ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 31°C
Az Bulutlu

Alyoşka’nın Yüreği | Mihail Şolohov

Alyoşka’nın Yüreği | Mihail Şolohov

Çevirmen: Rezan Alemdar | Metin Alemdar / Cem Yayınları, s.70-73


Sabah kahvaltıda Alyoşka hemen hemen hiçbir şey yemedi, gözlerini kaldırmadan oturdu. Patron yan bakışlarını kuşkuyla ona çevirdi.
“Niye yemiyorsun?
“Başım ağrıyor.”
Kahvaltısının bitmesini zor bekledi. Gizlenerek harmana geçti, çiti aştı, koşa koşa büroya geldi. Siyasal komiser Sinitsın’ın odasına rüzgâr gibi daldı, kapıyı çarptı ve trampet çalan yüreğini elleriyle bastırarak eşikte durdu.
“Nereden koptun böyle, Alyoşka?”
Alyoşka dili dolaşarak geceki konukları, duyduğu kopuk kopuk konuşmaları anlattı. Gözlüklü tek kelime söylemeden sonuna kadar dinledi, sonra ayağa kalktı, Alyoşka’ya başıyla işaret ederek, “Biraz otur burada…” dedi ve dışarı çıktı.
Alyoşka gözlüklünün odasında yarım saat kadar oturdu. Pencerede bir eşekarısı öfkeli öfkeli vızıldıyor, güneş ışığından demetler yerde oynuyordu. Avluda sesler duyan Alyoşka pencereden baktı. Merdivende gözlüklü ve Kızıl ordu erinin arasında İvan Alekseyev duruyorlardı. Sakalı sarsılıyor, dudakları titriyordu:
“Bize iftira atmışlar…”
“Görürüz, bakalım!”
Alyoşka hiç böyle görmemişti gözlüklüyü: Kaşları burnunun üzerinde birbirine geçmişti, gözleri gözlüklerinin altından sert sert parlıyordu. Tuğla samanlığın kapısını açtı, yan dönerek İvan Alekseyev’e sert bir tavırla:
“Geç bakalım!” dedi.
Alyoşka’nın patronu eğilerek samanlığa girdi. Kapı arkasından çarpılarak kapandı.
“Bak şimdi, böyle böyle, sonra bir, iki ve boş kovan atılır. Buraya şarjör konur…”
Gözlüklü elinin altında tüfeğin mekanizmasını şakırdatıyor ve gözlüklerinin üzerinden Alyoşka’ya bakarken gülümsüyordu.
Akşam köyün üstüne katran birikintisi gibi bir karanlık oturdu. Kilise duvarının yanındaki alana Kızıl ordu erleri zincir gibi yatmışlardı. Gözlüklünün yanında Alyoşka vardı. Alyoşka’nın tüfek kayışı kokuyordu, fişek yatağı akşamın çiğinden terlemişti…
Gece yarısı köyün uç tarafında, mezarlığın yanında bir köpek, arkasından bir ikincisi havlamaya başladı ve kulakları bir anda toynakların takırtısı doldurdu. Gözlüklü bir dizinin üzerinde doğruldu, sokağın sonuna nişan alarak bağırdı:
“Bö-lü-üük… Ateş!..”
T-a-ak! Tak! Tak! Tak!..
Duvarın arkasında ürkmüş bir yankı tekerleme gibi karşılık veriyordu buna.
Alyoşka mekanizmayı iki harekette oynattı, boş kovanı attı ve yeniden boğuk bir komut duydu: “Bölük, ateş!”
Geniş caddenin sonundan küfürler, silah sesleri, at kişnemeleri geliyordu. Alyoşka kulak verdi: başının üzerinden uzun ve usanç verici bir vızıltı geçmişti.
Bir dakika sonra başka bir kurşun Alyoşka’nın başının bir arşın üzerinden duvara çarptı, üzerine tuğla parçaları serpildi. Caddenin sonundan tek tük ateş pırıltıları ve uzaklaşan at toynaklarının düzensiz gürültüsü geliyordu. Gözlüklü yay gibi ayağa fırlayıp bağırdı:
“Beni izleyin!..”
Koşmaya başladılar. Alyoşka’nın ağzı acılaşmış, kurumuştu. Yüreği göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpıyordu. Caddenin sonunda gözlüklü, ölmüş bir ata takılıp düştü. Gözlüklüyle yan yana koşmakta olan Alyoşka önlerindeki iki kişinin çiti atlayıp avluda koştuklarını gördü. Bir kapı çarpılarak kapandı. Kapı kolu şakırdadı.
“İşte oradalar! İki kişi eve girdiler!” diye bağırdı Alyoşka.
Gözlüklü incinen ayağının üzerinde sekerek Alyoşka’nın yanına geldi. Avlunun çevresini kuşattılar. Kızıl ordu erleri mezarlık duvarının arkasına, bahçedeki nemli frenküzümü çalılarının arkasına yoğun sıralar halinde yatmışlar, hendeğin içine sıkışmışlardı. Evin yastıklarla desteklenmiş pençelerinden önce biraz ateş edildi, tüfek patlayışlarının arkasından boğuk sövgüler ve soluk soluğa kalmış insan sesleri duyuluyordu. Sonra her şey sustu.
Gözlüklüyle Alyoşka yan yana yatıyorlardı. Şafak sökmeden önce, ıslak bir karanlık kümeler halinde bahçede yüzmeye başlayınca gözlüklü kafasını kaldırmadan bağırdı:
“Hey, oradakiler, teslim olun! Yoksa el bombası atacağız!”
Evden iki el silah sesi geldi. Gözlüklü elini salladı:
“Pencerelere, ateş!”
Kuru, net bir salvo patladı. Bir daha, bir daha. Evdeki iki kişi kalın, samanlı duvarların arkasına saklanarak, pencereden pencereye koşarak tek tük ateş ediyorlardı.

Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.