ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 28°C
Az Bulutlu

Köy Enstitüleri (Yücel Tonguç Aydınlığı) | Nabih Nafile

Nebih Nafile
Nebih Nafile Kimdir? Yazar, Antakya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini doğduğu ilde tamamladı. 1992’de Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Mobilya İçmimarı ve Dekorasyon bölümünden mezun oldu. Aynı yıl öğretmen olarak göreve başladı. Bir süre Mustafa Kemal Üniversitesi ikinci öğretimde ergonomi, maliyet hesapları, üretim teknolojisi gibi derslerde eğitmenlik görevinde bulundu. Kültür Kentler Birliği Hatay İl Temsilcisi, Çukurova Edebiyatçılar Derneği üyesidir. Yerelde ve ulusalda sevilen birçok edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlandı. 2006 yılından bu yana düzenli olarak Antakya’da Özyurt Gazetesi’nde “Güneş Hepimiz İçin” adıyla köşe yazarlığı yapmaktadır

Köy enstitülerinin ülkemizin hem eğitim tarihiyle hem de siyasal, ekonomik, kültürel tarihiyle ilgili bir özgün proje olduğunun doğru anlaşılması amacıyla onlarca yazarın, uzmanın 290 ayrı metnine yer verilen Köy Enstitüleri (Yücel – Tonguç Aydınlığı) kitabı 4 bölümden oluşuyor:

Bölüm 1: Köy Enstitüleri Hangi İhtiyaçtan Doğdu?

Bölüm 2: Köy Enstitülerini Kimler Kurdu? Nasıl Gelişti?

Bölüm 3: Köy Enstitülerine Kimler Karşı Çıktı? Kimler Yıktı?

Bölüm 4: Tonguç’un Ölümü Üzerine Ne Dediler?

Yayına hazırlayan Dr.Özgün Karaca dostuma, geçmişin ışığını günümüze yansıtan çalışmayı hazırlayan Sayın Aliyar Karaca Ağabeyimin ellerine yüreğine sağlık. Koza Yayın Dağıtımdan çıkan kitap imzalı bir şekilde bana ulaştı. Çok teşekkür ediyorum. Kitap tanıtımını söyleşi sayfamın konuğu olarak bu haftaki sayımızda yer verdim. Aliyar Karaca Ağabeyimle söyleşimizi ilk fırsatta siz değerli okuyucu dostlarımla paylaşacağım.

Nebih Nafile

 Köy enstitüleri, Türkiye tarihinin en etkili ve üzerinde en çok tartışılıp konuşulan eğitim projesidir. Cumhuriyet ilk kuruluş yıllarında ülkemizde okuma yazma oranı %5 (kadınlarda %04) bile değildi. Bunun yanı sıra nüfusun %80’lik bölümü köylerde yaşıyordu. Tüm yurtta 3000 kadar öğretmen mevcuttu. 40 bin köyün 35 bini okul ve öğretmensizdi. Mevcut geleneksel öğretmen okulları yılda 150 kadar öğretmen mezun ediyordu, bunlar da köylerde öğretmenlik yapmak istemiyorlardı. Köy enstitüleri, “köy koşullarını bilen, dirençli öğretmenler yetiştirmek” üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açıldı.

Köy enstitüleri, beklenenden çok daha kısa bir sürede ülkemizin eğitim ve kültür yaşamını derinden sarstı. Bu sarsıntı öylesine güçlü ve etkili olmuştur ki köy enstitülerinin toplumsal ve siyasal yaşamda hangi sonuçları doğurabileceği egemen güçler tarafından daha ilk yıllarda fark edildi ve bu durum özellikle çiftlik ve toprak ağalarının başını çektiği gerici, tutucu, sömürücü sınıfların tepkisine yol açtı.

Atatürk’ün, “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O hâlde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış ve lâyık olan köylüdür. Diyebilirim ki, bugünkü felaket ve yoksulluğun tek sebebi bu gerçeği görememiş olmamızdır. Gerçekten,  yedi yüzyıldan beri dünyanın çeşitli taraflarına göndererek kanlarını akıttığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız ve yedi yüzyıldan beri emeklerini ellerinden alıp savurganlık ettiğimiz ve bunun karşılığında daima küçük ve hor görerek karşılık verdiğimiz ve bunca özveri ve iyiliklerine karşı nankörlük, küstahlık, zorbalıkla uşak derecesine indirmek istediğimiz bu gerçek sahibin huzurunda tam bir utanç ve saygı ile gerçek yerimizi alalım. Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik önlemlerle son dereceye eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının sonuçları ve verimlerini, kendi yararı lehine son dereceye çıkarmak, ekonomik siyasetimizin temel ruhudur.” sözlerinden ve hemen hemen tüm Anadolu’nun özellikle de köylerin okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeğinden hareket edilerek dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla açılan köy enstitüleri ile köylerden ilkokul mezunu zeki çocukları toplayarak bu okullarda yetiştirdikten sonra yeniden köylere gönderilmesi, böylece köy çocuklarının eğitilmesi, Cumhuriyet’in nimetlerinin köylere ulaştırılması, köyün ve köylünün yaşam tarzının değiştirilmesi ve köylülerin üretim ilişkileri içindeki rolünün daha etkili bir duruma getirilmesi amaçlanıyordu.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında, Balıkesir’den Kars’a, Aydın’dan Van’a, Samsun’dan Adana’ya zor şartlara sahip yerlerde 21 köy enstitüsü açıldı. Enstitülerde kitaba deftere dayalı ezberci bir eğitim öğretim yerine “iş için, iş içinde eğitim” ilkesi; yaşamın içinden değişmeyi ve aynı zamanda değiştirmeyi öğreten bir eğitim modeli uygulanıyordu. Buralardan mezun olan öğretmenler köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de çağdaş ve bilimsel tarım tekniklerini öğreteceklerdi.

1940-1946 arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hâle getirilmiş ve üretim yapılmıştı. Aynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti. Oluşturulan bağların miktarı ise 1200 dönümdü. Ayrıca 150 büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmenevi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santrali, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km yol yapılmıştı. Sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti.

Ne yazık ki bu Türk buluşu seçkin eğitim kurumları, daha kuruluş yıllarından itibaren sistematik bir saldırı ile karşı karşıya kaldı. Köy enstitüsü uygulaması Hasan Âli Yücel’in 1946’da Millî Eğitim Bakanlığından ayrılmasıyla büyük bir darbe yedi. Hasan Âli Yücel’den sonra bakan olan Reşat Şemsettin Sirer zamanında Köy Öğretmen Okullarına dönüştürüldü. Bu okullar da Demokrat Parti döneminde 27 Ocak 1954’te kapatıldı. Kapatıldığı 1954 yılına kadar köy enstitülerinde 1398 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmişti. Aralarında Fakir Baykurt, Ümit Kaftancıoğlu, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Adnan Binyazar, Pakize Türkoğlu, Ali Dündar, Mehmet Uslu, Mehmet Özel, Ali Yüce, Tahsin Yücel, Dursun Akçam, Aliyar Karaca, Mevlüt Kaplan’ın da bulunduğu çok sayıda eğitimci, yazar ve ülkemizin önde gelen birçok bilim insanı bu okullarda yetişmiştir. Ayrıca 8675 eğitmen ve 1248 sağlık memuru yetişti.

Aliyar Karaca, Türkiye’ye özgü ve yabancıların eğitim araştırmalarında örnek olarak gösterdiği köy enstitülerinin bu destansı ve bir o kadar da hüzünlü öyküsünü ülkemizin köy enstitülerini yakından tanıyan kalemlerin aracılığı ile bize bir kez daha anımsatıyor. Cılavuz Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmen, eğitimci ve yayıncı olarak yetiştiği bu seçkin eğitim kurumlarına vefa borcunu ödemiş oluyor!

Köy enstitülerinin ülkemizin hem eğitim tarihiyle hem de siyasal, ekonomik, kültürel tarihiyle ilgili bir özgün proje olduğunun doğru anlaşılması amacıyla onlarca yazarın, uzmanın 290 ayrı metnine yer verilen Köy Enstitüleri (Yücel – Tonguç Aydınlığı) kitabı 4 bölümden oluşuyor:

Bölüm 1: Köy Enstitüleri Hangi İhtiyaçtan Doğdu?

Bölüm 2: Köy Enstitülerini Kimler Kurdu? Nasıl Gelişti?

Bölüm 3: Köy Enstitülerine Kimler Karşı Çıktı? Kimler Yıktı?

Bölüm 4: Tonguç’un Ölümü Üzerine Ne Dediler?

 Kaynak: Özyurt Gazetesi

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.