ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6°C
Kar Yağışlı

Atatürk’ün Hastalığı | Kenan Özek

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
10.11.2020
3.912
A+
A-

Hikmet Öztük

“Atatürk’ün ilk hastalığı dünya basınıyla duyulmaya başlandığı zaman, Atatürk’e dünyanın her yerinden, her dine, her kültüre sahip binlerce, onbinlerce mektup geldi.

Bunların arasında ev ilaçları tarif edenler, doktor ismi tavsiye edenler, hatta muska ve dua gönderenler dahi oldu.

Bir akşam bahçede otururken kendisine tercüme edilmiş bir mektup getirdiler.

Mektup Güney Amerika’nın ortalarında oturan bir rahibeden geliyordu.

İspanyolca olan bu mektubun metni aynen şöyleydi:

 

“Sizin yaşamanız lazımdır.

Sizin iyileşmeniz beşeriyet için lazımdır.

Onun için her akşam bu manastırdaki rahibeler Allah’tan size sıhhat temenni ediyorlar. Birçok hemşireler sizin sıhhatinizin iadesi için aylık oruç tutuyorlar.”

Mektup birçok dualarla bitiyordu.

 

Yine böyle şayani dikkat mektuplardan birisi de Tirol dağlarında oturan bir ihtiyar Avustralyalı tarafından gönderilmişti. Gayet samimi bir ifade ile yazılan mektubun içinde ihtiyar Tirollu kendisinin de aynı hastalığa tutulduğunu anlatıyor ve bir kökle bu hastalığın geçtiğini bildirerek bir posta paketi halinde ona bu kökten bir miktar da göndermişti.

 

Bir büyük adamın hastalığı resmi şahsiyetleri ilgilendirebilir. Tanıyan resmi kişiliklerin mektup ve telgraflarına muhatap olabilir. Fakat bütün bir dünyanın en ücra köşelerinde ki insanlardan alınan bu samimi heyecanlı alaka, ancak Atatürk gibi ender adamlara nasip olabilir.”

 

MÜNİR HAYRİ EGELİ (1903-1970)

Gazeteci, yazar, sinemacı, heykeltıraş.

Atatürk’ü en iyi tanıyan, yakınında olan,

Bu konuda birçok eseri bulunan yazarımız.

 

Atatürk hastalandığında, duyanlardan her dinden, her milletten insanlar üzüldü, ailesinden birisi hastalanmış gibi sahiplendi. Onbinlerce mektup gönderip  tedavi yöntemleri tavsiye ettiler, muskalar yazıp gönderenler oldu.

Her dilden, her dinden dualar edilip Yaradan’dan şifa dilediler. Üzüntülerini paylaştılar.

Atatürk öldüğünde ise, tüm dünya ağladı.

Tarihin en büyük cenaze töreni yapıldı. Tüm dünya temsilcileri cenazesinin önünde eğildi.

Günlerce süren cenaze merasimi öyle kalabalık, öyle büyük izdiham oldu ki, 11 kişi ezilerek hayatını kaybetti.

 

Dünyada çok az kişi Atatürk’ün ölümüne sevindi.

Atatürk’ün ülkeden kovduğu işgalcilerin derin devletleri gizli gizli sevinip yeni planlarını yapmaya başladılar.

Bu plan 100 yıllık plandı. Bugün bu planlarının semeresini alıyorlar.

Türkiye’de  Atatürk düşmanlığı yapmayı hızlandıranlar bunların eğittikleridir.

Ayasofya etrafında ellerinde pankartlarla dolaşıp “sıra 5816 nın kaldırılmasında ” diye bekleşip, – düşmanlara saldırmak yerine- Atatürk’e daha fazla saldırabilmenin yasal hazırlığını bekleyen kitleler işte bunların eğittikleridir.

Türkiye’ de uzun yıllardır eğitilerek yürütülen Atatürk düşmanlığı çalışmaları, sanıldığı gibi Müslüman dindarların bir başarısı değil, Türk ve Müslüman düşmanı İngiliz, İsrail, ABD ve Yunan derin devletlerinin başarılarıdır.

Oyuna getirilen muhafazakar halkım kime hizmet ettiğini bilsin.

 

KENAN ÖZEK

Mısır Kadınının Tarihi, Süha Kıyak,

Eski Mısır toplumunda kadın, önemli bir rol oynadı. Özel bir konuma ve aktif role sahipti. Her şeyden önce erkekle eşitti, siyasette ve iktidarda yeri vardı.

Osmanlı Valisi Mehmet Ali Paşa döneminde (1805 – 1848) Mısır’da modernleşme ve dolayısıyla kadın hakları alanında ciddi ilerleme sağlandı.

  1. yüzyılın başlangıcında, Mısırlı bir grup kadın, özel bir örgüt kurdu. Bu örgüt sayesinde Mısırlı kadın daha geniş çaplı işlere girdi, ulusal meselelerde rol üstlendi, 1919 yılındaki devrimde de Mısırlı kadınlar başrol oynadı.

1942 yılında ‘’Mısır Kadın Partisi’’ adlı kadınlara yönelik ilk siyasi parti kuruldu.

Mısır Kadınlar Birliği 1947 yılında, erkekler gibi seçme ve seçilme hakkı ile ilgili kanunun düzeltilmesini talep etti.

19 Şubat 1951’de, ‘‘Kadın’’ konulu konferansın yapıldığı gün, Mısırlı kadınlar gösterilerle ‘’Parlamento, kadınların ve erkeklerindir’’ diyerek sloganlarla seslerini duyurdular.

Kadının siyasi haklara sahip olması, diğer haklara sahip olmasının bir başlangıcıdır bu gösteriler.

1962 yılında Sosyal Politikalar Bakanlığına kadın bakan getirildi.

Mısır kadın hareketi gerek çıkış noktası itibariyle Türk Kadın Hareketi ile benzerlikler taşımakta gerekse Mısır kadın hareketinin öncüsü konumunda olan kadınların, Türkiye’yi örnek alması, Mısır’ı diğer ülkelerden farklı bir noktaya taşımaktadır. Özellikle Mısır kadın hareketinin öncüsü kabul edilen Hüda Şaravi’nin, Türkiye’ye ve özellikle de Mustafa Kemal Atatürk’e bakışı, bu noktada belirleyici rol oynamıştır.

Günümüzde Mısır toplumu, Mısır kadınının kat ettiği yola ve bunun toplumdaki etkisine büyük ilgi gösteriyor. Ayrıca günümüzde, yüzyıllar boyunca Mısır’a hükmeden liderlerin eşlerinin ve toplumsal hayatta önemli rol alan kadınların birçok fotoğrafını araştırıp haklarında doğru bilgiler edinmeye çalışmaktadır. Bazı kaynaklara göre Fransa’nın başkentinin adının aslı, İsis Mabedi’nin yanı anlamına gelen Bar İsis’tir. Çünkü St-Germain des Pres Kilisesi’nin altında İsis Mabedi’nin kalıntıları bulunmuştur.

Yine eski Mısır’da yaklaşık 4800 yıl önce Mert B’tah, tıp alanında ki tarih onu ilk kadın doktor ve ilk bilim kadını olarak zikrediyor ondan binlerce yıl sonra Mısır kadını tıp alanına girdi. Hilane Sidaros 1930’lu yıllarda tıp bilimiyle uğraşan ilk Mısırlı kadındır.

İnsanlık tarihi boyunca Mısır kadınının başarıları oldukça çoktur.

 

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.