ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Sağanak Yağışlı

Gazi Kovan Hikayesi | Sair Yusuf Değirmeci

01.11.2020
2.278
A+
A-
Gazi Kovan Hikayesi | Sair Yusuf Değirmeci

Bu hikâye gerçektir sakın masal demeyin

Bu şiiri okurken vicdanen iyi dinleyin

Bir varmış bir yokmuş la başlamadın ben söze

Çok gercek bir hikâye anlatacağım size

bin dokuz yüz yirmi bir Mart İnönü ovasında

İnsanın iflahını kesen buz ortasında

Ethem çavuş üşümüş soğuktan titriyordu

Kızgın mermi kovanı elini yakıyordu

O savaş yıllarıydı yoksulluk kol geziyor

Toplanan boş kovanlar dolmak için gidiyor

Ethem çavuş durmadan topu dolduruyordu

18 saat boyu mermiyi sürüyordu

Atılan bu mermiler hedefi buluyordu

Düşman mevzilerinde kıyamet yağıyordu

Mermilerin sandığı iyice boşalmıştı

O sandığın dibinde üç beş mermi kalmıştı

Ethem çavuş merminin birini avuçladı

Birden topa sürmedi bir anlık durakladı

Merminin üzerinde bir çaput sarılıydı

Açtı baktı çaputu içinde çubuk vardı

Çaput açıldığında yere düştü bu çubuk

Üstünde ki yazıyı okumalıydı çabuk

Sarı metal yazıyı Ethem çavuş görünce

Bir anda durakladı başta derin düşünde

Düşen demir çubuğu hemen koydu cebine

Ateşe devam etti düşman mevzilerine

İstirahat anında okuyup anlamıştı

Karahisarlı Seyfi çavuş neler yazmıştı

Seyfi çavuş künyesin kazımış bu çubuğa

Alay dört tabur iki sekizinci batarya

Okuyana bu tarih şunları söylüyordu

Birinci İnönü de kullanıldım diyordu

Bin dokuz yüz yirmi birinci İnönü de

Kullanıldım diyordu aktifim ben yine de

Mermiye sarılmıştı yukarıda ki o tarih

İkinci İnönü ye yine gönderdi talih

Seyfi çavuş birinci İnönü not yazmış

Ethem çavuş hayretler içinde kalmış şaşmış

Ethem çavuş okuyup bu nota hayran kalmış

Seyfi çavuş bu notla düşmana nota salmış

Gönderilmiş boş kovan doluma Ankara ya

Dolum olduktan sonra tekrar gelmiş buraya

Ethem çavuş kendine bir çelik kalem buldu

Bir taşla vura vura mesajını doldurdu

Akhisarlı Ethem çavuş kazıdı sekizinci alayı

Tabur üç batarya bir aylardan recep ayı

Bin üç yüz otuz dokuz boş kovan yine gitti

Dolum hanede olanlar sevindi hayret etti

Tezgâhtar heyecanlı müjde diye bağırdı

O yavru döndü diye ustasını çağırdı

Kamil usta alınca okudu son yazıyı

Bu kovanın çok büyüktür bu savaştaki payı

Baba olmuşçasına sevindi coşkuluydu

Sevinmek hakkı idi oda allah kulu/ydu

Boş kovan dolduruldu sarıldı çelik kalem

Bu gerçek hikâyeyi duymalıydı el âlem

Bu kovan bir cephede tekrar ateşlenecek

Kim bilir başka notla tekrar geri gelecek

Düşüncesiyle şevkle yeniden doldu kovan

Düşmanlara atışa hep hazır oldu kovan

Yine çubuk eklendi sarılarak çaputa

Yerleştirildi yine sandık denen tabuta

Kamil usta mermiden üzülerek ayrıldı

Güle güle diyerek cepheye postaladı

Bin dokuz yüz yirmi ikinin tam iki eylülünde

Boş kovan yine geldi kâmil usta elinde

Bu kovan atölyeye sekiz kez gelmiş gitmiş

Tam sekiz kahraman bu mermiye not etmiş

Boş kovanın yanında bir kalem duruyordu

Bu son notta gururlu müjde yer alıyordu

Şan şöhretle ordumuz İzmir’e yürüyoruz

Düşman telaş içinde kaçıyor sürüyoruz

Seyfi çavuş son notta on iki muharrem der

Batarya sekizde olduğundan bahseder

Bin üç yüz kırk bir Banaz yazdıktan sonra

Bir de acı haberi koymuş notunun sonuna

Bataryamın yiğidi kahraman Seyfi çavuş

Düşmanın o kahpe kurşunuyla vurulmuş

Ne yapsak kurtulmadı şehittir vatanı için

Acılarım çok derin yanıyor benim içim

Not uzun yazılmış tı bununla kalmıyordu

Seyfi çavuş Künyesi kime gönderiliyordu

Sözü son bulmamıştı son söz çok acı oldu

Söylenen bu haberle gözler yaşlarla doldu

Düşmanlar ailesini katletmiş kaçmışlardı

Seyfi çavuş bahtına bir boşluk açmışlardı

Künyeyi gönderecek kimse olmadığından

Atölyeye gönderdim şehadetin ardından

En başta Seyfi çavuş şehitlere hep yandık

Yendik kalleş düşmanı zaferi biz kazandık

Yüzbaşı Muhsin Talat’ın son sözü bu diyordu

Sanmayın ki hikâye burada bitiyordu

Yıl bin dokuz yüz yirmi üç ocak ayında

Teğmen Hamdi vasıf sorumluydu sayımda

Teğmen pür dikkat idi mermileri sayarken

Bu mermi ele geldi sandıklara koyarken

Bir gazi kovan asla sandığa sığmaz dı

Sandıkta yıllar boyu asla paslanamaz dı

İşte bu düşünceyle bilerek suç işledi

Bu mermi bir gazidir benim olmalı dedi

Kalemiyle beraberce bu mermiyi cebine

Koydu onu götürdü övünç ile evine

Kendi kendine diyor ömür boyu saklarım

Bu mirasa mutlaka sevinir çocuklarım

Bu mermiyi bir ömür saklamaktı niyeti

Verdiği bu sözünde duracak karar kati

Bin dokuz yüz yirmi üç tam yirmi dokuz ekimde

Saklama düşüncesi değişmişti bir günde

İlanı cumhuriyetin Ankara kalesinde

Top atışı başlamış kulağı top sesinde

Sakladığı mermiyi hemen yerinden aldı

Koşar adımlarıyla kale yoluna daldı

Teğmen Hamdi duyunca top atışı sesini

Top atışı bitmeden Ankara kalesini

Bulmalıyım diyordu kaldı nefes nefese

Sayarak kulak verdi toptan çıkan her sese

Vardı topun başında Yüzbaşı Mahmut Talat

Döndü teğmen hamiye telaşın nedir anlat

Teğmen söze başladı anlattı hikâyeyi

Dedi ki bu mermidir atılanların beyi

Seyfi çavuş mermisi bu şölende olmalı

Bu mermi bu törende mutlaka atılmalı

Mermi hikâyesini dinleyince yüzbaşı

Gizlemek istese de yanağında gözyaşı

Diye diye tırmandım koşarak bu kaleye

Yüzbaşı Mahmut Talat hayran kaldı mermiye

Teğmen Hamdi’ye dedi düş merminin peşine

Yüz birinci mermi yakışır kardeşime

Yüz adet mermi attı kaledeki top ile

Teğmen Hamdi’ye sesledi topu ateşle diye

Yüz birinci atışta gazi mermi atıldı

Cumhuriyet ilanı böyle taçlandırıldı..

Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.