ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 28°C
Az Bulutlu

Yaşayan Kalem | Hüseyin Evcil

Yaşayan Kalem | Hüseyin Evcil

Hüseyin Evcil kimdir?

Hüseyin Evcil, ailenin tek çocuğu olarak, 23 Temmuz 1958 tarihinde İzmir ’in Tire ilçesinde doğdu.
Babası, İmam işi olarak anılan soydan gelen, berber Mustafa Evcil, annesi, Tire Tahtakale Meydanı eski aktarlarından Ali Çavuş (Kahvecioğlu) ve Emine Tuna ’dan doğma, ev hanımı Faize Evcil ’dir.
Baba tarafı Denizli – Buldan, anne tarafı Macaristan kökenlidir.
Hüseyin Evcil, 12 yaşında annesini kaybetti, babasıyla sürekli aynı evde kaldı. Babası, hem annesi, hem yoldaşı oldu. Liseden sonra yüksekokula gitmedi. Yirmi aylık askerliğini Balıkesir ’de ve Kırıkkale ’de tamamlayıp, 1980 sonbaharında Tire ’ye döndüğünde çalışabileceği iş bulamadı. İki yıl süren işsizliğinde, kitap okumaya, uçak maketleri yapmaya, dedesinden kalan arazideki kayaları kırmaya yoğunlaştı.
Sonraki yıllarda, marangoz işçiliği, dekorasyon işçiliği, proje çizimi, eczacı kalfalığı, hukuk bürosunda sekreterlik gibi, temel gereksinimlerini karşılayabildiği işlerde, sosyal güvenliği, iş garantisi, haftalık garantisi olmaksızın çalıştı.
1990 yılında, Roche, Tübitak, Makine ve Kimya Endüstrisi, Tire Kutsan gibi kuruluşlardan gelen iş önerilerinin tümünü geri çevirdi. Bu davranışı, dostlarını şaşırttı.
Edebiyatı, felsefeyi, kozmolojiyi sevdi. Hayallerine çok sarıldı. Koşullanmış gibi, İsveç ’te yaşamak, orada üretmek istiyordu.
Muhafazakar kesimlerden uyarılar aldığı için Türkiye ’den ayrılan, İsveç ’te ikamet eden, doğa bilimci Abdullah Rıza Ergüven ’den (Yasak Tümceler adlı kitabın yazarı) gördüğü dostluk nedeniyle, onun yakınlarına yerleşme umudu vardı. Ergüven ile yazıştı fakat sonunda umudu tükendi. Ergüven, ilgilenemedi, çünkü, yaşlı, ciddi sağlık problemleri olan insandı.
Hüseyin Evcil, ilaç şirketlerince, çoğu ülkelerde pazarlanıp, Türkiye ’de bulunmayan farmakoloji ürünlerini ve Tire ’de sık görülen rahatsızlıkların nedenlerini, arka planlarını araştırdı.
Nem dengeleri, dağdan süzülen rutubet konularında görüşler sundu.
Tire ’nin güneyini kaplayan, Güme isimli dağın eteğinde yaşamanın, getirilerinin yanı sıra, olumsuzluklarının da bulunduğu tezi ile, dağın : İnsanların, adale, sinir, sindirim sistemlerine müdahalelerini açıklayan makaleler yayınladı.
Evcil ’in araştırmasının ilginç sonuçlarından biri şudur :
Tire ’nin güneyi düz, tamamen açık alan olsaydı, insanlar, sabahları, yorgunlukları geçmemiş olarak değil, dinç kalkacaklardı, daha dinamik, daha sağlıklı olacaklardı. Vücut ağrıları, mide sorunları, boğazda gıcıklanma, öksürük biçimindeki sıkıntıları pek yaşamayacaklardı. Dağ : Uykunun derinleştiği saatlerde, örneğin, gece 04 . 00 – 06 . 00 saatleri arasında, kuzeye (Şehrin üzerine) yoğun nem gönderiyor, günün diğer saatlerinde de Pamucak ve Belevi üzerinden Tire ’ye ulaşan deniz rüzgarını, bir mıknatıs gibi yakalıyor, tutuyor. Böylece, Tire semalarında duraklayan kirli hava, doğuya (Ödemiş ilçesi yönüne) kolayca sürüklenmiyor. Durumu, bir cihazla ölçmeden, çıplak gözle görmek için, özellikle kış günlerinde Buğday Dede semtine ya da Kaplan köyüne çıkmak ve Tire ’ye bakmak yeterli. Şehirden iki kilometre yükseklikte, gri renkte, kapak biçiminde duran kütle, hep baskılayıcı oluyor.
Hüseyin Evcil, tarihi değerlerini, doğal güzelliklerini görüp, fotoğraflar çekmek amacıyla, İstanbul, Ankara, Çorum, Aydın, Denizli, Isparta, Burdur doğa gezilerine, müze gezilerine katıldı.
Alman filozoflardan, Goethe ve Schopenhauer ’ın, yaşamı, ölümü, ölümsüz aşkı tanımlayan paragraflarını okuduğunda etkilendi. Kendi denemelerini, şiirlerini, dergilere, radyolara, beğeni beklentisi olmaksızın göndermeye başladı. Değişik tarihlerde ödüller aldı.
Başvurusu üzerine, Ankara – Ulus semtinde bulunan, Kültür ve Turizm Bakanlığı / Telif Hakları Genel Müdürlüğü ’nde, çalışmaları incelendi. Evcil ’in sorumluluk taşıdığına, edebiyata katkıda bulunduğuna oy birliği ile hükmedildi, hakkında dosya hazırlandı.
Hüseyin Evcil, saygı duyduğu devlet adamlarının, sanatçıların (Amerikalı, Rus, İtalyan) özel arşivlerine konulması amacıyla, ürünlerini armağan etti. Ayrıca dış ülkelerdeki edebiyat severlere binlerce mektup, çok sayıda koli gönderdi. Mektuplarda, şiirler, denemeler, kolilerde, kurutulmuş meyveler vardı.
APS etiketli postalarını : Balkan ülkelerine, Orta Asya Cumhuriyetlerinin yöneticilerine ve kütüphanelerine, Çin ’in ulaşımı güç bölgelerine ulaştırdı. Bu pahalı uğraşıları devam ettirme uğruna, uzun yıllar, eline geçen paranın tamamını kırtasiye ve pul giderlerine, telefon görüşmelerine harcadı.
Türkiye ’de, profesyonel konumlara sahip, maddi kazançları iyi durumda olan yazarların bile düşünmedikleri bir çalışma programını, tüm zorluklarına rağmen, severek gerçekleştirdi. Yazdığını posta yoluyla paylaşma alışkanlığını, 20 yıl kesintisiz sürdürdü. Çok çabalayıp, rekor elde etti.
Aşık olduğu, evlenmeyi düşündüğü, öğretim üyesi ve sanatçı arkadaşını trafik kazasında kaybettiğini haber aldığında yıkıldı. Cenazesine katılmayıp, aylarca gözyaşı döktü.
Evcil, yaşlı ve yalnız insanlarla saniyeler içinde kaynaşıp, onların yaşama sevinçlerini canlı tuttu, doğal ilaçlar almalarını sağladı. Fakat kendisi de göz, mide, sırt ağrıları ile çoğu günlerini keyifsiz geçirdi.
Şiirlerindeki imgeler, uzun saçı, acele yürüyüşü, heyecanlı yaklaşımı, ön yargılı insanlar tarafından çok eleştirilmiştir.
Hüseyin Evcil, yakın arkadaşlarının, nelerle ilgilendiklerini ve zaman kaybettiklerini gördüğünde, bilgili, kültürlü, Atatürkçü, uygar görüntüler veren arkadaşlarının, yeterince dürüst davranmadıklarını, yararsız düşüncelerin ve gelişigüzel kopyaladıkları hayallerin içerisinde bocaladıklarını anladığında şiddetli bir üzüntü yaşadı.
(Çevresindekilerin dünyalarına dair kendi açıklamasıdır)
Çok geçmeden gözlerindeki hastalık ilerledi. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ’nde dört yıl süren tedavilerde, son teknolojilerden, ithal ilaçlardan yarar sağlayamadı. Kalıcı körlük riskiyle karşılaştı ve alerji krizleri başladı.
Acılı günlerinde, sadece babasının duası, tesellisi sayesinde yaşama tutunabildiğini söylemiştir.
Belçika ’dan getirtilen göz ilaçlarının bedelini, Türk Hava Yolları pilotları, babasına iki kez takılan kalp cihazlarının bedelini ise, resmi kurumlar ve İzmirli hayırsever esnaflar karşıladı.
Evcil ’in, tekerlekli sandalye ile her yere götürdüğü felçli babası, üzerine titrediği biricik çocuğu gibiydi. Yanından hiç ayırmazdı. Babasına sunduğu yoğun sevgi, emeği, toplumun dikkatini çekmiş, bu nedenle takdir ve saygı görmüştür. Gençlere örnek gösterilmiştir.
2001 ve 2002 yılında, üç kez kapısını çalan yapımcılar, baba – oğul arasındaki sıcak bağı, doğal iletişimi, film haline getirmek istediklerini söylediler fakat Evcil ’e kabul ettiremediler.
Evcil, kamera tarafından izlenmeyi doğru bulmadı. Yapımcıların Tire ’ye, kimler tarafından yönlendirildiğini öğrenmek istedi fakat öğrenemedi.
Hüseyin Evcil, dergilerde, forum sitelerinde, Kule Günlüğü ve Tyrannos Edebi Ürünler logoları altında, günümüzün mutluluk anlayışlarını, düşünce kalıplarını, sevmeden yaşayan insanları sorgulayıcı yazılar yazdı. Seri yazıları, komşu ilçelerin yerel gazetelerinde, Almanya ’da Türklerin çıkardığı bültenlerde yayınlandığında, okuyucular cephesinde ilgi, destek buldu.

Tyrannos : Tarihte, Küçük Menderes nehri kıyısında, mini köy oluşturan, Tire ’yi ilk kuran göçebelerin liderine verilen isimdir.

Hüseyin Evcil, Türk Toplumu ’nun, Atatürk ’ün ölümünden itibaren, aldatıldığına, sömürüldüğüne, dış merkezler tarafından uyuşturulup, değişik yörüngelerde, gözleri bantlı, ayakları zincirli, hücre mahkumları gibi yürütüldüğüne dair özel görüşünü, bayrak tutar gibi, silah tutar gibi, her zaman elinde tutmuştur. Hala görüşünde ısrarcıdır.
Evcil, geçmişte, İzmir – Alsancak ’ta düzenlenen, yazarların katıldığı toplantıda, ayağa kalkıp, tekelci kapitalist medya sahiplerinin, masum halkın üzerine saldıkları (Kendisinin değerlendirmesidir) bir grup yazar hakkında, isim belirtmeden, oldukça ağır konuştu. Türkiye Cumhuriyeti ’nde barınan, desteklenen, yüceltilen bazı sahte yazarların, bilinenin tam tersine, erdemsiz, ruhsuz, yabancı istihbaratın elemanı olduklarını, onların, gerçek yazar olamayacaklarını, halkı ve vatanı düşünen insan olamayacaklarını, çünkü, gizlice vatan hainliği ve satıcılığı yaptıklarını söyledi. Elindeki belgeleri gösterip, ön sıralarda oturanların üzerine fırlattı.
– Formaliteden öteye geçemeyecek bu toplantıyı düzenleyenlerin bilgisizliğini protesto ediyorum, diye bağırdı.
Salon bir anda karıştı. Evcil ’e katılanlar ile katılmayanlar arasında çatışma çıktı.
İşte bu olayın ardından, kimse davacı olmadı fakat Hürriyet Gazetesi dışındaki ulusal gazetelerde, basın kuruluşlarında, Evcil ’in yazıları uzunca bir zaman, görmezden gelindi, postadaki zarfları açılmadan, içeriğine bakılmadan, çöpe gönderildi.
Antakya ’da yayınlanan Güney Rüzgarı isimli dergide, her ay, şiirleri, makaleleri yer aldı.
Tire ’de günlük çıkarılan Büyük Tire Gazetesi ’nde, 10 yıl boyunca, analizleri, görüşleri sansürsüz basıldı, daha sonra yazılar toparlandı, ciltlendi.
Okuyucuların, ilçe yöneticilerinin ricalarını, yalvarmalarını dinlemedi. Kararını değiştirmeyip, 12 Temmuz 2015 tarihinde Büyük Tire Gazetesi ’nden ayrıldı. Takip edilen, her açıdan beğenilen bir köşe yazarı idi.
İstifasından doğan boşluk doldurulamamıştır.
Yazılarını okuyan resmi sıfatlı insanlarca : Lefkoşe ’ye, Hatay ’a, Bartın ’a, Bodrum ’a davet edildi fakat yine babasını yalnız bırakmak istemediği için Tire ’den hiç ayrılmadı.
Hüseyin Evcil, Türkiye ’de internet paylaşımları başlamadan önce, Rauf Denktaş, Necmettin Erbakan, Chaire Blair, Jodie Foster, Bedri Baykam, Müjdat Gezen, Yasemin Boran gibi dünyada ekol oluşturmuş insanlarla, Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetlerindeki güzel sanatlar fakülteleriyle direkt iletişimler kurdu. Onlardan aldığı fotoğrafları yorumladı.
Fotoğrafı güçlendiren, iç enerjisini dışarı aktaran metin yazma, metne uygun fotoğraf bulup, yerleştirme çalışmalarında, başvurulan kişi oldu.
Evcil ’in amacı, çabası :

Uyanma ve sorgulama aşamalarında, düşünebilen her insanın, mutlaka görevleri, vicdani sorumlulukları bulunduğunu anlatmaktır. Anlatımları etkilidir.
Sohbetlerinde açıkça hep dile getirir : Hoşlanmadığı, sevmediği şeyler listesi kabarıktır. Siyasi parti saplantısında olan insanları, seçim konvoylarına ve mitinglerine katılan insanları, babalarını yürekten sevmeyen fakat parası, malı, mülkü hatırına, seviyor rolü yapan insanları, Allah ’a, Peygamber ’e, doğaya, emeğe, ekmeğe, toprağa, Türk Dili ’ne saygısızlık yapan insanları sevmez. Paraya tapındığını ortaya koyan, faydacı insanları, bencilliği ve egosu çıtanın üzerine çıkan kibirli insanları, ayağını, ayağının üzerine atarak yemek yiyen insanları, mücevher, takı, dövme, saç boyası, motosiklet, lüks araba meraklısı insanları, marka ve gösteriş meraklısı insanları, sudan nedenler uydurup, köydeki yaşlı aile büyüklerini terk edip, şehre göçüp, komşularını taciz, tedirgin, huzursuz eden insanları sevmez. Bu tip insanlardan uzak durur.
Kültür ve Turizm eski Bakanı İstemihan Talay döneminde ve Cumhurbaşkanlığı eski Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu döneminde, Evcil ’in desteklenmesi, teşvik edilmesi için resmi kararlar alındı. Bu kararlar, İzmir Valiliği ’ne, Tire Kaymakamlığı ’na iletildi.
Akrabalarının çoğu vefat etmiş bulunuyor.
Hüseyin Evcil, zor koşullarda kaldığında, çürük zihniyetli insanların engellemeleri, sözlü saldırıları ile karşılaştığında, onlarla tartışmadı. Morali bozulsa da üretimini sürdürdü.
Fakat şahsına yönelik fesatlık, kıskançlık giderek artıyordu. 2003 yılında, Tire Öğretmenevi ’nde, ruh sağlıkları yerinde olmayıp, bozgunculuk yapmak için mevzilenenler, Evcil aleyhinde, öğretmenleri, kurumları, esnafları kışkırtmaya başladılar fakat karalama girişimleri tutmadı.
2004 ve 2005 yılında, yine kendilerinin, uzman, sosyal denetimci oldukları iddiası ile birkaç öğretmen emeklisi :
Hüseyin Evcil ’in, öğretmenevine alınmaması, kütüphaneye alınmaması, şiirlerinin, yazılarının kesinlikle panolara asılmaması, Savcılık tarafından derhal cezaevine konulması gerektiğini Tire geneline onaylatmak amacıyla, aynı günde harekete geçtiler. Emekli grubunun yalanları, kışkırtmaları tam üç yıl sürdü.
Tire Kaymakamı (Daha sonra Trabzon ’a, Vali Yardımcılığı ’na atandı) Vural Demirtaş ’ın talimatı ile, öğretmenevine öğle yemeklerine giden Hüseyin Evcil ve babası, bu kuruma üye olmadıkları gerekçesi ile, elini, belindeki tabancasına götüren bir güvenlik görevlisi (Emekli bekçi) tarafından dışarıya çıkmaya zorlandılar.
Oysa, Kule Günlüğü yazıları, Basın Ahlak Yasası ’na, Basın Meslek İlkeleri ’ne uygundu, bir hukukçu tarafından mutlaka kontrol edildikten sonra yayınlanıyordu ve dağıtılıyordu.
Hüseyin Evcil, bir akşam, defterini, kurşun kalemini, sütlü şekerlerini cebine koydu. Sinemaya, Can Dündar ’ın, malum çok tartışmalı Mustafa filmini izlemeye gitti. Nefes almadan, gözlerini kırpmadan filmi izledikten, Mustafa Kemal Atatürk ’ün yaşamına dair senaryo içerisinde saptadığı yanlışlıkları, saygısızlıkları, üstü kapalı hakaretleri not aldıktan sonra, MUSTAFA HAKKINDA başlığı ile, geniş eleştiri yazısı hazırladı. Yazı, Büyük Tire Gazetesi ’nde tam sayfa yayınlandı.
Aynı yazının, İngilizce ve İtalyanca çevirisi yapıldı.
Her kesimden insanın, katıldığı, beğendiği bu yazının, Tire Öğretmenevi panosundan ve Tire C.H.P. ilçe örgütü panosundan çıkartıldığını, yırtıldığını gören Evcil dayanamayıp, ağladı, görenleri de ağlattı
( 1 Kasım 2008 ).
Yorulmadan çalışır, yormadan okutur. Cesaretle paylaşır. Fransızca bilir. Özgür düşünceyi, karşılıksız yapılan iyiliği, hümanist mantığı ve duruşu, sadeliği, sessizliği, yalnızlığı, odun ateşini sever.
Yukarıdaki bilgilerin kaynakları }
1 – T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Arşivi
2 – İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı / Medya İletişim Bürosu
3 – Vesile Demiriz
( T. C. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem eski müdürü )
4 – Ercan Doğu
( İzmir Valiliği Basın Yayın eski müdürü / Kanal Ege Televizyonu Danışma Kurulu eski başkanı )
5 – Büyük Tire Gazetesi arşivi
( Tire Akyol Caddesi ’nde faaliyet gösteren bir matbaa bünyesinde korunuyor. Arşivin sorumlusu : Yusuf Kırbaş )
ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ
1 – Tyrannos
Fotoğraflı şiir kitabı. Haziran 2006 ’da, Bornova ’da basıldı. Denemeler, analizler olmak üzere, yeni kitabın, iki bölüm halinde çıkarılması düşünülüyor. Baskısı beklemede.
2 – Tire Felsefe Bülteni
Yazarı, yayın sorumlusu : Hüseyin Evcil. Toplumcu düşüncelerden, görüşlerden oluşuyor. Aylık, ücretsiz. Ekim 2015 tarihinde, kuşe kağıda renkli baskısı yapıldı. Edebiyat dostlarına, kütüphanelere, köylere, Yunanistan ’ın Sakız Adası ’na, Rusya ’da birkaç adrese : Toplam 550 adet ücretsiz dağıtıldı. Baskı maliyetinin yüksekliği nedeniyle diğer sayılar yayınlanmadı.
3 – Güney Rüzgarı Dergisi
Antakya merkezinde basılan, komple güneydoğu bölgesinde, yurt içinde, yurt dışında sabit aboneleri bulunan, kültür – sanat dergisinin Kule Günlüğü başlıklı, orta sayfaları.
4 – Büyük Tire Gazetesi
Tire ’de 2004 yılında kurulup, günümüzde basımına devam edilen yerel gazete. Bu gazetenin ciltlenen sayılarının, Kule Günlüğü başlıklı sayfaları.
5 – 2000 ’li yıllarda İzmir ’in Balçova semtinden Ege Bölgesi ’ne yayın yapan Demokrat Radyo ’nun, Samsun Asfaltı isimli programı.
Yayın sorumlusu ve sunucu : Halil İbrahim Zengin.
Şiirleri, aşk konulu denemeleri ile, sürekli katılımcı : Hüseyin Evcil

Posta adresi } Yeni Mah. Mektep Cad. No 14

35900 Tire / İzmir
Mail adresi } claudius3000@hotmail.com

Hüseyin Evcil
Hüseyin Evcil
Ben Kimim ? Köklü bir ailenin tek çocuğu olarak İzmir in Tire İlçesinde doğdum. Lise eğitiminden sonra değişik iş kollarında çalıştım. Gelişmiş ülkelerin farmakoloji ürünlerini, yaşadığım bölgenin sık görülen rahatsızlıklarını araştırdım. Kule Günlüğü logosu altında, günümüz toplumunun iletişimini ve mutluluk anlayışını inceleyen fikir içerikli kompozisyonlar, felsefi tarzda denemeler - şiirler yazdım. Bunlar yurt içinde ve Türklerin yoğun olarak bulunduğu ülkelerde yayınlandığında ilgiyle izleyen okuyucular oluştu. Ürünlerimin ağırlığı ve hedefi = İnsana, uyanma ve düşünme eylemlerindeki sorumluluğunu hissettirebilmektir. Birinci kitabım geçen yıl yayınlandı, ikincisini hazırlamaktayım. Yalnız yaşıyorum. Evimde odun ateşi kullanırım.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.