ALTIN 469,50
DOLAR 7,6755
EURO 8,9808
BIST 1,1697
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Sormak mı Sorgulamak mı? | Hilmi Yavuz

23.12.2019
339
A+
A-
Sormak mı Sorgulamak mı? | Hilmi Yavuz

Batılı laik eğitimden söz ederken genellikle, soru sormanın ne kadar önemli olduğu vurgulanır. Soru sormak, Dogmatik Akla karşı, Kritik Aklın gereğidir;- doğrudur da! Max Scheler, Dogmatik Aklın akılyürütme metodunun ‘Ars Demonstrandi’[kanıtlayıcı mantık sanatı], Kritik Aklın akılyürütme metodunun ise, ‘Ars İnveniendi’[yaratıcı mantık sanatı] olduğunu bildirir. Scheler, ‘Ars Demonstrandi’yi Dogmatik Akıl’la birlikte Geleneksel cemaat tipi toplumla [Gemeinschaft]; ‘Ars Inveniendi’yi ise Kritik Akıl’la birlikte Modern toplumla[‘Gesellschaft’] ilişkilendirir.

Bir kere daha söyleyeyim: Dogmatik yada Skolastik aklın, önceden kabul edilmiş doğruları yeniden doğrulamaktan, doğruların doğruluğunu tekrar kanıtlamaktan [‘Ars Demonstrandi’] başka bir işlevi yoktur: Bu akılyürütme, bilineni yine bilinir kılmanın ötesinde, yeni doğruların keşfedilmesini imkânsız kılar. Ben buna ‘Dönme Dolap Mantığı’ diyorum: Burada akılyürütme, gözleri kapalı bir dolap beygirinin hep aynı çemberin üzerinde, sanki sürekli yeni bir yerlerden geçtiğini sanarak, dolaşıp durmasına benzer. Dolayısıyla, bilinenin ötesinde, dolap beygirinin gözlerinin açılması gibi, hep aynı yerde niçin dolaşıp duruyor olmanın sorgulanması, Dogmatik ya da Dolap Beygiri mantığından, Kritik Akla; bir başka deyişle, Geleneksel toplumdan, Modern Topluma geçiş sürecini işaret eder.

Soru sormak, evet! Kritik aklın metodudur: Başka türlü söylersem, soru sormak, Kritik aklın sadece ‘gereklilik’ koşulunu yerine getirir, ama ‘yeterlilik’ koşulunu değil! ‘Yeterlilik’ koşulu, hangi tür soruların sorulmaması gerektiğini bilmektir. Bu, Kritik aklın, aynı zamanda Analitik bir akılla tahkim edilmesi anlamına gelir.

Ben 40 yıldan daha uzun bir süredir Üniversitelerde hocalık yaptım, yapıyorum. Bütün öteki arkadaşlarım gibi, öğrencilerimi, daima soru sormaya teşvik ettim;- hatta daha da ileri giderek, onları kışkırttım, da diyebilirim! Ama sadece, ‘ aklınıza gelen herşeyi sorun, ya da sorabilirsiniz’, demedim;- hangi tür soruların da bizi yeni ve doğru bilgilerin keşfine götüremeyeceğini, kısaca bu bağlamda hangi tür soruların sorulmaması gerektiğini de anlatarak başladım derslere…

Hangi tür sorular sorulmamalı? Ben bu soruları üç kategoride topladım:

[i] ‘Münasebetsiz Mehmet Efendi’ soruları: Padişahın, ülkede ‘Münasebetsiz Mehmet Efendi’ diye birinden sıklıkla söz edilmesi üzerine merak ederek onu Saraya çağırttığı ve sohbet sırasında, Münasebetsiz’in, durup dururken sorduğu, ‘Sultanım, babanız zurna çalar mıydı?’ türünden sorular!

[ii] Umberto Eco’dan alıntıladığım, ‘Vittorio Emmanuele III’ soruları: İtalya Kralı III.Vittorio Emmanuele’nin , bir resim sergisini maiyetiyle birlikte gezerken, bir köy peyzajı tablosunun önünde durarak, ressama sorduğu ‘Acaba bu köyün nüfusu kaç?’ türünden sorular!

[iii] Bir konferansta bir öğrencinin sorusu: Konferansçı, Doğu toplumlarında sultanların ve maiyetindekilerin kamusal alana başlarında sarık, kavuk, fes…ile, ama mutlaka başları örtük olarak çıkarken, Batı Hırıstiyan toplumlarında imparatorların, kralların ve maiyet erkânının kamusal alana genelde başları açık çıktıklarına dikkat çekmişken, bir öğrencinin sorduğu ‘ kavuklar acaba kaç kilo?’ türünden sorular…

Bilmem dikkat ettiniz mi? Rahmetli Cemil Meriç Hoca, ‘merak’ kelimesini değil, ‘tecessüs’ kelimesini kullanırdı. Yukarıda sözünü ettiğim konferansta ‘kavuklar acaba kaç kilo?’ sorusu ‘merak’ sorusudur;- sultanların veya kralların başlarının niçin kapalı ya da açık olduğunu sorgulamak ise, ‘tecessüs’! ‘Merak’, akla gelen her soruyu sormaktır; ‘tecessüs’ ise, sorgulamak!

Şöyle de denebilir mi? Merak, kayıtlı bilgiyi öğrenme isteğidir ;-örneğin kavuğun kaç kilo olduğunu kolayca bir ansiklopediden öğrenebilirsiniz. Oysa tecessüs, kayıtlı olmayan bilgiyi araştırmaktır;-örneğin, doğu toplumlarında sultanların kamusal alana başları örtülü, batı toplumlarında kralların kamusal alana başları açık çıkıyor olmalarını araştırmak gibi!.

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.