ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 35°C
Sıcak

Dejavu | Cemil Biçer

Dejavu | Cemil Biçer

Dejavu, bilinç durumundaki bozukluklar nedeniyle daha önce yaşanmış duygusuna kapılma durumudur.

***

Beyinde çeşitli loblar bulunmaktadır. Sağ ve sol lob milisaniyeden daha az bir zaman farkıyla çalışırsa da dejavuya zemin hazırlanmış olabilmektedir.

***

Burada bir lob diğerinden daha önce algılama yaptığı için geç algılayan lob geç algılanan bu durumu daha önceden yaşanmış hissine kapılır.

***

Yaşamınızın herhangi bir döneminde “dejavu olmuşsanız, korkulacak bir durum yok doğru yoldasınız demektir.

Behçet Necatigil’in çok sevdiğim şiirini değerli sanatçımız Erol Evgin’in yorumunda dinlemeye doyamam.

***

Gizli Sevda | Behçet Necatigil

Hani bir sevgilin vardı

Yedi sekiz sene önce,

Dün yolda rastladım

Sevindi beni görünce.

Sokakta ayaküstü

Konuştuk oradan buradan,

Evlenmiş, çocukları olmuş

Bir kız, bir oğlan.

Seni sordu

Hiç değişmedi, dedim,

Bildiğin gibi…

Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,

Kendilerininmiş evleri..

Bir suçlu gibi ezik,

Sana selâm söyledi.

* * *

Dün, yazdan kalma bir gündü, kendimi sahile atıp denizin iyot kokan havasını soluyup, Parlement maviliklerin derinliğine dalıp gözlerimi ve ruhumu dinlendirmek istedim.

***

Yaşadığım “kalp teklemesinin” en etkin ilacının yorucu olmayan yürüyüşlerdir diyen doktorumun tavsiyesini de dinlemiş oluyorum.

Çok sık yaptığım bir meditasyondur aslında bu tür etkinlikler, ya dağlara vururum kendimi saatlerce yalçın kayalıklara tırmanırım, ya Kunduz ormanlarının derinliklerinde yürüyüp heba olmuş ömrümün muhasebesini yaparım. Benim yüreğimin teklemesinin nedeni belli aslında, bu “yürek Teklemesi”nin tıp literatüründe çaresi olduğunu sanmıyorum.

***

Yaşlandıkça insanlardan kaçar oldum, yalnızlık ruhumun en iyi ilacı olmaya başladı, sanırım psikolojik bir travma yaşıyorum.

* * * * * *

Sahilde yürümeye başladım, yazdan kalma bir gün olmasına rağmen oldukça tenha idi ortalık, bencileyin bir kaç ihtiyar çiften başka kimseye rastlamadım, “ne tuhaf, böylesi güzel bir günde insanlar ne yaparlar ki?”.

* * * * *

Yürüyüşe başlayalı tam 2 saat olmuş, ama o kadar mutlu ve huzur doluyum ki saatlerce daha yürüyebilirim,”ama bunun bir de dönüşü var” arabamın yanına dönmek için 2 saat daha geriye doğru yürümem gerekli,gökyüzü yavaş yavaş bulutlanmaya başladı,güneş bulutların arkasına saklanmaya başladı, bu anlarda üşüdüğümü hissediyorum, terlemiş olmalıyım.

***

uzakta bir karaltı halinde siluetleri görünen bir çifti menzil yaptım onlarla karşılaşıncaya kadar yürüyüşüme devam edip, sonra dönmeye karar verdim, Yürümeye başladığım anda aklıma takılan Behçet Necatigil’in “GİZLİ SEVDA” şiirini yüzlerce kez tekrarladım, kah bana eşlik eden martılara doğru haykırarak,kah dalgaların kayalara vurdukça çıkardıkları şıkırtıları fon müziği yaparak.

***

Beni birileri görse “vah, vah, zavallı adam kafayı sıyırmış” derler, diye geçirdim içimden, halime gülmeye başladım.

Menzile koyduğum siluetler belirginleşmeye başladı, ben yaşlarda – bir çift el ele bana doğru geliyorlar. Bu tipler benim gözümde “SON GENÇLİK DÖNEMİ” insanlarıdır.

***

Menzilimde ki “son gençlik dönemi” çifti geçip dönecektim, ama hemen peşlerinden dönüp onların romantizmini bozmak istemedim, “beş on dakika daha yürüyüp, öyle dönmeyi planladım.

Böylesi yürüyüşlerde karşılaştığım insanları yüzlerine bakmam, onlar benim için çevredeki herhangi bir nesneden ibarettirler, el ele tutuşmuş güle söyleşe geliyorlar, aniden kadın erkeğin elini itercesine bıraktı, “ebeveynlerine yakalanmış ergen liseli âşıklara benzettim ” gülümsedim.

***

Tam geçişmek üzereydik kadın bana doğru dönüp “Cemil BİÇER” diye seslendi, yavaşça döndüm “merhaba” dedim, bana bakan bir çift deniz mavisi iri göz vardı sadece.

***

Hani klasik Türk filmlerinde bilindik bir yakın çekim planı vardır” ondan sonrasını hatırlamıyorum” derler…

Girizgahta ki DEJAVU metaforunu bu anı anlatabilmek için paylaştım.

* * * * * *

Yıl 1981 Samsun da bir mahalle arası, karşımda deniz mavisi bir çift göz….ve yazılıp bitirilmemiş bir şiir.

ben bu anı 35 yıl öncesinde yaşamıştım Behçet usta…!

**********

-MÜRURU ZAMAN AŞKLARI-

Yağmurlu bir sonbahar akşamıydı,

Ben sırılsıklam sevdalı…

Ben zil zurna sarhoş,

Ben serseri,

…..zavallı ,

………berduş,

Son bir şey söylememi istemiştin

-Giderken-

Islak sokaklarda küçülürken gölgen ,

“Oğlun kızımı sevsin seni sevdiğim kadar”

-demiştim-

Müruru zaman sevdasıydı bizimkisi

Mümkün değil ikincisi.

-Cemil Biçer-

ETİKETLER: ,
Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.