ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 19°C
Rüzgarlı

Sakalın Kerameti | Erhan Tığlı

Sakalın Kerameti | Erhan Tığlı

Bir dostu Nasrettin Hocaya okuması için bir yazı vermiş ama hoca okuyamamış. Adam kızmış, “Sakalından utan, bir yazıyı okuyamadın” diye konuşmuş..

Hoca yazıyı öfkeyle geri vererek şöyle demiş, “Keramet sakaldaysa al, sen oku!”

Bu fıkrayı şunun için anlattım; Günümüzde sakal modası var. Sanki sakalda keramet varmış gibi, yaşlılar bir yana, gençler de sakal uzatıyorlar…

Eğer televizyon dizilerinde, filmlerde oynamak istiyorsanız hemen sakal bırakın. Çünkü bunlardaki oyuncular hep sakallı. Yakışan da bırakıyor bu mereti, yakışmayan da. Hele kapkara ve hiç düzeltilmeden, olduğu gibi bırakılan sakallar görüntü kirliliği yaratıyor, insanın estetik zevkine limon sıkıyor…

Ben böyle düşünürken eski dostum kaptan Sakal Bedri’yle karşılaştım. Ama o da ne! Bedri, yıllarca kesmediği sakalını kesmiş; oysa yıllar yılı hep sakallı dolaşırdı. O zamanlar yaşlılar ve hacı hocalar dışında herkes sinekkaydı tıraş olur, sakallı olmayı ayıp sayardı.

“Hayrola, sakallarını niye kestin? Eskiden onu kesmeye kıyamazdın. Gençlerin bile sakal bıraktığı bu devirde, niye böyle yaptın?” diye sordum.

“Sakal bırakmaya yemin ettim de ondan”

“Ne yemini bu, niye yemin ettin? Anlat da dinleyeyim.”

Sakal Bedri önce pek anlatmak istemedi ama sonra ısrarlarıma dayanamadı.

“Biliyorsun, ben bir zamanlar tur kaptanıydım” diye söze başladı. “Günlerden bir gün gemime sosyetik bir kız bindi. Sakallarıma hayran hayran bakıyor, gözlerini benden ayırmıyordu.

Bu ilgiye şaşırdım. “Beni birine benzettiniz galiba” dedim. Güldü, “Hayır, sakal size çok yakışmış da ondan bakıyorum” deyince çok sevindim. Oradan buradan konuştuk, muhabbeti ilerlettik. Kız yere inerken, “Güle güle, yine beklerim” diye elini sıktım.

Gözlerimin içine bakarak, “Ben de sizi bize beklerim” dedi.

“Nereye?”

“Bu akşam doğum günüm kutlayacağım. Size adresimi vereyim de saat dokuzda gelin.”

“Ben ne yapacağım orada? Hem kılığım kıyafetim de iyi değil.”

“Kılık kıyafet önemli değil. Ben sizi böyle olduğunuz gibi sevdim. Muhakkak gelin, tamam mı? Bekliyorum bak, sakın unutmayın. Gelmezseniz küserim.”

Kız böyle dedikten sonra koştu gitti. Arkasından bakakaldım Acaba rüya mı görüyordum, Dalgın olduğumu gören arkadaşlar, “Ne o, niye arpacı kumrusu gibi düşünüyorsun sakallı, Karadeniz’de gemilerin mi battı?” diye sordular.

Olup biteni anlattım. Kimi başıma devlet kuşu konduğunu söyledi, kimi kızın benimle alay ettiğini, beni arkadaşlarına gösterip gülüşeceklerini” söyledi.

“Ne olursa olsun, şansımı deneyeceğim” dedim.

“Madem kararlısın, kendine biraz çekidüzen ver. Hırpani kılıkla yanına gitme, ayıp olur” dediler. “Haklısınız.” diyerek berbere gittim, yıllardır kesmeye kıyamadığım sakallarımı kestirip, saçımı kısalttırdım. Bir arkadaşım takım elbise, öbürü gömlek ve kravat verdi. Kendime bir de ayakkabı uydurdum ve tam saatinde kızın kapısına damladım.

Beni görünce şaşırdı, Hayretle yüzüme baktı. “Kimsiniz, burada ne arıyorsunuz? Dedi.

“Beni tanımadınız mı? Ben sakallı bedriyim. Hani konuşmuştuk da doğum gününüze davet etmiştiniz” diye kekeledim.

“Yalan söylüyorsunuz. Hani nerede sakalınız o zaman?”

“Kestirdim.”

“Takım elbiseli, kravatlısınız. Benim beğendiğim kişi siz olamazsınız.”

“İyi ama…”

“Fazla konuşmayın. Beni daha fazla meşgul etmeyi bırakın da çekip gidin.”

Böyle dedikten sonra kapıyı yüzüme kapadı. Ne yapacağımı bilemedim.

Yüzüne acıyarak baktım. “Sonra ne oldu?” diye sordum.

İçini çekti, “Ne olacak? Hayal kırıklığıyla evime döndüm. Demek kız beni değil, sakalımı sevmişti. Bu olay bana ders oldu. Bir daha sakal bırakmadım.”

“Kızı bir daha görmedin mi?”

“Gördüm. Ertesi gün geldi, bana Sakallı Bedri’yi sordu. Öldü, dedim.”

Dudak büktü, “Yok canım, dedi. Şaka ediyorsunuz.”

“Niye inanmıyorsunuz?” Onu siz öldürdünüz” diye neftretle yüzüne baktım.

“Yok canım, daha neler!” dedi ve salına salına çekip gitti. Bir daha semtime uğramadı. Ben de kaptanlığı bıraktım, oradan ayrıldım, başka bir yere gittim.”

Ya işte böyle. Sakallarıyla kızları mest edeceklerini, beğeni kazanacaklarını sanan gençler sakalınızı kesin, bakalım ne olacak? Eski ilgiyi görebilecek misiniz…

—-

Erhan Tığlı
Erhan Tığlı
Yazı ve şiirlerim 50 yıldır çeşitli gazete ve dergilerde çıkmktadır, on ödülüm, yayınlanmış 21 kitabım var.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.