ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 8°C
Yağışlı

Dr. Özgün Karaca ile Söyleşi | Nebih Nafile

25.01.2021
704
A+
A-
Dr. Özgün Karaca ile Söyleşi | Nebih Nafile

“GELECEK, ÖZGÜR DÜŞÜNEN BİREYLERCE ŞEKİLLENECEK”



GİRİŞ: Bugünkü söyleşimizde Dr. Özgün Karaca dostumu daha yakından tanıyacağız. Koza Karaca Yayın Grubu yöneticiliğinin yanı sıra kendi sanatsal çalışmaları, hayata bakış açısı ve hobilerini konuşacağız. Çok mütevazi bir kişilik. Sormadıkça kendi ile ilgili pek konuşmaz. Bu yüzden mümkün olduğunca farklı konulara yönelik sorular yönelteceğim.
Nebih Nafile

Nebih Nafile: Kıymetli arkadaşım Dr. Özgün Karaca, öncelikle bana ayıracağınız zaman için şimdiden size teşekkür ediyorum. Pandemi günlerinin başladığı günlerde söyleşimiz olmuştu. Ancak bu seferki söyleşimiz sizin özelinizde olacak. Her yerden soru gelebilir, hatırlatması benden.

Dr. Özgün Karaca: Sizin gibi kıymetli bir dostla sohbet etmek, sorularına yanıt vermek, edebiyattan, şiirden, yaşamdan konuşmak benim için büyük bir mutluluk. Sorularınızı merakla bekliyorum…

Nebih Nafile: Biliyorum şiir yazmıyorsunuz, ancak şiiri seviyorsunuz. Yaşam hikâyenizi çocukluk yıllarınızdan başlayarak bugüne dek şiir tadında anlatmanızı rica etsem mümkün mü?

Dr. Özgün Karaca: Zülfü Livaneli’nin çok güzel bir sözü var: “Bir kavganın, bir mücadelenin, çiçek açan hayatın dilidir şiir.” Bu dili çok iyi kullanan, eserlerini okumaktan her zaman zevk aldığım sizin gibi çok başarılı şairlerimiz var. Şiirlerini okumaktan mutlu oluyorum.
Yaşam öyküme gelince… Ardahan’ın bir köyünde doğdum. İlkokulu kendi köyümdeki ilkokulda okudum, öğretmenim babamdı. Ancak Cılavuz Köy Enstitüsü mezunu eğitimci bir babanın oğlu olunca, onun görevleri nedeniyle Kars, Erzurum ve Ankara’daki farklı okullarda okuyarak ortaöğretimi tamamladım. Sonra tıp fakültesi yılları, radyoloji uzmanlık eğitimi, uzun yıllar süren hekimlik birbirini takip etti… Çocukların eğitimi için evde okuyan, yazan bir ebeveynin olması çok önemli. Aile büyüklerinizin bu örnek davranışlarından doğal olarak etkileniyorsunuz. Doğru kitaplar da okuma alışkanlığı ve zamanla okuma zevki edinmenizi sağlıyor. Zor bir mücadele ile geçen yıllar içinde çiçekler de açtı. Şimdi yaşamımı bu çiçeklerle, eşim ve çocuklarımla şiir tadında paylaşıyorum. Kızımın ifadesiyle, “Birlikte yazıyoruz ömür dediğimiz aile şiirimizin her mısrasını.” Tabii ki yaşamımız büyük ailemiz, dostlarımız ve arkadaşlarımızın da katılımıyla zenginleşiyor.

Nebih Nafile: Koza Karaca Yayın Grubu yöneticilerindensiniz. Yazmanın ötesinde, yazılanları okuyucuyla nasıl en güzel buluştururum derdi ve uğraşındasınız. Bu titiz çalışma ve en doğruyu yayınlama düşüncesi size nerden geldi diyebiliriz?

Dr. Özgün Karaca: Babam ve arkadaşlarının 1971’de başlayan eğitim yayıncılığı serüveninin her aşamasını takip ettim, emekli oluncaya kadar zaman zaman içinde oldum. Koza Karaca Yayın, okul öncesi çocukları, ilkokul ve ortaokul öğrencilerimiz için “önce insan – önce eğitim” ilkesiyle eğitim yayıncılığı yapan, çocuk ve ilk gençlik için kitaplar yayınlayan, dijital içerikler hazırlayan, ulusal çocuk kanalına çizgi dizi üreten bir yayın grubu. Emekli olduktan sonra yayın grubumuz içinde daha yoğun olarak üretim çalışmalarına katılmaya başladım. Bir taraftan iyi bir okur olmaya çaba gösterirken diğer taraftan doğru, nitelikli ürünleri okurlarımıza, izleyicilerimize ulaştırmak için harcanan çabaya destek olmaya çalışıyorum. Hem çocuk edebiyatı hem de de eğitim yayıncılığı yoğun bir emek ve uzun bir seçme, denetleme, değerlendirme, inceleme, düzeltme, geliştirme ve yayımlama sürecini gerektiriyor. Günümüzde ülkemizin ihtiyacı okumayı ve öğrenmeyi yaşamının temel amacı olarak görüp benimseyen bireylerin evrensel doğruların ışığında yetiştirilmesi olmalı. Gelecek, toplumsal bilinci gelişmiş, araştırıcı, sorgulayıcı, çalışkan ve özgür düşünen bireylerle şekillenecek… O nedenle eğitim alanında hizmet üreten tüm paydaşlara görevler düşüyor. Yayıncısı, yazarı, editörü, tasarımcısı, ressamı, alan uzmanı ve diğer sorumlulukları yürüten tüm ekibe de titiz olma, dilinden içeriğine her açıdan doğru ve nitelikli ürünleri çocuklarımıza ulaştırma görevi düşüyor. Bizler de bunun çabası içindeyiz.

Nebih Nafile: Sanatla içli dışlı olan birçok hekim arkadaşımız var. Hekimler mesleklerini yaparken niçin sanatla da bu kadar ilgileniyorlar?

Dr. Özgün Karaca: “Hekimlik bir sanat, insanları hastalandırmama sanatı” olarak ifade ediliyor. İyi hekimlik yıllarca okumak, yıllarca uzmanlık eğitimi almakla bitmiyor. “Tıp sanatı”nı gerçekleştirebilmek için bir sanatkâr gibi ustalaşma sürecine, kültürel birikime de sahip olmayı gerektiriyor. Ayrıca hekimlik mesleği ayrıntılar işidir. Sanatta da ayrıntı çok önemlidir. Bu nedenle hekimler, dünyanın her yerinde yeteneklerini farklı sanat dallarında da göstermekten geri duramıyorlar. Bir taraftan mesleklerini icra ederken diğer taraftan müzikten sinemaya, resimden heykele, şiirden tiyatroya farklı güzel sanat dallarına ilgi duyuyorlar. Örneğin; ülkemizde Dr. Alaeddin Yavaşça’dan Dr. Nevzat Atlığ’a varıncaya kadar birçok ünlü müzisyeni unutamayacağımız gibi Ceyhun Atuf Kansu, Selçuk Erez, Hidayet Sayın, Orhan Asena, Yusuf Alper, Behçet Asan, Gülseren Buğdayıcıoğlu gibi şiir, hikâye, tiyatro eseri, köşe yazısı, otobiyografi ve daha pek çok edebi eseri ile tanınan, edebiyatçı kişiliği ile bilinen çok sayıda hekimi de unutamayız. Ayrıca sanat dünyasında üne kavuşan Cüneyt Arkın ve Ercan Kesal gibi oyuncular, Ferhat Göçer ve Mehmet Mutaf gibi şarkıcılar; sinemada adından söz ettiren Mustafa Altıoklar ve Ahmet Boyacıoğlu gibi yönetmenlerin yanı sıra müzik, sinema, fotoğraf, resim, heykel, karikatür gibi güzel sanatlarla uğraşan ismi kamuoyunda yeterince bilinmeyen onlarca sanatçı hekim olduğunu da biliyoruz. Hekimler, asıl meslekleri dışında da bir yaşamları olduğunu, yeteneklerini ürettikleri eserlerle de insanlara gösteriyorlar.

Nebih Nafile: Fotoğraf çekmek en büyük tutkularınızdan. Çektiklerinizi yol fotoğrafları, tarihî ve ören yerleri, doğa ve hayvan fotoğrafları olarak ayırmamız mümkün. Bir sergi olur düşüncesindeyim. Fotoğraf çekmek nasıl bir duygu?

Dr. Özgün Karaca: Resim yeteneğim pek olmadığı için ortaokul sıralarında resim derslerini fotoğrafçılık kulübünde görev alarak geçiriyordum. O dönem başlayan fotoğraf tutkum hiç azalmadı. Bir amatör olarak, fırsat buldukça keyifli zaman geçirmek istediğimde fotoğraf çekmeyi hiç eksik etmedim. Fotoğraf çekmek benim için bir hobiden ve anı biriktirmekten çok daha fazlası. Fotoğrafı kendim için çekiyorum; o anı görüntülemek beni mutlu ediyor.
Arşivimdeki on binlerce fotoğraf, çiçekler, kuşlar ya da manzaralar zamanı durdurup, dönüp baktığımda aynı duyguyu yeniden bulmak için bir araç. Geçtiğim yollarda çektiğim fotoğraflarda, zamana karşı koyan ağaçları, zamana yenik düşen köy evlerine yıllar sonra dönüp bakmak benim için güzel bir anı olurken, fotoğrafladığım sahneler için de zamanı durdurduğumu hissediyorum.
Günün birinde, uygun bir zamanı yakalarsam bir sergi açmayı tabii ki istiyorum.

Nebih Nafile: Koronavirüsü, yaşadığımız yüzyılda adından çok söz ettirdi. Bundan sonraki yüzyıllarda yaşayacak insanlar mutlaka bu zamanı inceleyeceklerdir. Bütün uyarılara rağmen bazı insanlar çok rahat ve önlemlerden uzak bir şekilde ölümü âdeta davet eder umursamazlık içinde. Bu konuda tarihe nasıl bir iz düşersiniz?

Dr. Özgün Karaca: İnsanlık tarihi boyunca dünyayı farklı şekillerde etkileyen veba, tifüs, kolera, kızamık, grip gibi hastalıklara bağlı çok sayıda salgın yaşandı. 2019 Aralık ayında ise tüm dünyada gündemi, yaşamı ve geleceğimizi etkileyen COVID-19 virüs salgınıyla tanıştık. Oysa bu 21’inci yüzyılda keşfedilen ve tüm dünyada yaygın olan bu virüsün neden olduğu ilk salgın değil. Son 25-30 yıl içinde SARS, MERS-CoV salgınları sonucu binlerce insan yaşamını kaybetti. Yaşanan salgınlar karşısında her yaştan bireyin yaşam ve sağlık hakkı başta olmak üzere temel haklarının korunması çok önemli. Bu konuda devletin yanı sıra tek tek biz bireylere de görevler düşüyor. Bazı insanların vurdumduymaz, “bana bir şey olmaz” aymaz tavırları başkalarının yaşam hakkını tehlikeye atan, sorumsuz davranışlardır. Bu salgın sürecinde temastan kaçınmalı, maske takmalı ve sosyal mesafeye özen göstermeliyiz. Bu vesileyle sağlık çalışanlarımız başta olmak üzere COVİD 19 salgınıyla mücadele eden herkese teşekkür ederim; hastalarımıza acil şifalar, kaybettiğimiz insanlarımızın yakınlarına baş sağlığı dilerim.

Nebih Nafile: Sizinle sık aralıklarla telefonla görüşme imkânımız oldu. Gerek hâl hatır gerekse ülkemizin durum değerlendirmesini konuştuk. Eşiniz Vildan Hanım’la ev zamanlarınızı biraz konuşalım mı? Vildan ablam güzel yemek pişiriyor mu?

Dr. Özgün Karaca: Otuz beş yılı aşan evliliğimizde hayat ve iş kaynaklı koşuşturmalarımız nedeniyle birlikte evde bu kadar uzun süre vakit geçirme fırsatı bulamamıştık. Aslında aynı şey bütün aileler için geçerli. Bu süreçte evler hem iş yerimiz, hem okul, hem oyun alanı hatta restoran oldu. Biz de bolca dinlenme, sohbet etme ve güzel filmler izleme fırsatı yakaladık. Vildan çok güzel ve lezzetli yemekler yapıyor, pandemi sonrası ailelerimizle birlikte kalabalık bir sofrada bir araya geliriz, sizleri de ağırlamaktan onur duyarız.

Nebih Nafile: Ve çocuklar. Dünyanın en güzel, en masum, en sevimli, en, en, en, enleri… Bu süreçte her zamankinden fazla size yakın olmalarına rağmen uzaktaydılar. Oğlunuz ve eşi Amerika’da yaşıyor, kızınız Ankara’da. Onlar için içinizden geçen birkaç söz ne olur?

Dr. Özgün Karaca: Çocuklarımız, hangi yaşta olursa olsun bizler için dünyanın güzel, en değerli, birlikte olmaktan mutlu olduğumuz en kıymetli varlıkları, canlarımız. Önemli olan fiziki mesafeler değil. Gönül bağlarımızın yakın olması. Uzakları yakın eden teknolojiler sayesinde sürekli ekrandan görüşme şansımız oldu, olmaya devam ediyor. Oğlumu da, gelinimi de, kızımı da çok seviyorum. Dileğim gönül bağlarımız kopmadan tüm çocuklarımızın sağlıklı, mutlu, huzurlu bir yaşam sürmeleri.

Nebih Nafile: Her zaman için sohbetinizden ve dostluğunuzdan keyif aldığım arkadaşımsınız. Yeni yılın ilk ayındayız, umuyorum ki sağlıklı günler yakındır. Umudumuzu diri tutmaktan başka şansımız yok. Aile tadındaki sıcak söyleşimiz için size teşekkür ediyorum. Son söz olarak insanlık için neler söylemek istersiniz?

Dr. Özgün Karaca: Sizlerle sohbet etmekten, dostluğunuzdan ben de her zaman zevk aldım. Evet, 2020 yılı tüm dünya için bir mücadele ile geçti; asıl olanın sağlık olduğunu ve hayatın bir anda tepetaklak olarak tüm dünyaya “Dur!” diyebileceğini gördük. Evlerimizde, en yakınlarımızdan uzak ve onlar için endişelenirken düşünmek, kendimize dönmek ve hayatımızı gözden geçirmek için bolca vaktimiz oldu. İlk kez milyarlarca insan, kimliği fark etmeksizin aynı korkuları, duyguları yaşadı. Ama umutlarımız devam ediyor. Kendimizi ve çevremizi koruma kaygısıyla bu salgına karşı ortaklaşan hislerimizin ve dayanışma ruhunun, bu tehdit ortadan kalktıktan sonra da sürmesini diliyorum. Ayrıca bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Kaynak: Güneş Hepimiz İçin Kültür-Sanat-Edebiyat Söyleşileri-Özyurt Gazetesi
Hazırlayan: Nebih Nafile 20 OCAK 2021

Nebih Nafile
Nebih Nafile
Nebih Nafile Kimdir? Yazar, Antakya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini doğduğu ilde tamamladı. 1992’de Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Mobilya İçmimarı ve Dekorasyon bölümünden mezun oldu. Aynı yıl öğretmen olarak göreve başladı. Bir süre Mustafa Kemal Üniversitesi ikinci öğretimde ergonomi, maliyet hesapları, üretim teknolojisi gibi derslerde eğitmenlik görevinde bulundu. Merkezi Ankara’da olan Türkiye Edebiyatçılar Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Hatay İl Temsilcisi, Çukurova Edebiyatçılar Derneği üyesidir. Yerelde ve ulusalda sevilen birçok edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlandı. 2006 yılından bu yana düzenli olarak Antakya’da Özyurt Gazetesi’nde “Güneş Hepimiz İçin” adıyla köşe yazarlığı yapmaktadır
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.