ALTIN 350,71
DOLAR 6,7368
EURO 7,3003
BIST 8,2747
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Kuvvetli Sağanak
Kitaplar

Sinema Kültürü / Elif Yavaş​

25.10.2018
343
A+
A-
Sinema Kültürü / Elif Yavaş​

İnsan ömrü sinema gibidir, her bir karesi tiyatro sahnesi…

 

     Sinema ve edebiyata dair konuşalım. Sinema der küçümseriz lâkin sinema da bir kültür işidir. Onun da kendine göre edep çerçevesinin sınırları vardır. Biletinizi alıp sessizce sinema salonundaki yerinizi bulmanız, ses çıkarmadan şapırtısızca patlamış mısırınızı yemeniz, filmin tam ortasında da olsa perdeye aksetmeden o anki acil ihtiyacınızı görmeniz, sessizce izleyip zihninizde filmi yorumlamanız, ağlayıp bağırma heyecanına fazla kapılmadan insanları rahatsız etmemeniz ve bunun gibi daha birçok kişisel davranışla donanarak sinema kültürünün merkezinde yer alırsınız.

Sinema; kültürdür, saygıdır, edeptir, sanattır, empatidir. Sinema demişken edebiyatımıza mı göz atsak ki? Fecri Âti Edebiyatı temsilcilerinden Ahmet Haşim’de soluklandı yine kalemim. Merhum Haşim’in BİZE GÖRE deneme kitabında “Sinema” başlıklı yazısının ilk paragrafı:

    “Boş vaktim oldukça sinemaya giderim. Yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek cisminin değil ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. Karanlık, ölümün bir cüzüdür. Onun için dinlendiricidir. Büyük dinlenme, bir zulmet denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?”

Sinema gibidir her şey, ortamı renkleniverir içinde insan olunca. Bir ışığa ulaşır gibi yudum yudum sanat yudumlarız el ele. Vakit öldürmek için değil de hobi gibi de olsa kıymetli zamanımızdan arta kalan saatlerde sinema saati yapmak güzeldir. Ev sineması yahut sinema salonu da olabilir. Yine aynı kitabın “Sinema” başlıklı yazısının en son paragrafında bakın neler yer almış:

     “Sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi olarak kaldıkça, yorgun başın munis bir ilticagâhıdır. Her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. Ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın ipek yastıkları gibi başın arkasına yığılan yumuşak karınlarına medyunum.”

   3 Mayıs 1928

Ahmet Haşim köşe yazılarında erkekleşmeye, gösteriş meraklılarına, hayvanlara eziyet edenlere, başkalarına olan özentiye, sanat ve sinemayı yanlış yönde kullanıp kendi değerlerini, kökenini unutan insanlara yer vermiştir. Edebî yazılarının altında aslında gizli bir mesaj, mizahtan öte eleştirel bir üslûp takınır. Sekiz yaşındayken annesini kaybeden Haşim’in çocukluk âleminde acı izler barınır, alenen olmasa bile az çok şiirlerine de akseder iç dünyası. Sinemayı, müzik dinlemeyi, resim çizmeyi, spor yapmayı, yeni uğraşlar edinmeyi sever misiniz?

Sinema deyince Uludağ Üniversitesindeki (Bursa) öğrencilik yıllarım aklıma gelir. Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosunda yeni bir oyun, opera olunca hele ki halka açık olup ücretsiz gösteri varsa hemen uğrardım. Bir de aynı cadde üstünde hemen yakınındaki Tayyare Kültür Merkezi vardı, orada da daha resmî etkinlikler olurdu. Kimi zaman bir yıl içinde bir tane tiyatro ve edebî bir sinemaya bile gitmediğimi bilirim, dizüstü bilgisayarıma ağabeyimin benim için yüklediği animasyon filmlerimi izlerdim. Üniversite 2. sınıfta haftada iki üç gün sinemaya ve farklı etkinliklere, diksiyon derslerine katıldığımı da hatırlıyorum. Aslında vakit varken şu güzel ömrümüzü; sohbeti kıymeti insanlarla, faydalı kitaplarla, edebî filmlerle, hayır işleriyle tamamlamak ne mükemmeldir.

İnsan ömrü sinema gibidir, her bir karesi tiyatro sahnesi sanki. Anne karnından dünyaya açılınca filmin ilk perdesi açılır. Karanlık dehlizlere girmeden, aileden ve toplumdan kopmadan, kaliteli eğitimler alıp edebî bir çevreyle Türk edebiyatımızı desteklemek kendi elimizdedir. Güzel bir kitap bir gün yönetmenle buluşup sinema sahnesine çıkabilir, beyaz perdeden sanat güneşi gibi kalplere tutunur. Sinema ve edebiyat, tiyatro ve bale, opera ve tango, halk oyunları ve güreş, resim ve ebru, seramik ve çini gibi birçok ikili çift hayal dünyamızdan sinemaya doğru yol alır. Ömür, film şeridi gibidir. Yaşadığı her anın sahnesinde aldığı nefesin hakkını fazlasıyla verebilen bir sanatsever olmanızı diliyorum. Esen kalın.

 

17 Eylül 2018 – Pazartesi                    Saat: 14.30

2018 – 2019 Eğitim ve Öğretim Yılı 1. Döneminin İlk Günü – Güz Dönemi Başlangıcı

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.