ALTIN 271,88
DOLAR 5,7884
EURO 6,4038
BIST 7,6090
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur
Kitaplar

Doğum Günü Heyecanı

Hüseyin Evcil
Ben Kimim ? Köklü bir ailenin tek çocuğu olarak İzmir in Tire İlçesinde doğdum. Lise eğitiminden sonra değişik iş kollarında çalıştım. Gelişmiş ülkelerin farmakoloji ürünlerini, yaşadığım bölgenin sık görülen rahatsızlıklarını araştırdım. Kule Günlüğü logosu altında, günümüz toplumunun iletişimini ve mutluluk anlayışını inceleyen fikir içerikli kompozisyonlar, felsefi tarzda denemeler - şiirler yazdım. Bunlar yurt içinde ve Türklerin yoğun olarak bulunduğu ülkelerde yayınlandığında ilgiyle izleyen okuyucular oluştu. Ürünlerimin ağırlığı ve hedefi = İnsana, uyanma ve düşünme eylemlerindeki sorumluluğunu hissettirebilmektir. Birinci kitabım geçen yıl yayınlandı, ikincisini hazırlamaktayım. Yalnız yaşıyorum. Evimde odun ateşi kullanırım.
16.11.2019
71
A+
A-


Fotoğraf : Köpeğin ve kedinin kahvaltı sonrası evden çıkış anını gösteriyor. Bu kafadarlar, karşılaştıkları her insanı şoka uğratacak kadar, düşünen her insanı derinlere sürükleyecek kadar etkili bir sevgi ve dostluk örneği sergiliyorlar. Sevgiyi, dostluğu, fedakarlığı dolu dolu yaşıyorlar. Yol güzergahında birbirlerine neler söylediklerine bakalım şimdi. Birbirlerine ne kadar doğal, içten, sıcak davrandıklarına tanık olalım.

KÖPEK – Acele et lütfen. Zaman kaybetmeyelim.

KEDİ – Bekler misin. Tam tutunamadım.

KÖPEK – Bekliyorum. Gidelim. Uğrayacağımız adresler var. Haftalardır yüzlerini göremediğim arkadaşlara merhaba, iyi günler, iyi çalışmalar, keyfiniz nasıl demek istiyorum. Onları görmek beni rahatlatıyor. Daha sonra da hazırladığım listeye göre mağazadan yiyecek, içecek alacağız. Park alanına girdiğimizde ise, bir parça dinleniriz diye düşünüyorum. Günün anlamı ve önemi konusunda hazırladığım projemi, organizasyonumu gözden geçireceğim. Sakin mekanda, insanlardan uzak mekanda oturmak istiyorum.

KEDİ – Araba arızalı, parçaları piyasada bulunmuyor, dolayısıyla çalışamaz, hizmet veremez diye biliyordum.

KÖPEK – Evet, arızalıydı. Zayıf umutlarla tamircileri her gün sıkıştırıyordum ve dün itibariyle onarımı bitirmişler. Parçalar nihayet bulunmuş. Eksik olmasınlar. Sevindim. Akşam eve getirdiklerinde kalın örtüyle kapattık, yani sana göstermedik. Zaten divanda uyuyordun. Sağ tarafta istediğin tahta basamağı da yaptırdım. Bugün senin doğum günün. Öyle değil mi ? Değerli dostum, doğum günün kutlu olsun. Nice yıllara. Nice sağlıklı yaşlara. Seni, herkesin sevdiğinden daha çok seviyorum.

KEDİ – Ah. Doğum günümü unutmuşum.

KÖPEK – Anlaşılıyor. Doğum günleri unutulmamalı. Ben hiç unutmadım.

KEDİ – İnceliğin karşısında gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Kendimi tuhaf hissettim. Mahcup oldum.

KÖPEK – Lütfen. Mahcup olman gerekmiyor. Biz gerçek dostuz. Ölümümüze kadar sürecek bir dostluk. Aynı çatı altında geçiyor günlerimiz ve sevgiyle yürütüyoruz işlerimizi. Her şey yolunda.

KEDİ – Trafiğe çıktığın zamanlarda sorunlar yaşıyor musun ? Yani sürücü insanlarla ilgili demek istiyorum.

KÖPEK – Evet, maalesef yaşıyorum. Ben kurallara kesin uyuyorum. Uymayanlar adına üzülüyorum. Resmi evrakları eksik, farları çalışmıyor, aşırı hızlı gidiyorlar, hem kendi yaşamlarını, hem de yolcuların yaşamlarını tehlikeye sokan alışkanlıklar içindeler. Kimileri kendini sirk akrobatı sanıyor. Kimileri alkol alıyor. Uyuşturucu alan sürücülere de rastladım. Kimilerinde ahlak, görgü, nezaket, tolerans sıfır. Bazı arabaların egzoz dumanı iğrenç, simsiyah. İşte bu gibi kaba manzaraları gördüğümde geriliyorum. Fakat sabrediyorum, havlamıyorum kimseye. Çoğu insan ön yargılı, çoğu insan karşısındakini dinlemekten, anlamaktan, yardımcı olmaktan aciz. İnsanlar garip. Garipliğin ötesinde, yoğun bencilliğin ortasına düşmüşler, düştükleri noktaya saplanmışlar. Çıkamıyorlar. Çıkamayacaklar. Lütfen konuyu kapatalım.

KEDİ – Peki, kapatalım. Güneş ne güzel ısıtıyor.

KÖPEK – Evet. Yağmurlu geçen günlerin ardından bugün hava çok hoş. Moral yükseltici bir aydınlık, bir ışıltı var.

KEDİ – Ortaklığımız önemli. Paylaşımlarımız önemli. Seni dalgın, süzgün gördüğüm günlerde koşa koşa yanına gelmek, gözlerinin içine bakıp, sorular sormak istemiyorum. İstiyorum aslında ama saniyesinde vazgeçiyorum. Belki üzülebilirsin. Belki incinebilirsin. Belki sinirlenebilirsin. Eşini kaybettikten sonra neden yeni eş aramadığını merak ediyorum. Seni sevmesem merak eder miyim ? Etmem. Bana ne derim, kafamı yormam.

KÖPEK – Teşekkür ederim. Sen de ince düşünüyorsun. Çekinme, her zaman, her şeyi rahatlıkla sorabilirsin. Geçmişe dönük sohbetlere, sorgulamalara alıştım. Ben yabancı mıyım ? Sen yabancı mısın ? Hayır.

KEDİ – Teşekkür ederim. Sorumun yanıtını alabilir miyim ?

KÖPEK – Alabilirsin. Yanıt hazır. Ancak gerçek sevginin sonucunda oluşan, gerçek ve eksilmeyen bir saygı. O atmosferden dışarıya çıkılamıyor. Çıkanlar var. Ben çıkamadım. Takılı kaldım. Yapışık kaldım. Seviyorduk birbirimizi. Mutluyduk. Fakat eşimin rahatsızlığı tedavi edilemedi. Tıbbi müdahaleler sonuçsuz kaldı. Sonrasını biliyorsun.

KEDİ – Çok üzüldüm şimdi. Bilgisizliğimi, merakımı bağışla. Bu konuyu bir daha açmayacağım. Evdeki insanlar ikimizi de seviyorlar. Şanslıyız.

KÖPEK – Şanslıyız ne kelime ? O ev bizim için gerçek bir Cennet. Günde 20 kez şükrediyorum bu yüzden. Kendini eğitememiş, kompleksli, hiçbir varlığı sevememiş insanlarla, yani zavallı insanlarla muhatap olsaydık, iplerimiz onların ellerinde kalsaydı, onların kaba, saygısız davranışlarına nasıl katlanırdık ? Kaçar giderdik. Aç kalmayı göze alırdık. Fakat uzun süre aç kalmazdık. Rızıklarımız bizi bulurdu. Demek istediğim : Bir biçimde yaşamımızı sürdürürdük.

KEDİ – Ev sahipleri, sokaklarda yaşam savaşı veren mağdur, muhtaç kedilere, köpeklere bütçe ayırıyorlar, oldukça kaliteli mamalar dağıtıyorlar. İyi yürekli insanlar oldukları kesin. Bence bizimkiler, Allah ’ın sevgili kullarından.

KÖPEK – Evet. Katılıyorum. Bir şey söyleyeceğim. Sakın üzülme. Ağrılarım çoğaldı. Düzenli ilaç almam gerekiyormuş. Son testlerde veteriner öyle dedi.

KEDİ – Umarım atlatırsın. Dua edelim. Daha dolu yaşamaya çalışalım. Her sabah mutlaka spor yapalım. Sinemaya, tiyatroya, konsere, müzeye gidelim. Şehir dışında pikniğe gidelim.

KÖPEK – Gidelim. Parktaki temizlik işçilerinin eseri, kuru yaprak yığını hala kaldırılmadıysa ; kaybolan çok önemli bir şeyi arıyor muşuz gibi üzerine atlayalım bugün. Görenler delirdiğimizi düşünsünler. Sonra parkın bir ucundan diğer ucuna kadar bütün gücümüzle koşalım. Yorulduğumuzda çimenlerin üzerine oturalım ya da uzanalım.

KEDİ – Tamam. Fakat bunlar sıradan şeyler değil mi bizim için ? Başka ?

KÖPEK – Başka. Buldum. Sen önden, ben arkadan, aşağıya düşmeden, büyük çam ağaçlarının tepelerine kadar tırmanabilir miyiz ?

KEDİ – Tırmanabiliriz. Kuş bile avlarım. Karga mı istersin, kumru mu ?

KÖPEK – Abartma. Sakın böyle şeyler düşünme ve sakın yapma. Kuşların eşleri, yavruları vardır. Bu kadar bol yiyeceklerin arasında aç mıyız ki ; böyle bir şeyi deneyelim ? Böceği, sineği, kelebeği bile rahatsız etmemeliyiz. Dokunmamalıyız. Duymamış olayım !

KEDİ – Haklısın. Ben de hiç konuşmamış olayım. Özür dilerim. Çok özür dilerim.

KÖPEK – Özür dileme. Çünkü suç işlemedin. Altını çizerek belirtiyorum : Nereye gidersen git, koşullar ne olursa olsun, hangi varlıklarla muhatap olursan ol, davranışlarına dikkat et. Öfke, saldırganlık, sabırsızlık, doyumsuzluk senin değerini düşürür. Tamam mı ?

KEDİ – Tamam. Uyarılarına teşekkür ederim.

KÖPEK – Rica ederim. Şimdi müzik açıyorum. Caz dinleyelim. Derin nefes alıp verelim, denizden doğru esen tatlı rüzgarı içimizde hissedelim. Bugün her şey anlamlı, bugün her şey pozitif, bugün her şey estetik.

KEDİ – Evet. Doğum günümü unutmamış olman nedeniyle hala şaşkınlık ama büyük mutluluk içerisindeyim. Çok şükür.

KÖPEK – Ajandama yazmıştım fakat hep aklımdaydı. Akşam büyük salonda kutlama yapacağız. Çevredeki kedilere, köpeklere davetiyeler gönderdim. Eve erken dönelim ki, duş ve giysi işlerimizi zamanında bitirelim. Seni, sandalyede konuşurken görmek, tüm misafirleri mutlu edecektir. Dört kedi geldi, senin adına, geceyi onurlandırma amacıyla konuşmak istiyorlarmış. Kabul ettim. Konuşma metinlerini gördüm. Harika cümlelerdi, anlatımlara, örneklere bayıldım.

KEDİ – Başaracağımızı sanıyorum. Misafirlerin layıkıyla ağırlanmasını kastediyorum. Ayrıca benim de sürprizim var. Edebi açıdan fazla ağırlığı olmayabilir. Şiir yazmıştım senin için. Çıktısını alıp çerçeveletmiştim. Umarım beğenirsin. Umarım odana asmak istersin.

KÖPEK – Derhal asarım. Senin emeğin mutlaka güzeldir. Şimdi sessizlik olabilir mi ? Hiçbir şey konuşmayalım. Ağzımızı açmayalım. Bu müzik mükemmel : Ruhumun müziği, ruhumun doktoru.

KEDİ – Sessizlik demiştin. Konuşmayalım demiştin. Koyduğun kuralı ben bozmuyorum, sen bozuyorsun. Lütfen sadece düşük volümde müzik ve önümüzdeki trafik. Yol bitsin, özgürüz. Yolu sağ salim bitirelim. Yaşasın dostluk. Seninle gurur duyuyorum. İyi ki, varsın. İyi ki, temiz düşüncelere sahipsin.

KÖPEK – Teşekkür ederim. Hepimiz açısından en anlamlı, en tatlı şey : Karşılık beklemeden sevmek, karşılık beklemeden iyilikler yapmak. Bu arada, kalp kırmamaya dikkat etmeliyiz. Sen ve ben ; insanları izlemeye, incelemeye devam edeceğiz. İnsanları anlama çabalarımızı devam ettireceğiz. Görevlerimizden kaçamayız.

KEDİ – İzninle kritik bir soru daha soracağım. Bazı insanlar kötü çizgilerinin farkındalar mı, çevrede bıraktıkları hasarların farkındalar mı ?

KÖPEK – Bir bölümü farkında, bir bölümü farkında değil. Farkında olanların bir bölümü belki değişebilir, bir bölümü asla değişmez. Çünkü dünyadaki bütün insanlar, hep genetik karakterlerinin kuşatması ve baskısı altında yaşıyorlar. Bilenler var, bilmeyenler var, bilmek istemeyenler var. Benim her zaman ısrarla üzerinde durduğum şey şu : Bir şeyleri elde edebilme uğruna, benlik mücadeleleri, nokta atışları, psikolojik tartaklama denemeleri, duygu sömürüleri, hayali sözler, adaletsizlikler, ahlaksızlıklar, dedikodular, iftiralar, yalanlar, sahtecilikler, vicdansızlıklar, hak ve hukuk çiğnemeleri … Daha fazlası. Bütün bunlara gerek var mıdır ? İnsanlara bir kürsüden yüksek sesle sormak isterdim. Soramıyorum. Hoş, sormuş olsam ne değişir ? Hiçbir şey değişmez. Yaşamın kısalığı, ilahi adalet o tip insanları düşündürmüyor zaten. Daha doğrusu, duyguyu, düşünceyi, tefekkürü yaşamlarından tamamen çıkarmışlar. Söküp atmışlar. İptal etmişler.

KEDİ – Evet. Çok kötü. O zaman biz, anlattığın olaylara bulaşmadan işlerimize bakalım. Kendi gücümüzü, onurumuzu, yaşam felsefemizi, doğrularımızı, ilkelerimizi her şeye rağmen koruyalım.

KÖPEK – Yürüdüğümüz yoldan ayrılmayacağız. Kimsenin önünde eğilmeyeceğiz. Kimseye yalvarmayacağız. Dünyamız bize kalsın. Gerçek ve kutsal sevgiyi çoğaltma işi bize kalsın. Ne mutlu bize. Ne mutlu bize sahip çıkanlara. Allah, iyi kalpli insanlardan, erdemli insanlardan razı olsun.

KEDİ – Amin.

/ Huseyin Evcil
Kule Günlüğü başlığı altındaki yazıların yasal sorumlusu

Copyright
Tyrannos Edebi Ürünler
Tire

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.