ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 24°C
Az Bulutlu

Günün Kitabı | Ölüm ve Kız | Ariel Dorfman | Duygu Uzel

Günün Kitabı | Ölüm ve Kız | Ariel Dorfman | Duygu Uzel

CAN YAYINLARI

Oyunu izlemedim; bir izleyiciden dinledim. Hayatımın mihenk taşıdır anlatacağım.

Varlığı hayatımı zenginleştiren, en huzurlu uykuları yanında uyuduğum, kendimi hafiflemiş minik bir kız çocuğu gibi hissettiğim tek insandır.

Şili’li yazar Ariel Dorfman’ın kaleminden çıkan oyun Barış Celiloğlu aracılığıyla bize gelmiş.

Bir oyun; sahneden izleyiciye, izleyiciden dinleyiciye aynı etki ve etkilenmeyle geçiyorsa bu eserin başarısını gösterir. Keşke dedim içimden keşke turne olsaydı. Hepimiz, herkes izleyebilseydi oyunu. Bir gün mutlaka izleme şansına sahip olacağımı düşünüyor, umut ediyorum. Emeğinize sağlık.

Gün boyu kulağımdaydı anlatılan oyun. Sahneleri, replikleri hayalimde canlandırmaya çalışırken bir ‘hişt, hişt’ sesi geldi kalemden. Kaleme kulak vermekten başka yapacak bir şey yoktu artık.

Dinlenilen bir oyunun ardında bıraktıkları:

90’lı yılların başında güneş her bir kolunu bir tarafa yaymıştı, ısıtmadığı aydınlatmadığı yer kalmasın istiyordu sanki. Yirmili yaşlarına yeni adım atmış genç bir kadın minibüse binmiş; bayram olmasına rağmen birkaç gün önce girdiği işine gidiyordu. Yeni olduğu belli olan bayramlıklarıyla büyüklerinin yanında heyecandan yerinde duramayan çocukları izliyor gülümsüyordu kendi halinde.

Ne zaman bir araca binse kafasını cama yaslar dışarıda kendisinden bağımsız akıp giden hayata seyirci olarak katılırdı. Belki böyle uzaklaşabiliyordu içindeki can kırıklarından.

Kimi zamanlar bu seyirciliğe o kadar çok kaptırırdı ki kendini, bildiği en uzun hatlarda amaçsız dolaştığı bile olurdu. Yine öyle sıradan bir seyircilikten ibaretti her şey.

Kendi çocukluğuna döndü; bayram coşkusunu sonuna kadar yaşadığı, bayram çocuğu olduğu günlere…

Dalmıştı…

İrkildi…

Arkasından uzanan bir kol yüzünden irkilmişti. Koldan çok, o kolda gördüğü saat yüzündendi yaşadığı irkilme. Son durak yolcusu adam üç kişilik ücreti elden ele geçirmesi için uzatıyordu genç kadına. Önce koldaki saat sonra ses! O ses!

Genç kadın hayatında belki de ilk defa böylesine hissediyordu algı açıklığını. Göremeyenlerin sesleri, duyamayanların görüntüleri nasıl hafızalarında kayıtlı tutabildiklerini o günden sonra daha iyi anlayacaktı.

İrkildi, titredi; midesine nereden gelip çöreklendiği belli olmayan bir kramp girdi. Gözleri adamın kol saatine, kulakları da sesine kilitlenmişti. Kendisinin bile beklemediği bir refleksle arkasına döndü. Şimdi bakışları da kilitlenmişti. Kendi gözlerini göremiyordu ama karşısındaki adamın; ailesiyle birlikte bayram gezmesi için çıkan adamın bakışlarını görüyordu; şaşkın donuk…

Bakışmanın süresi neredeyse bir asra bedeldi.

Hoyrat elli insanlar da bayram kutlayabiliyormuş, aileleri de olabiliyormuş diye geçirdi uzayan an’ın içinde kaybolan genç kadın önüne dönerken…

Aynı minibüsün içerisinde yaşanan bu gerilim binlerce saniyeyi yaşanmışlığından bir şey kaybetmeden, tüm tazeliğiyle birkaç ay öncesinden o güne taşımıştı. Yolcusu değil ama yükü çok ağırdı artık bu aracın.

O ellerin acımasızlığını, sesin deliciliğini düşündü. Bir de her şeyden habersiz bayram sevinci yaşayan o küçük kız çocuğunu…

Son durak ücreti ödeyen adam bir durak sonra eşinin sorularına aldırmadan minibüsten indi.

Hiçbir şey hissetmiyordu genç kadın. Onların arkasından bakarken aklından geçen tek şey vardı; o hoyrat eller bir çocuğu incitmeden sevebiliyor mu?

O gün bayramdı…

Kitap Yorum: Duygu Uzel

Çevirmen: Filiz Ofluoğlu

ISBN: 9789755104638

Dil: TÜRKÇE

Sayfa Sayısı: 76

Cilt Tipi: Karton Kapak

Kağıt Cinsi: 3. Hm. Kağıt

Boyut: 12.5 x 19.5 cm

Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.