ALTIN 271,88
DOLAR 5,7884
EURO 6,4038
BIST 7,6090
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur
Kitaplar

Derin Darbe | Cevdet Gökhan Tüzün

13.11.2019
69
A+
A-
Derin Darbe | Cevdet Gökhan Tüzün

Y kuşağı 18 ila 38 yaş arasındakileri yani 1980 ile 2000 yılları arasında doğanları ifade etmek için kullanılıyor. İnsan kaynakları literatürüne göre 1965-1979 arasında doğanlar X kuşağı olarak belirtilirken Y kuşağı da 20 ve 30’ların ortasındaki kuaşağa deniliyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 30-35 gibi bölümü Y kuşağından oluşuyor. Y kuşağı okuyor, çalışıyor. Dolayısıyla birçoğu ya iş arkadaşınız ya da belki çocuğunuz, dostunuz.

Peki Y kuşağının belirgin özellikleri neler? Öncelikle Y kuşağı, televizyon ile büyüyen bir nesil. Çocukluğunun sonlarında bilgisayarla tanışan ve internete kısa sürede adapte olmayı başaran bu nesil, dünyada yaşanan teknolojik gelişmelere de kolaylıkla uyum sağlamıştır. Y kuşağının genel özellikleri arasında yeniliklere açık olmaları vardır. Y kuşağındakiler dünyada yaşanan gelişmelerle birlikte büyüyen bir nesil. Dolayısıyla yaşam tarzlarının sıklıkla değiştiği bir dünyada hayatlarının en verimli çağını yaşamaktalar. Y kuşağı bu yüzden yeniliklere en açık olan nesil; yeni olan her şey Y kuşağı için son derece ilgi çekici.

Y kuşağının özellikleri sıralandığında muhakkak ‘özgürlük’ tabirini de kullanmamız gerekiyor. Y kuşağı için özgürlük olmazsa olmaz bir kavram. Emir almaktan ya da üzerinde otorite kurulmasından hoşlanmayan hoşlanmıyorlar. Eski yönetim şekillerine karşı çıkıyorlar ve kendilerini özgür hissettikleri işlerde daha başarılı ve mutlu oluyorlar. Her ne kadar bu özelliklerinden ötürü ‘bencil’ ya da ‘benmerkezcil’ olarak etiketlendirilseler de aslında durum tam tersi. X kuşağına göre çevreye ve dünyaya çok daha duyarlı bir nesil Y kuşağı. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirme ve dünyayı algılama peşinde. Evrensel düşünebildikleri için de ‘bencil’ olmaktan ziyade daha çok ‘dünya vatandaşı’ olma peşindeler.

Söylenen her şeyi kabul etmemeleri ve sorgulamaları da Y kuşağı için belirteceğimiz bir diğer özellik. Nedenini bilmedikleri ya da tam olarak kendilerine izah edilmeyen bir yenilik onların dahil olmayı kabul etmedikleri bir durum. Yöneticisinin kendisinden talep ettiği çeşitli isteklere boyun eğmeyen bir Y kuşağı, kolaylıkla vazgeçebiliyor ve yeni başlangıçları seçebiliyor.

Y kuşağının özgürlüklerine olan düşkünlükleri neticesinde yaratıcılıkları da bir hayli fazla. Bu da onların girişimci yönünü ortaya koymakta. Eğitim düzeyleri yüksek olduğu için yalnızca aynı kültürden değil farklı kültürden insanlarla kolayca iletişim kurabiliyorlar. Karşılarına çıkan yeni bağlantıları ve fırsatları kaçırmamaları ile beraber özel hayat ve iş yaşamı arasında kendine has bir denge kurmayı de özellikle tercih ediyorlar.

Yerlerde bakır renkli çınar yaprakları yatardı, baygın
Ve buram buram iyot kokusu dolardı soluklara;
Bir başka olurdu ‘teşrin’lerin gurubu
Moda’da…Akşam,
Moda İskelesi’ne al ipekten bir şal gibi inerken


Burundaki ağaçların üzerinden bir duman görünür,
Derken,
Beyaz atlı bir kral gibidir ‘Suvat’ vapuru
Burnu dönerken.İskelede eşlerini bekler İstanbul’un en şık ve güzel hanımları;
‘Chanel’in, ‘Arpej’in, ‘Soir de Paris’nin iyotu bastıran kokuları,
Ve
Bin bir hayâl içinde
Yeni yetme delikanlılar;
Bu defilenin hayran figüranları…Kavuniçi’den eflâtuna dönerken ufkun rengi,
Sakin denizin üstünde başlar maviyle kurşûninin cengi.
Bir kuraldır ki, hiç bozulmaz; bu cengi hep kurşûni kazanır,
Sonra,
Yavaş yavaş o da kaybolur;
Deniz, lâciverte boyanır.Şimdi,
Akşamın efsanesi başlar Moda’da
Bir yanda ‘Koço’dan anason kokuları, şuh kahkahalar,
Bir yanda ‘Deniz Klübü’; papyonlu beyler, tuvaletli hanımlar
Ve denizin üzerinde yakamozlar gibi kaynaşan sandallar,
Gülüşmeler, fısıldaşmalar, bakışmalar, selâmlaşmalar…Sâkin denizde, yalnız küreklerin ürkek sesi
Ve Fenerbahçe’den yankılanan bir ‘Münir Nurettin’ nağmesi…
Sanki tüm güzellikler rol almış bu efsunlu oyunda.
Hele,
Bir de mehtap varsa Kalamış Koyu’nda;
Hiç bitmeyen bir rüya, bin bir gece masalları,
Bir ömre bedeldi Moda’da teşrin akşamları… moda 1930 lar – şiir / Ünal Başkese –

Kaynak: Erdem Hamdi 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.