ALTIN 271,88
DOLAR 5,7884
EURO 6,4038
BIST 7,6090
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur
Kitaplar

Bu Gün Pazar! | Hilmi Yavuz

17.11.2019
86
A+
A-
Bu Gün Pazar! | Hilmi Yavuz

‘Bugün Pazar/ Bugün beni ilk defa/ Güneşe çıkardılar…’ Ne zaman Pazar günlerinden söz edildiğini duysam, Nâzım Hikmet’in bu dizeleri gelir aklıma. Ama hep düşünürüm: Acaba yaz güneşi miydi Nâzım’ı, bu şiirinde belirttiği gibi, ‘bahtiyar’ kılan? Ama güneşin, hangi mevsimin güneşi olduğu değil, tutuklu olduğu geminin hücreye dönüştürülmüş karanlık kamarasından güneşli güverteye çıkarılması mıydı ona bu bahtiyarlık şiirini yazdıran? Öyle olmalı!

Ama günün ‘Pazar’ olması? Bunun hiç mi payı yok, büyük Nâzım’ın ‘bahtiyarlığı’nda? Belli ki, var! Var, çünkü anlaşılan, güneşe çıkması, günün Pazar günü olması dolayısıyla mümkün olabilmiş gibi görünüyor. Bir tutuklunun ‘tatili’ mi olurmuş demeyin;- bu ülkede ironinin sınırı yoktur!

Ben yatılı okulda okudum. İlkgençlik ve ergenliğin Dünyayı yeniden keşfetme coşkusunun, kalın duvarlar arasında tutuklu kalışıdır yatılılık! Bizim lise yıllarımızda [ o yıllarda liseler dört yıldı!] cumartesi günleri de öğleye kadar ders yapılırdı. Öğle yemeği ve dışarısı! Cumartesiler, ancak öğleden sonraları kadar anlamlıydı. Nâzım için güneşli güverte , bizim için büyük caddeler!. İlkyaz cumartesileri okuldan çıkınca, Ortaköy’den Beşiktaş’a kadar yürürdüm. Yürümek, bilinçdışı bir özgürlük işareti miydi? Oysa okulda, okulun sahilinde yürümek, bir anlamda ‘volta atmak’ gibiydi! İki duvarın yasakladığı bölgede, iki duvar arasında volta atmak! Yatılı okullar, o yıllarda cezaevi mantığına göre despotça kurumsallaştırılmışlardı.

Ama pazarlar?

Biz yatılılar için [ o zamanlar ‘yatılı’ değil de, ‘leylî’ deniyordu!] ,güneşli olsun ya da olmasın, pazarlar büyük bir bahtiyarlıktılar! İstanbul’da karlı pazarlar da güzeldiler, yağmurlu, fırtınalı pazarlar da! Pazartesiden cumartesi öğleye kadar hep aynı saatlerde hep aynı şeylerin yapılageldiği, disiplin ve tekdüzeliğin buyruklarıyla sınırlanmış bir kapalı mekânda yaşanırken, o mekânın dışında serâzat ve elbette beklenmedik tesadüflerin, mesela bir bakışın, sizi o güne kadar bilmediğiniz bir semte götürmesi, o yüreğinizi ağzınıza getiren yeniyetme heyecanları, işte hep o pazarları yaşanmıştır…

Duvarlar yolunuzu kesmezler; buyruklar sizi sınırlamazlar! Pazar, özgürlüktür. Şimdi yaşım bir hayli ilerlemişken, bundan 60 küsur yıl önce yaşadığım o heyecanları duyabilmem mümkün değil elbet! Ama yaşlanmak böyle bir şey işte! Pazar günlerini, yurdumu ve beni, daha bahtiyar günlere taşıyacağına iliştirilmiş bir iyimserlikle yaşadığımı da inkâr edemem.

Pazarınız sizi aydınlık, ferah, umutlu günlere taşısın…
[2015]

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.