ALTIN 471,07
DOLAR 7,7607
EURO 9,1012
BIST 1,1725
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü

DEDEMİN AYAKKABILARI / Ahmet TELLİ

16.01.2020
352
A+
A-
DEDEMİN AYAKKABILARI / Ahmet TELLİ

Rıfat’ın bu romanını okurken başlangıçta şunu söylemiştim, “Çağdaş bir dengbêjle karşı karşıyayız,” demiştim. Ben öyle düşünüyorum. Gerçekten de dengbêjlerin anlattığı anlatılar gibi… Dengbêjler ona ezgiler yükleyebilir. Rıfat bu romanı manzum şeklinde yazsaydı, iyi bir müzisyen ona ezgiler yükleyerek dengbêjler gibi anlatabilirdi.
Kürt edebiyatının da yazılı edebiyata geçerken bu türlü bir yol izlediğini düşünüyorum. Mehmed Uzun romanlarında bunu sıkça görürüz söz gelimi. Mehmed Uzun Türkçe’ye çevrildiği için romanlarını okudum, biliyorum. İşte diyelim ki en genç yazarlardan Kemal Varol’un romanlarında da dengbêjlik geleneğinin sürüp gittiğini görmekteyiz. O coğrafyadaki insanların ne olduğunu, nice olduğunu bu romanlar aracılığıyla öğreniyoruz.
Rıfat’ın bu romanını okurken, “Çağdaş bir dengbêjle karşı karşıyayız,” demiştim. Çünkü dengbêjlerin anlattığı anlatılar, bütün bir roman boyunca sürüp gitmektedir. Eğer bu “Dedemin Ayakkabıları” romanını Rıfat manzum yazsaydı, dengbêjler gibi ona ezgiler yükleyebilirdik biz. Bu yüzden ona “modern bir dengbêj” diyorum.
Burada eşkıya var Cım, ve Cım’ın kini bana mesela Yaşar Kemal’ın ‘Demirciler Çarşısı Cinayeti’ni düşündürttü. O da bu coğrafyadan gelmektedir. Bu coğrafya insanının eşkıyalık ve kan davası gibi olaylarla sürüp gider. Yaşar Kemal’in aslında İnce Memed’iyle de karşılaşırız burada. Öyleyse o coğrafya bu tür yazarlara sahici bir yerden çıktıkları için bunları anlattırmak durumunda kalıyor.
Bir kitabı okurken alacağımız estetik tatlar önemlidir. Kuşkusuz ki olay, bir romanda kaçınılmazdır. Gerçi yeni edebiyatta, özellikle Fransa’da gelişen ve insansız hikayeler ve romanlar yazmaya yönelik bir başka roman tarzı var ama bizim bu coğrafyada yazılan edebiyatın insansız olması mümkün değil. Çünkü bu coğrafyanın, insanı ve toprağı ile birlikte hala bitiremediği hikâyeleri var.
Olay ve insan kuşkusuz var… Buradaki olay Ermeni soykırımı, eşkıyalık, kan davası ve insanlığın başlangıçtan bugüne hiç bitiremediği aşk hikâyeleri… Tüm bunlar var ama diyelim ki, Madam Bovary’nin ilk 80 sayfasını okuyanlar bilir, müthiş bir doğa betimlemesi vardır. O doğa betimlemesinde sanki oradaki insanın nasıl bir karakter taşıdığını hissettirir bize. Bu romanda da, tıpkı 19. Yy romanlarının vazgeçilmezi betimleme ve tasvir konusunda da Rıfat oldukça başarılı doğa tasvirleri yapmakta. Doğa tasviri yapmak, bence iyi bir yazarın kalitesinin ne olduğunu gösterir bize. Yani eğer iyi bir yazar polisiye de yazsa iyi bir tasvir yaparsa başarılı olur. Burada Rıfat’ın doğa tasvirleri, sanki bize 19. Yy’daki en başarılı romanların doğa tasvirleri gibi gelir.
Yine bu tasvirlerde biz bir masalsılık hissederiz adeta. Bakın anlatımdaki bu şiirselliği vurgulamak için bir paragraf okuyacağım. “Bu, seneler önce Usik’in onun için bestelediği ezgiydi. Ses kuyudaki suyu titretti, nar ağacının dallarına uzandı. Köyün yıkıntılarında dolaştı. Ağaçtan iki kırmızı çiçek koptu, yel onları kuyuya sürükledi. Kuyudaki su, çiçeklerin düşmesiyle dalgalandı, daireler halinde yayıldı. Ağaç, onlarla birlikte ağladı, su gözyaşlarını kabul etti. Usik’in nefesi uzadıkça uzadı, kavuşamamış tüm sevgililerin yüreğine dokundu.”
Buradaki doğa tasvirleri içindeki etkileyici anlatımı doğadan ödünç alarak doğaya yansıyor. İşte usta bir yazarın masal öğelerinden de yararlanarak bize sunduğu bu eserle sizleri baş başa bırakıyorum.

26/05/2019


Ahmet TELLİ / Ankara

Rıfat Mertoğlu
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.