, Leibovitz tarafından İzlanda’daki Jökulsárlón buzul gölünde, yavru kutup ayısı Knut Berlin hayvanat bahçesinde fotoğraflandı (2007). Demi Moore olay yaratan pozuyla Vanity Fair kapağındaydı (1991).

O BİLE ŞİKAYETÇİBir diğer hassasiyeti de ‘yıldız fotoğrafçısı’ diye anılmak. “Bu lafa katlanamıyorum. Bence çok küstah bir tanım. Ben içinde pek çok yıldız olan dergilerle çalışıyorum (çoğunlukla Vanity Fair ve Vogue), ama hayatın her alanından insanları fotoğraflıyorum, çünkü yaptıkları işler ilgimi çekiyor.”Yakından bakınca yüzü şaşırtıcı derecede kırışıksız, cildi narin ama gergin, dişleri beyaz. Elleri kocaman: Parmakları kalın, bir pençe gibi güçlü. Çelik gibi kararlılığıyla ün salmasının tek fiziksel kanıtı belki de. (Söylentilere göre bir Leibovitz çekimi aralıksız 16 saat sürdü. Öznesini, istediği pozu elde edene kadar tüm gece ayakta tutmayı başardı.)Vanity Fair’in yıllık ‘Hollywood’ kapağı gibi çekimler çok büyük prodüksiyonlar olabiliyor. Onlarca yıldızı aynı anda fotoğraflıyor. Buna rağmen Leibovitz, bu tür işlerin kendisini her zaman tatmin etmediğini itiraf ediyor. “Vogue ve Vanity Fair gibi yerlerde çalışmak harika olsa da, her zaman istediğim fotoğrafları, istediğim şekilde çekemiyorum.”“Sanırım bunun dergilerin içinden geçtiği süreçle ilgisi var. Kendilerini ayakta kalmak, iyi satmak için çeşitli formüller üretmek zorunda hissediyorlar. ‘Şu satar, şu satmaz, seks tabii ki satar!’ gibi… Ama bence biz bundan iyisini hak ediyoruz, okuyucu gayet akıllı.”Spesifik örnekler vermiyor ama hemen akla 2006’da çektiği modacı Tom Ford’un, çıplak Keira Knightley ve Scarlett Johansson’ın yanında uzandığı kapak fotoğrafı geliyor. “O kareleri çekerken kendim gibi hissetmiyorum, hatta bazen kötü bile hissediyorum” diyor. “Ama son yıllarda bir aydınlanma yaşandı. Dergilerin ne yapılırsa yapılsın bayi raflarında satılmadığını anladılar. Bu da daha yaratıcı işler yapabilmemizin kapısını açtı. Heyecan verici bir durum.”Tüm dünyayı ayağa kaldıran cinsiyet değiştiren Bruce Jenner’ın yeni hali Caitlyn Jenner kapağını bu anlamda “Adet yerini bulsun” diye yapılmış bir iş olarak görüyor. “Klasik Vanity Fair kapaklarına bir gönderme, bir oyun vardı orada. Resme bakıp, ‘Bu kim acaba?’ diyordunuz. Çünkü Jenner muhteşem görünüyordu.”Onun yeni biri olarak doğmasına yardımcı olmak konusunda büyük bir sorumluluk hissettim. Çok araştırma yaptık. Lauren Bacall’ın, Katherine Hepburn’ün çekimlerini taradık. Onun bir kadın olarak doğmadığını, bunun sonradan edinilmiş bir görüntü olduğunu anlamamız gerekiyordu. Ve çok kolay ‘drag queen’ tarzına kaçabilirdi. Ama o hemen durumu kavradı. Çok güçlü, hatta hiper diyebileceğim bir enerjisi vardı.”

Soldan saat yönünde:Adele, Vogue dergisi (2012). Lady Gaga, Vanity Fair dergisi (2012). Glenn Close, Vanity Fair dergisi (2012). Katy Perry, Vanity Fair dergisi (2011). Caitlyn Jenner cinsiyet değiştirme operasyonundan sonra ilk kez Vanity Fair’de (2015). Yine Vanity Fair’in bu yılki Hollywood özel sayısı. Vogue dergisi Marie Antoinette çekimi(2004).
KADINLAR PROJESİBu kare, Leibovitz’in tutkuyla bağlı olduğu projesi ‘Kadınlar’ koleksiyonuna eklendi. 1999’da partneri Susan Sontag ile başladıkları proje, bir dizi kadın portresinden oluşuyor. Hillary Clinton’dan Louise Bourgeois’a, Oprah Winfrey’den, Elizabeth Taylor ve Joni Mitchell’a, kadın olmak dışında hiçbir ortak yönü olmayan insanları bir araya getiriyor.İlk olarak Londra’da açılan ve (İstanbul dahil) başka noktalara da taşınacak olan sergiye eklenen son bölüm, yeni yüzler de içeriyor. Hayatın her alanından başarı kadraja girmiş. Komedyen Amy Schumer, Lena Dunham ve şarkıcı Adele orada. Ama onların yanında Jenner, Aung San Suu Kyi ve çocuk AIDS hastalarıyla çalışan Güney Afrikalı Denise Manong’un kızı Linamandla’yla pozu da var. Bu kareler, ondan görmeye alıştığımız fantezi dolu, kavramsal estetikten farklı. Daha dobra, araştırmacı ve fotoğrafçının kadın kimliği gibi kalbinde yatan bir konuyu her yönüyle ele almasına olanak tanıyor.

ROLLING STONES İLE YAPILMASI GEREKEN HER ŞEY!“Çocuklarım doğduğundan bu yana (Leibovitz’in üç kızı var. Sarah 14, ikizleri Susan ve Samuelle 10 yaşında) şöhretimi iyi bir şey için kullanmak istiyorum. Kadınlar kesinlikle bunun bir parçası” diyor.Anna-Lou Leibovitz 1949’da Westbury, Connecticut’ta doğdu. Babası Hava Kuvvetleri’ndeydi, annesi de bir ev kadını. Leibovitz ve beş kardeşi seyyar bir hayat sürdüler. Sonunda kendini San Francisco Sanat Enstitüsü’nde buldu ve orada okurken Rolling Stone’da çalışmaya başladı. Hunter S. Thompson ve Tom Wolfe gibi isimlerle yan yana çalışmanın yanında, Beyaz Saray’ın içini de fotoğrafladı. Rolling Stones’la turneye çıktı ki, kendi deyimiyle bu turne sırasında “Rolling Stones’la seyahat ederken yapılması gereken her şeyi yaptı.”Rehabilitasyon merkezinde kısa bir mola ve New York’a taşınma sonrası Vanity Fair’in kanatları altına girdi. Burada konsept kapakları deneyimlemeye başladı. Güllerle kaplı Bette Midler, beyaz makyajlı Meryl Streep… “Çekimden önce herhangi biri olmak istemediğini, hiç kimse olmadığını, yalnızca bir oyuncu olduğunu anlattı. Ben de yüzünü beyaza boyamayı önerdim. Onu bir mim sanatçısına dönüştürmek istedik. Bu da onu rahatlattı. Çünkü şimdi oynayacak bir rolü vardı.”


Son dönem(soldan sağa)Kraliçe II. Elizabeth, 2007’de Buckingham Sarayı’nda Leibovitz’e poz vermişti. Yeni sergi, bu pozu da içeriyor.Rus top model Natalia Vodianova, bu yılın Pirelli takvimi için efsanevi fotoğrafçıyla çalışıyor.
KRALİÇEYİ İKNA ETMEKKraliçe Elizabeth’i rahatlatmak ise o kadar rahat olmamış. 2007’de fotoğrafını çekmeden önce Leibovitz mekân ve kostüm araştırması için aylar harcamış. Önceki portrelerin nasıl ışıklandırıldığını, pozlandığını çalışmış. “Kraliçe’ye Cecil Beaton’a ne kadar hayran olduğumu söyledim ve onun fotoğrafını da bu ilhamla çekeceğimi anlattım. Dedi ki: ‘Kendi yönteminle çek canım.’ Çok fazla araç gereç getirmeme de kızdı. Meğer yalnızca bir kese kâğıdı dolusu malzemeyle çekime gelen bir fotoğrafçısı varmış. Onu o kadar seviyordu ki, mobilyaları çekmesine yardımcı oluyordu. Buna bayılmıştım!”Sontag ve babasını peş peşe kaybettiği, “Zor zamanlar” diye tanımladığı dönemde özel hayatına harcadığı yüklü para sebebiyle iflasın eşiğine gelse de, şimdi ayaklarını yere daha sağlam basıyor.Peki bir hayat felsefesi var mı? “Pek sayılmaz. Sıkı çalış, ailene vakit ayır. Öyle yastıkların üzerine nakışla yazılacak türden felsefem yok” diyor gülerek. “Akşam yemeği saatinde evde olmaya özen gösteriyorum ama bunu yeterince başarabildiğimden emin değilim. Bazen hâlâ tökezlediğimi, hata yaptığımı hissediyorum ama bir şekilde yolumu buluyorum.”

  • Cindy Sherman…

Cindy Sherman (d. 19 Ocak 1954, New Jersey), Amerikalı sanat fotoğrafçısı ve film yönetmeni.
Cindy Sherman’ın yüzlerce kendisini kullandığı kadın, hatta bazen de erkek canlandırması vardır, ancak bunların hiçbirisi Cindy Sherman’ın gerçek anlamda bir otoportresi değildir. Kendi deyişine göre Sherman fotoğrafları kadın stereotipleri ile ilgilenir, ancak bu sterotipler onun kadınları nasıl gördüğünü değil, erkeklerin kadınları nasıl gördüğünü yansıtır.
Glen Ridge, Essex County, New Jersey doğumlu Cindy Sherman, New York Eyalet Üniversitesi’nde sanat okudu. Üniversite yılarında kılık değiştirme ve makyaj ile görünüşünü değiştirerek otoportrelerini çekmeye başladı. 1977’de ulusal sanat bursu kazandıktan sonra New York’a yerleşen Sherman, 1977-1980 döneminde, filmlerde kadınlara verilen klişe rolleri sorgulayan, model olarak kendisini kullanarak fotoğrafladığı “Untitled Film Stills” (İsimsiz Film Kareleri) serisi ile sanat çevrelerinde tanındı. 1995 senesinde, bu çalışma MOMA (New York Modern Sanatlar Müzesi) tarafından bir milyon doların üzerinde bir fiyattan satın alındı, böylece Sherman’ın sanat dünyasındaki yeri de tartışmasız hale geldi. Kendisini de model olarak kullandığı daha sonraki çalışmalarında Sherman, erkek dergilerini, çocuk masallarını, moda dünyasını, sanat tarihindeki önemli imgeleri işledi. Son dönem işlerinde büyük boy renkli baskılarla vitrin mankenleri, tıbbi protezler, cinsel yardım araçları, plastik vücut parçaları, maskelerle hazırlanmış cinsel ilişki mizansenleri ya da kusmuk çöp resimleri gibi grotesk konulara yöneldi.
Sherman, fotoğrafı saf haliyle değil, bir kavramsal sanat malzemesi olarak kullanır. O bir fotoğrafçı değil, bir kavramsal sanatçı, bir gösteri sanatçısıdır. Malzemesiyse bulunduğu dönemin güncel fikir akımlarıdır. Sherman için 1970’lerin ve 1980’lerin kültürel ortamıyla biçimlenen bir uygulayıcıdır denilir. Gerçekten de yapıtlarında her zaman feminist bir söylemin varlığından bahsedebiliriz. Ancak herhangi bir dogmatik ideolojik tavra dayanan bir üretim sistemi yoktur, zira Sherman sanatının içeriğini sürekli olarak dönemin geçeli söylemlerine uydurarak güncel sanatın parçası olmayı bilmiştir. Dönemin moda kavramlarını ve akımlarını kullanmayı bilen Sherman, sürekli başvurduğu feminist izleğini feminizm anlayışındaki değişiklikler doğrultusunda yapıtlarına yansıttı. Cindy Sherman’a göre: “Cinsel organları kullanarak, sevimli ya da şok edici resimler etmek kolay… Zor olan acı keskin yine de açık seçik görüntü elde etmek.

  • Imogen Cunningham…

83-1976 yıllarında yaşamış ünlü Amerikalı kadın fotoğrafçı. öldüğünde 92 yaşında olan bu harika kadın, hayatını fotoğraf çekerek kazanmıştır. “beden”i öyle bir fotoğraflar ki, aklınızdan çıkaramazsınız. triangels, plus öne, her and her shadow, family on the beach gibi müthiş fotoğraflarının yansıra kalbimi durduracak güzellikteki twins on the grass serisini mutlaka görmelisiniz.

  • Diane Arbus…

Diane Arbus (14 Mart 1923 – 26 Temmuz 1971) , Amerikalı kadın fotoğraf sanatçısıdır. Diane Arbus’un babası David Nemerov Rus bir göçmen, annesi Gertrude ise Fifth Avenue’da yer alan Russek Kürk Dükkanı’nın sahiplerinin kızıydı.

Arbus Amerikalı aktör ve sanatçı Allan Arbus’un eşiydi. 1959’da moda fotoğrafçısı oldu. En ünlü eserleri arasında Tıpatıp İkizler, Yahudi bir dev ve Oyuncak el bombası taşıyan çocuk yer almaktadır.

İnsanlar tarafından ucube olarak görülen kişilerin görünenin ardındaki yüzlerini konu alması sebebiyle, ucube fotoğrafçısı ismiyle anılıyordu.

Sanatçı yüksek dozda uyuşturucudan 24 Temmuz 1971’de 48 yaşında aldığı yüksek dozda ilacın etkisi ve bileklerini kesmesi nedeniyle yaşamına son vermiştir.

  • Sally Mann…

Sally Mann, farklı çocuk portreleri ile tanınan oldukça cesur bir Amerikalı fotoğraf sanatçısı. Özellikle kendi çocuklarının yetişkin pozlarını yakalayıp, çocukluğun masum yanını yok etmeye çalışarak fotoğraflamış dolayısı ile oldukça eleştiri almış bir anne.

  • Vivian Maier.

Vivian Maier, 1950’li yıllardan 90’lı yıllara kadar Chicago’da dadılık yaparak para kazanmış, içe dönük bir kadın. Çocuklarına bakmak üzere yanına taşındığı aileden, ilk olarak kaldığı odanın kapısına kilit koymalarını isteyen Maier’in yaşarken fotoğrafla böylesine bir tutkuyla uğraştığını bilen yokmuş. Çektiği fotoğrafları, yanında kaldığı aile dahil, kimseye göstermemiş. Ancak Maier 2009 yılında öldükten sonra, eşyalarını sakladığı depo, borçları nedeniyle eşyalarını açık artırmaya çıkarmış.

Emlakçılık yapan ve yazmakta olduğu kitap için Chicago’nun eski fotoğraflarını arayan John Maloof, açık artırmada Maier’in negatif dolu kolileri arasından en büyüğünü satın almış. Maloof daha sonra karşılaştığı fotoğrafların olağanüstülüğü üzerine harekete geçip, Maier’in yüz bine yakın fotoğrafını gün ışığına çıkarmış.

New York galerisinde açılan Maier sergisi ve Vivian Maier: Sokak Fotoğrafçısı isimli kitap sayesinde, Maier artık dünya çapında tanınan ünlü bir fotoğrafçı. Bize de piyasanın cilvesine söylenerek, fotoğraflarını hayranlıkla incelemek düşüyor. Aşağıdaki fotoğraflar Chicago’dan:

Rolleflex marka fotoğraf makinesiyle Chicago sokaklarını arşınlayan Maier’in kareleri, dönemin gündelik hayatına yeni bir pencere açıyor. Fotoğrafçılık eğitimi bulunmayan Maier, Birleşik Devletler’in görünmeyen yüzünü anlatan fotoğrafları nedeniyle tarz olarak Edward Hopper’a benzetiliyor. Aşağıdaki kareler New York’tan (1953 civarı):

Maier’in zaman tünelinde yolculuğa devam etmek isteyenler, sitesini ziyaret edebilir ve burada yer veremediğimiz New York ve Chicago fotoğraflarına ek olarak, seyahatlerinde çektiği fotoğrafları ve otoportrelerini de inceleyebilir. New York’un günümüzdeki halini görmek isteyenlerse Brandon Stanton’ın New York’un İnsanları serisini inceleyebilir.

KAYNAKÇA: https://tr.wikipedia.org/

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.