ALTIN 274,70
DOLAR 5,7910
EURO 6,4537
BIST 7,6349
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Hafif Sağanak Yağışlı
Kitaplar

Haftanın Kitabı | Ruhu Terbiyesiz Adam | Ferhan Şaylıman​

05.10.2019
142
A+
A-
Haftanın Kitabı | Ruhu Terbiyesiz Adam | Ferhan Şaylıman​

Yazar Ferhan Şaylıman, Ruhu Terbiyesiz Adam sekizinci kitabı. “İyi” yazarlarımızı değil de yeteneksiz de olsa çok sesi çıkan yazarları öne çıkarıyor. Yayınevi yayın yönetmenlerini, edebiyat dergiciliğimizi, dolaysıyla edebiyat eleştirimizi çökerten bu ideolojik sarmalının edebiyatımızın önünün tıkanmasında büyük vebali var.

“İyi” yazarlarımızı değil de yeteneksiz de olsa çok sesi çıkan yazarları öne çıkarıyor. Yayınevi yayın yönetmenlerini, edebiyat dergiciliğimizi, dolaysıyla edebiyat eleştirimizi çökerten bu ideolojik sarmalının edebiyatımızın önünün tıkanmasında büyük vebali var.

Şaylıman’ın Ruhu Terbiyesiz Adam adlı romanı, ülkemizin içinde bulunduğu durumu anlayabilmenin, öncelikle insanımızı anlamaktan geçtiğini gösteren kahramanlarla dolu. Bir apartman dolusu insan/ımızın dolduğu bu toplumsal havuz, -romanın özellikle ikinci bölümünde- okuyanı soluksuz bırakacak nitelikte.

Ruhu Terbiyesiz Adam, 12 Eylül darbesinin “sıcak” günlerinde okulunu bitirip “hayata” atılıyor. Sıradan bir orta sınıf Ankaralı olan kahramanımız her okulu bitiren genç/fani gibi iş bulmak, mümkünse ilk fırsatta askerlik yapmak ve evlenip çoluk çocuğa karışmakla yükümlü.

Her şeyi tersine çevirmek mümkündü. Şiddeti güle, hayatı bahara, parkları cennete.
Bunun için çok mu geç kalmıştık?
Gülü, baharı ve cenneti yaratmak için yeterli zamanımız var mıydı?
Ben tüm bilinmezleri mi konçertolardan bakış, orkestralardan saç yaptığım mavi gözlü bir hayalle yolculuğumuzda öğrendim.
Ben ruhu terbiyesiz adam, hep hesapsızdım. Yani kolaydım, açıktım, basittim. Hayatın bütün dayatmaları çıkarıldığında geriye kalandım.

Gelgelelim kahramanımız neredeyse hayatın temel kuralı haline gelmiş bu “kapitalist ilişkiler”e inatla karşı ve düşmanlık derecesinde kayıtsız. Tam aksine bu konforu, “hayatımızın çölleşmesi” olarak görüyor kahramanımız. “Hani şu akşam işten eve döner dönme çizgili pijamalarını giyip televizyonun karşısına huzurla oturanlar var ya, onlar dahil, ben gibi ruhu terbiyesizleri de içine katan dipsiz, kupkuru, yağmursuz, ortalığı kasıp kavuran bir çölleşme bu.

” (Ruhu Terbiyesiz Adam, s. 13)

Fakülte bitince ilk iş okuldan sevgili “Selda”nın babasıyla tanışmak, mutlu bir hayata atılmanın ilk aşaması oysa. Gelgelelim “Şevket Albay”la ilk karşılaşma sorunlu başlıyor. “Fıstıklı baklava!..” darbe üzerine küçük bir tartışma ama derin yara açan bir tartışma. Ve elbette o ölümcül soru: “Ya iş?” Öneriyle, “referans”la bulunan işte kahramanımız iyiden iyiye kendini belli ediyor: İşe geliş kartlarını imzalamıyor.

Tüm baskılar, yalvarmalara karşın yapmıyor bunu. Ferhan Şaylıman’ın karakterinin kapitalizm denen sistemle iyiden iyiye sorunu vardır. Onun “vazettikleri”ni tümden reddeden inatçı bir bilinç; terbiyesiz bir ruh! Nihayetinde sevgili Selda kaybediliyor, işyerindeki yeni sevgili de kaybediliyor…

Sıra askerlikte. Kahramanımızın giydiği ayakları vuran botlar, bol gelen elbiseler, ilk gece çalınan çoraplar menkıbeleriyle süslü hayat/lar/ın “askerlik” aşaması, okuru gittikçe romanın içine çeken, okuru sıkı sıkıya saran bölümün başlangıcı oluyor.

Uyumsuz, ruhunda bitmeyecekmiş gibi olan direnç bu fena halde uyumsuz kahramanımızı epey yoruyor, aşındırıyor. Yine de yılgın görünmüyor. Çünkü kahramanımız olaylar karşısında aldığı tavır ve tanıdığı her insan, tanık olduğu her kahraman karşısında bir deneyim kazanıyor; kendini tanıma deneyimi. Ruhunun derinliklerine ulaşmak için bu insanları ve olayları ayna olarak kullanıyor.  

Birlikte yaşadığı annesi ölünce Demetevler mahallesinin mezbeleleri arasındaki evlerini satarak halıcı bir arkadaşının önerisiyle Tunalı Hilmi Caddesinin Kuğulu Park’a bakan bir apartmanının çatı katında küçük bir daireyi satın almasının yanında çalışmadan yetecek küçük bir servetin de bankada kendisini beklediğini görüyor.

Ruhu Terbiyesiz Adam romanının ikinci bölümü diyeceğimiz bu “ana” gövdede sistemin yıpratıp aşındırdığı, her biri bir “arıza”yı taşıyan apartman sakinlerinin yaşamına yakından tanık oluyoruz.

Yakından çünkü yazar en başarılı roman kahramanlarının resimlerini bu bölümde çiziyor. Apartmanın bütün katlarında yaşayan tüm daire sakinleri romanımızın içinde cirit atıyor. Kahramanımız ruhunu bu ruhsuzlar topluluğuna teslim etmemeye epey direniyor ancak nafile. Dışarıdaki hayat, satın almadan önce bu eve misafir olan pavyon çalışanı kız “Sıla”nın eve konuk olmasıyla bir fırtına, bir boran gibi eve dalıyor.

Ruhu Terbiyesiz Adam, ne kadar kaçsa da hayatın girdabına bir yerde takılıyor işte. Aradan otuz yıl geçtiği halde eski sevgili “Selda”yla buluşunca, onun evlenip bir kız çocuk yaparak eşinden boşandığını öğreniyor.

Bu lanetli yaşamının ortaya çıkışı, yine ilk –ve son!- çalıştığı işyerindeki sevgilisinin Kuğulu Park’a dek uzanan “Gezi Direnişi”nde trajediyle sonuçlanan yaşamı romanın son bölümlerini olukça etkili bir duruma getiriyor.

ŞAYLIMAN ROMANCILIĞI

Ferhan Şaylıman bir gazeteci. Flaş TV’de onun yönettiği nice canlı yayınları izledik. Ama yazarlığı gazeteciliğinden daha başarılı olacak ki yazmakta karar kılmış.

Kitabı okuyanlar da yazarın bu tercihine mutlaka katılacaklardır. Romanda, Ankara’nın mekan seçilmesi, Selma’nın peşinden İstanbul’a göçüş ve neredeyse kaçar gibi yeniden Ankara’ya dönüş klasik İstanbul – Ankara ayırımının da tartışılması anlamında epey ilginç bölümler.

Yazarın ders verir biçimde bir makaleyi andıran uzun anlatımları ise romanın aksayan yerleri. Böyle anlarda/bölümlerde kahramanları karşılıklı konuşturmak, bütün yazarların seçtiği ve başvurduğu hem yazanı hem okuyanı yormayacak daha kolay bir yöntem oysa. Gezi olayları” üzerine tirad derecesinde uzun anlatımlar da böyle.

Ferhan Şaylıman iyi romancılarımızdan. Türkçe ise kurallarına göre, sözcüklerine işkence çektirmeden kullanıldığında müthiş akıcı bir anlatım sağladığını Şaylıman’ın kullanımında kanıtlıyor. Fakat ne yazık ki edebiyat ortamımız yeteneği boğan özellikte.  

Ruhu Terbiyesiz Adam kitabını okumadıysanız, kitap marketlerden almayı unutmayın.

Ferhan Şayılman
Ferhan Şayılman
1956’da Ankara’da doğdu. Asker bir babanın oğlu olarak ilk gençlik yıllarına kadar hep göçebe yaşadı. Ankara'dan Erzurum'a, Çorlu'dan Balıkesir'e uzanan kocaman bir coğrafyada gitmedikleri yer kalmadı. Ortaöğretimini Bursa Erkek Lisesinde yaptı. Ankara'ya yıllar sonra, 1976'da, üniversiteye girdiğinde geri döndü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu'nun taşradan gelmiş bu ürkek delikanlısı Okul yıllarında diğer yaşıtları gibi terörün, kardeş kavgasının cehenneminde kendi payına düşenleri fazlasıyla yüklendi. 1978 yılından itibaren Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Film stüdyolarında kurgucu ve yönetmen olarak çalıştı, senaryo yazarlığı ve belgesel yönetmenliği yaptı. Türkiye'nin en önemli belgesel sinemacısı Süha Arın'ın başta Tahtacılar ve Safranbolu'da Zaman olmak üzere bazı filmlerinin kurgu çalışmalarına katıldı. İstanbul'da Sinema-Televizyon Enstitüsü'nde yönetmen Lütfü Akad'tan sinema dersleri aldı. Mesleğe üniversitede girdi ve bir daha hiç çıkmadı. Yayıncılık alanında ilk işi 16mm kurguydu. Birçok belgesel filme senaryolar yazdı. Senaryolarını kendisinin yazdığı ilk belgesellerini 1985'ten itibaren çekti. Tarihin Tanıkları, Halıcılık, Bir Şenliktir Kadırga, Şemaki Evi bunlardan bazıları. 1992'de özel televizyon yayıncılığı başladığında kurulan Flash TV'de Uzun yıllar haber müdürlüğü, haber koordinatörlüğü, Ankara Temsilciliği ve İcra Kurulu Üyeliği yaptı. 1997'den bu yana yönettiği haber tartışma programlarında, canlı yayınlarda Türkiye'nin içinden geçtiği süreci izleyicileriyle paylaşma çabasını sürdürdü. Halen aynı kanalda haber programcısı olarak mesleğine devam ediyor. 1992'de Damar Dergisi ve Çankaya Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği öykü yarışmasında "Sığınak" adlı kitabıyla ikincilik ödülü aldı. Bu dönemde öyküleri Damar, Yazıt, İnsancıl gibi edebiyat dergilerinde yayınlandı. Dialog Dergisi'nde sinema eleştirileri, Nokta Dergisi'nde haftalık köşe yazılarıyla çalışmalarını sürdürdü. Damar Dergisi'nde "Perice" adıyla günlükleri yayınlandı. İkinci öykü kitabı N’olur Beni Eve Götür’deki ‘‘Koza’’ adlı öyküyü, Demirtaş Ceyhun, Varlık dergisinde Türk öykü antolojilerine girecek değerdeki bir “ilk aşkın eşsiz güzellikteki anlatımı” şeklinde değerlendirdi. Prof. Dr. Talat Halman’ın ‘‘anlatı sanatında bir virtüöz’’ olarak tanımladığı Şaylıman’ın üçüncü kitabı Zaman Geriye Dönmez, edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş tarafından, aynı yıl yayınlanan 174 “ilk roman”ın ilk sekizi arasında gösterildi. 22 Nisan 2001'de yaptığı bir canlı yayın programını "Kuşatılmışlar Ülkesi Türkiye" adıyla kitaplaştırdı. Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler Şemaki Evi - 1993 Tarihin Tanıkları - 1990 .... Belgesel, 00:09:00 4. Ankara Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, Belgesel Dalı, Finalist. 1992 Halıcılık - 1989 Kadırga Bir Şenliktir - 1987 Kurgu Filmografisi Şemaki Evi - 1993 Tarihin Tanıkları - 1990 Halıcılık - 1989 Kadırga Bir Şenliktir - 1987 Tahtacı Fatma - 1979 Safranbolu'da Zaman - 1976 Şaylıman’ın Eserleri: • Sığınak (öykü, Damar Yayınları, 1992) • N’olur Beni Eve Götür (öykü, Art Yayıncılık, 2004) • Zaman Geriye Dönmez (roman, Merkez Kitaplar, 2006) • Kırılma Noktası (günce, İmge Kitabevi Yayınları, 2008) Kaynak imge.com.tr 4. Ankara Film Festivali katalogu
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ferhan Şaylıman iyi romancılarımızdan. Türkçe ise kurallarına göre, cümleleri ustaca kullanıldığında müthiş akıcı bir anlatım sağladığını,, TV de beyaz-camın ardındaki rahatlığı , haricinde Sayın Şaylıman’ın edebi yönünü bir kez daha kanıtlıyor. Fakat ne yazık ki edebiyat ortamımız yeteneği
    yok sayan ve ötekileştiren bir zaman dilimindeyiz..

    Ruhu Terbiyesiz Adam kitabını okumadıysanız, kitap marketlerden almayı unutmayın.

    http://yaziatolyesi.com/