ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 15°C
Sağanak Yağışlı

Kurtla Kuzu | Rıfat Ilgaz | Aydın Ilgaz

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  

Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk kitabı; İş Bankası Yayınları…

Rıfat Ilgaz ‘ın yakın dostu birlikte çalıştıkları Sabahattin Ali ‘nin yazdığı Sırça Köşk kitabında yer alan “Kurtla Kuzu” adlı öyküsünün kaynağı Rıfat Ilgaz’dır.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Sabahattin-Alinin-Sirca-Kosk-kitabi-Turkiye-Is-Bankasi-Yayinlarindan-Cikti-00143252-1.jpg

Bu öykünün yazılış öyküsünü Rıfat Ilgaz şöyle anlatmaktadır:

“Remzi Kitabevi Sırça Köşk’ü basıyordu. Kitap dizgiye verilmiş, kaba bir hesapla bir forma kadar eksik olduğu anlaşılmıştı. Ben Çinili Han’daki idareevimizde sobaya yakın bir masada yazı yazıyordum. Her zamanki telaşlı haliyle içeri girmiş, masamın üstündeki yazı makinesini bir yana iterek masanın üstüne oturmuştu. Tasarlamıştı, son öyküsü poliste geçecekti. ‘Anlat’ dedi, ‘Emniyet Müdürlüğü’nde geçen bir hikâye yazacağım. Ne bilirsen anlat!’ Ben bütün bildiklerimi anlatmaya başladım. Önce gece nöbetine kalan memurların bizimle nasıl dertleşmek istediklerinden söz açtım.

Onlar bizden daha dertliydiler, öğretmen olduğumu bildiklerinden, çocuklarından söz etmek kolaylarına giderdi. Bana nasıl yanıp yakındıklarını anlattım, uzun uzun. Ertesi gün aynı adamların, bizim durumumuzda olanları nasıl kılları kıpırdamadan falakaya çektiklerini de anlattım. Ben anlattıkça, o ustaca sorularla beni deşiyordu. Başımdan geçen bir sorgu olayına söz geldi dayandı: ‘Anlat!’ dedi. ‘Bu güzel işte.’ Sonradan öğrendiğime göre onun da başından benimkine benzer çok sorgu olayları geçmişti. Anlatıyordum, çok önemli bir şey öğreneceklerdi benden, kendilerince… Yan çiziyordum boyuna. Sorguyu yapan yetkili, ‘Yazık’ dedi, ‘Bu adamların içinde ne işin var senin? Tahsil terbiye görmüş adamsın sen!’ Cebinden bir paket iyi soydan sigara çıkardı, uzattı bana. Sıkı bir tiryaki olduğumu sanıyordu. Oyunbozanlık etmemek için uzandım. Üç dört gündür sigara içmediğimi hesaplıyor, bu dostça cömertliğin beni yumuşatacağını sanıyordu. Lafı gediğine koyduktan sonra çaktı kibriti. Ben bir ahbap pişkinliğiyle çaktığı kibrite doğru eğilince birden fırladı yerinden, tutup attı ağzımdaki sigarayı. Ağız dolusu bir sövgüden sonra: ‘Kim oluyorsun sen? Sigaranı yakacak adam mıyım senin?’ Hikâyenin burasına gelince, Sabahattin Ali, masadan lastik top gibi atlamıştı: ‘Olmaz!’ dedi, ‘Burda küfür az! Tokat ister, tokat!’ Yeşil mürekkepli kalemini çıkardı cebinden, bir tomar kâğıt çekti, gitti. Karşıdaki masaya oturdu, yazdı boyuna. Eski harflerle iri iri on sayfaya yakın yazdıktan sonra, saatine baktı: Oluyor.’ dedi, ‘Yarın yazarım gerisini.’ Ertesi gün bitmişti hikâye. Yediğim küfür, tokata dönmüştü hikâyede. Adı da, ‘Kurtla Kuzu’ olmuştu. Son hikâyesiydi bu. Hikâyedeki kahramanın adı da Rıfat’tı. Gerçeğe saygı bu kadar olurdu işte.”


BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.