ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü

Günün Hikayesi | Uykusuz Çarşaf | Gülçin Yağmur Akbulut

Günün Hikayesi | Uykusuz Çarşaf | Gülçin Yağmur Akbulut

Uykumu kaybettiğim yorganın altında, kuyruğu kapıya sıkışmış bir kedi gibi debelenip duruyordum. Aklımda nefesimi kesen onlarca cevapsız soru, kalbimde her biri ayrı ayrı köşelerden batan onlarca şüphe dikeni.

Biraz daha dirensem halimi hatırımı sormayan çarşaf, yağlı bir urgan gibi boynuma dolanacaktı. Vakit gece yarısını geçiyordu. Duyduğum köpek ulumaları, içimdeki yarayı daha da kaşıyordu. Evde kalsam boğulacak, dışarıya çıksam donacaktım. Gerçi evdeki soğuğun sokaktaki ayazdan pek bir farkı yoktu.

Babadan kalma paltomu, uçları sökülmüş olan kaşkolumu siper alarak kendimi karanlığın içine bıraktım. Uzun uzun yürüdükten sonra kırık dökük bir bankın üzerinde soğuktan iyice büzülmüş minik bir kedi yavrusuna rastladım. Uçurtması elinden alınan küçük bir haylaz gibi hüzünlü bakışlarıyla beni izliyordu. Bankın buz tutmuş diğer köşesine yavaşça oturdum. Bir yandan onu huzursuz etmenin telaşını yaşıyor, diğer yandan yalnızlığın ördüğü duvarları bir nebze hafifletmek istiyordum.

Yaklaşık on dakika geçmemişti ki dokuz on yaşlarında koltuk değnekleriyle hayata tutunmaya çalışan bir çocuğun bize doğru yaklaştığını gördüm. İkisinin gözlerindeki mutluluk ifade edilemeyecek kadar büyüktü. Belli ki birbirlerini kaybedip yeniden bulmanın sevincini yaşıyorlardı. Birbirlerine uzun uzun sarıldıktan sonra çocuk banka, kedi de onun kucağına yerleşti. Poşetten çıkardığı ekmeğin bir kısmını parçalara ayırıp kediye verdi. Kalan ekmeğin yarısını bölerek bana uzattı. Aslında aç değildim, fakat çocuğun kırılmasından korkarak ekmeği alıp yemeye başladım.

—Merhaba oğlum, ben Osman. İsmini öğrenebilir miyim?

— Yakup

— Kedin de tıpkı senin gibi çok güzel ama neden bu saatte buradasınız, merak ettim doğrusu?

—Aslında bizim evimiz var, buraya da çok yakın. Fakat Garip’i bulamayınca onu aramaya çıktım.

Tuhaf bir şeyler vardı sanki. Haydi, kedi kayboldu diyelim, bu saatte, bu yaşta bir çocuk sokaklara kedi aramaya yalnız mı gönderilirdi? Annesi, babası nasıl böyle bir şeye razı geldi? Ben kafamda ki sorularla boğuşurken

—Amca senin evin yoksa bizimle gelebilirsin, dedi çocuk gülen gözlerinin içtenliğiyle.

—Aslında evim var ama çok uzak bu gece sizinle kalabilirim, dedim. Amacım bu esrarengiz perdenin ardındaki sırrı öğrenebilmekti.

Kısa bir süre sonra badanasız bir harabenin önünde durduk. Kapısı olmayan bir eşikten içeriye girdik. Yerde karton kutlulardan halı niyetine yerlere serilmiş yaygıdan başka bir şey yoktu. Karşı köşeyi işaret ederek burada uyuyabileceğimi söyledi. Yakup uykuya geçer geçmez oradan ayrıldım.

Sabah erkenden o çevrede bulunan bakkal, kasap kim varsa konuşup Yakup’un hikâyesini öğrenmeye çalıştım. Yakup, bir bacağını kaybetmemişti İstanbul depreminde. Anne ve babası da beton yığınlarında can vermişti.

Aklıma ilk gelen şey Yakup’u Çocuk Esirgeme kurumuna yerleştirerek sokaklardan kurtarabilmek fikri oldu. Sonra yüreğimden gelen sesin peşinden gitmeye karar verdim. Evlat edinmek…

Belki de yıllardır beklediğim huzurun anahtarı, yaşadığım yalnızlığın ilacıydı Yakup ve kedisi. Ondan yıllar önce İstanbul depreminde yitirdiğim oğlumun sesini, bana vermesini istedim. Boynuma sarıldı. Yakup’un elinden tuttum, Garip, peşimize takıldı. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, ikinci cadde üzerindeydi.

Gülçin Yağmur AKBULUT

Çıngı Edebiyat Dergisi Kasım Aralık 2020

Gülçin Yağmur Akbulut
Gülçin Yağmur Akbulut
Elazığ doğumluyum. Fırat Üniversitesi mezunuyum. Elazığ’da Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı bir kuruluşta görev yapmaktayım. Şiire sevdalıyım. On beş yıldır şiir yazmaktayım. Bir çok edebiyat dergisinde şiirlerim yayınlandı ve hala yayınlanmaktadır. Bunlardan bazıları Yaşam Sanat, Ekin Sanat, Sarmal Çevirim, Berfin Sanat, Mahfel, Kurgan, Bozkır İlleri , Kara kedi, Gökkuşağı, Temren, Deliler Teknesi,Delikli Çınar, Tomolos, Berfin Sanat, Silgi, Serhat Kültür, Bekir Abi, Ihlamur Dergisi, Aydos Edebiyat. Sinada Dergis, Üvercinka ,Yeni Gelen, Akatalpa, Son Gemi gibi edebiyat ve sanat dergileridir. Birçok şiirime beste yapıldı. Çeşitli antoloji ve gazetelerde şiirlerim yer almaktadır. Ayrıca yayınlanan denemelerim de bulunmaktadır. Şiir adına en büyük hayalim Türk Edebiyatında bir yer edinebilmek.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.