ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay °C

Hayatın şekillerini seyrettim | Ahmet Haşim

Ayşe Dağlıoğlu
19.08.1980 Adana/ Kozan doğumlu. Edebiyat öğretmeni... 20 yıldır yazın alanında kalem işçiliğinde şiir emekçisi.. İlk yazılarına Ankara'da çıkan Ekin Sanat Dergisi ile başladı. Araştırmacı yazar Ahmet Ayaz önderliğinde Gündüz yayınlarından 2008 yılında çıkan  Şiir Antolojisi kitabında ilk şiirleri yer aldı. Yazılarına Hatay'ın yerel dergisi Esinti'de devam etti. Kozan Son Fikir Gazetesinde bir süre köşe yazarlığı yaptı. Kahramanmaraş'ın edebiyat ve sanat dergileri olan Usare' de ve  İlevdü'de yazıları, şiirleri yayımlandı. İstanbul Tüplütv sanat dergisinde denemeleri ve düşünce yazıları ile İstanbul insanının her kesimine seslendi. Antoloji. Com'da şiirleri yer almaktadır. Halen yazar atölyesi sitesinde yazın çalışmasına devam ediyor.

Değerlendirme Yazarı: Ayşe Dağlıoğlu

“Bir başka dilde konuştum, şairlikten eser bulunmayan bu devirde” demiş

Şeyh Galib.

Ahmet Haşim: “Hayatın şekillerini seyrettim.

Ben hayal havuzunun sularında” diyordu sonra.

Verlaine ve Rimbaud gibi iki aykırı şair, Mallarme gibi kendi iç dünyasında hüznün cam kristal almış şekli, ıstırabı ana gibi koruyan Baudelaire’ ın dışla güdüsel bağıntısızlığı;

Ahmet Haşim’in kimyasındaki yalnız duruşunda ne çok etkili olmuştu.

İçe kapalı, yalnız, alıngan, acılı Haşim’i, toplum sorunlarından uzak bir sanat anlayışına iten, sadece Fransız sembolistlerinin etkisi değildi, onu “Şair” diye yücelten başka derinlikler vardı.

Şöyle diyordu Haşim’in öğretmeni:

“Düşüncenin biçimden önce hazırlandığı duygusunu veren eserlerde şiir mucizesinin var olmasına imkân yoktur. Ahenk ve uyağın rastlantılarından doğmayan düşünceler sanata mal edilemez.”

Haşim okulu bitirdikten sonra, arkadaşları gibi yüksek mevkilere geçemedi. Yarışma sınavlarıyla girilen küçük memurluklar, ek görevlerle geçindi. İşsiz kaldığı oldu.

Şu sözler onun bu konudaki duygularını açıkça ortaya vuruyor:

“Ben bir amele gibi her gün yevmiyemi kazanmaya muhtacım.”

“Kırkını geçmiş bir adamın beyaz saçlarıyla, mektepten henüz çıkmış bir genç gibi hayatını tanzim edememiş bir vaziyette kalışından daha hazin bir şey tasavvur edemiyorum. Bütün nesiller, yanımdan kahkahalar ve şarkılarla geçip gidiyor ve ben dünyanın nimetlerine hâlâ bir dilenci gözleriyle kenardan bakıp durmaktayım.”

Dilinden düşürmediği bir dize:

“Komadı gitti bu devlet bizi âdem yerine!”

Haşim çok onurluydu, ama geçim sıkıntıları yüzünden ona buna boyun eğmek, iş bulmasına aracılık etmelerini dilemek zorunda kalmıştı. Bu durum onu çok sıkmış, kıskançlıklara, kötümserliğe, hırçınlığa, alaycılığa, yergiciliğe itmişti. Ayrıca, çalıştığı işleri de beğenmez, hep daha iyi işler özlerdi.

İçinde sönmeyen bir ateş vardı. Bazan kendi kendine şöyle söyleniyordu.

‘Bir yalak olsam da içimden su aksa!

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.