ALTIN 271,88
DOLAR 5,7884
EURO 6,4038
BIST 7,6090
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur
Kitaplar

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var | Ataol Behramoğlu

01.11.2019
86
A+
A-
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var | Ataol Behramoğlu

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını

Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana


ATAOL BEHRAMOĞLU KİMDİR?

Ataol Behramoğlu 13 Nisan 1942 tarihinde İstanbul Çatalca’da dünyaya geldi.İlk şiirlerinde ‘Ataol Gürus’ takma dını kullanan ünlü şairin ailesi Azerbaycan kökenli ve soyadları ise “Gürus” idi. Aile, soyadını ilerleyen zamanda Behramoğlu olarak değiştirdi. “Nihat Behram” olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu’nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu’nun ağabeyi olan Ataol Behramoğlu, ilkokul üçüncü sınıfa kadar Kars’ta eğitim aldıktan sonra orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı’da tamamladı.

DÖNEMİN İLK ŞİİR KİTABINI ÇIKARDI

Ataol Gürus takma adını kullanarak ilk şiirlerini Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı. 1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1966 yılında mezun oldu. 1962 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde yer alan şiirleriyle tanınmaya başladı. Bu dönemin şiirlerini bir araya getiren ilk şiir kitabı olan ”Bir Ermeni General” kitabını 1965’te Ankara’da çıkardı.

İSMET ÖZEL İLE BİRLİKTE ‘HALKIN DOSTLARI’NI ÇIKARDI

Gerçek anlamda bir şiir kalıbı 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları’nda çıkan şiirleriyle meydana gelen Behramoğlu, ”Halkın Dostları ”dergisini İsmet Özel’le birlikte çıkardı. Dergi 12 Mart askeri muhtırasının ardından kapatıldı. 1960 ve 70’li yıllarda yazdığı şiirlerde toplumcu etki görülen Behramoğlu’nun, 1965’te yayımlanan “Bir Gün Mutlaka” adlı kitabı 60’lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşuyor. Kitaplaşan ilk çevirisi “İvanov” 1967’de basıldı ve Mihail Yuryeviç Lermontov’dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

BARIŞ DERNEĞİ’NİN KURULUŞUNDA YER ALDI

Behramoğlu, 1970 yılında siyasi nedenlerle yurt dışına çıktı ve 1972’ye kadar Londra ve Paris’te yaşamını sürdürdü. Paris’te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon’un yönetimindeki “Les Lettres Françaises”de, “Bir Gün Mutlaka” dan bir bölüme yer verdi. 1971’de Paris’te ”Théatre de Liberté”nin kuruluş çalışmalarında yer aldı. İlk oyun “Légendes à Avénir/ Geleceğe Masallar” için bölümler yazdı. 1972 yılında kurulan Barış Derneği’nin kuruluşunda bulundu. Yaklaşık iki yıl, Sovyet Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak 1972’de gittiği Moskova’da kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi’nde Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. 1974 yılında Türkiye’de, üçüncü şiir kitabı “Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri” yayımlandı. Moskova’da olduğu sırada Rus asıllı Ludmila Denisenko ile evlendi ve bu evliliğinden kızı Barış dünyaya geldi.

”NE YAĞMUR…NE ŞİİRLER…” KİTABININ İMHASINA KARAR VERİLDİ

1974’te af yasasıyla Türkiye’ye dönen Behramoğlu, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975’te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları “Militan” dergisi büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu’nun “Ne Yağmur…Ne Şiirler…(1976), Kuşatmada (1978), Mustafa Suphi Destanı (1979), Dörtlükler (1980)” adlı kitapları yayımlandı. 1979’da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. 1980 darbesiyle dramaturgluk görevinden ayrıldı ve ”Ne Yağmur…Ne Şiirler…” kitabının toplatılarak imhasına karar verilen usta yazar, bir hafta boyunca göz hapsinde tutuldu ve ardından kitap beraat etti.

SİYASAL KABARE TÜRÜNÜN İLK ÖRNEĞİNİ SUNDU

Behramoğlu’nun 1981’de “İyi Bir Yurttaş Aranıyor” adıyla topladığı şiirler Türkiye’de “siyasal kabare” türünün ilk örneklerinden olması nedeniyle çoğu kez gösterildi. Aynı yıl Yunanistan’da şiirleri “Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum” adıyla yayımlandı. 1981 yılında dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri “Kardeş Türküler” adlı bir kitapta topladı. “Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi”nin ilk çalışmalarına başladı.

BARIŞ DERNEĞİ KURUCUSU OLARAK TUTUKLANDI

Sevilen şair, 1982 yılında Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklanarak 10 ay süreyle tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sürede, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü’nü kazandı. 1983’te 8 yıl hapse mahkum edildi ve 1984 yılında ülkeden gizlice ayrılarak Fransa’ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmediği için ailesini de gizlice yurt dışına çıkardı. 1989 yılına kadar Paris Sorbonne Üniversitesi’nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü çalışmalar yaptı. 1986’da Paris’te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi “Anka”yı kurdu.

ANTOLOJİ ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRDÜ

Şiirlerinden Macarcaya çevrilenler 1988’de Budapeşte’de yayımlandı. Behramoğlu bu dönemde “Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi, Özdemir İnce’yle hazırladığı Dünya Şiiri Antolojisi, Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi”ni yayımladı. Ayrıca “Çehov-Bütün Oyunları ”, “Yaşayan Bir Şiir” ile “Eski Nisan”, “Bebeklerin Ulusu Yok” adlı şiir kitaplarını yayımladı. Davaların olumlu sonuçlanmasıyla Haziran 1989’da Türkiye’ye döndü.

YAZDIĞI OYUN VE BELGESELİ BULUNUYOR

Türkiye’ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi’nde kültür danışmanlığı ve ardından editörlük yaptı. 90’lı yıllarda “Sevgilimsin” adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını bir araya getirdiği, “İki Ateş Arasında (1989)”, “Nâzım’a Bir Güz Çelengi (1989)”, “Mekanik Gözyaşları (1990)”, “Şiirin Dili-Ana Dil (1997)” kitapları yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını “Aziz Nesin’li Fotoğraflar (1995)”, gezi yazılarını “Başka Gökler Altında (1996)” adlı kitaplarında topladı. Vera Tulyakova’nın anılarından ve Nâzım Hikmet’in şiirlerinden oluşturduğu “Mutlu ol Nâzım” adlı oyunu, belgesel oyun çalışması olan “Lozan” adlı eserleri bulunuyor.

PUŞKİN ÖDÜLÜ VERİLDİ

Behramoğlu, 1995 yılında Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçildi ve 1999’a kadar görevi sürdürdü. 2002’de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği “Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü”ne layık görüldü. 2008 yılında şiirlerinden seçmeler ABD’de yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası ”Puşkin Nişanı” verildi.

CUMHURİYET GAZETESİNDE KÖŞE YAZARI

1992’de İstanbul Üniversitesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliği, 2003’te aynı üniversitede doçent, 2009’da Beykent Üniversitesi’nde profesör olan ünlü şair ve yazar, şuan İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosunda yer alıyor. Aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapıyordu.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.