ALTIN 473,55
DOLAR 7,7376
EURO 9,0832
BIST 1,1737
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Anneler Gününüz Kutlu Olmasın | Cemil Biçer

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
03.05.2020
289
A+
A-

Bu gün ne yazsam diye düşünüyorum. Oysa ;”ne yazsam diye değil, hangisini yazsam” diye düşünmeliyim.
*

*
Kırk yamalı fukara cepkeni gibi ülkemin hal-i pür melali, nereye dokunsan elinde kalıyor.
*

*
Lise öğrenciliği yıllarımdan beri bu ülkenin toplumsal olaylarının bir şekilde içindeyim. Bazen “defansta”, bazen “orta sahada”, çoğu zaman ileri üçlüde”, zaman zaman da “kalede,” ama hep sahanın içinde olmuşumdur. İnkıta dönemleri olmuştur, yedek kulübesine çekilmişliklerim de ama itiraf etmeliyim en sevdiğim ve performansımın zirve yaptığı mevki hep “sol açık” olmuştur.
*

*
Bunda “Yasarı” olmamın genetik etkisi kadar babamın KÖY ENSTİTÜ’lü öğretmen oluşunun da katkısı büyüktür.
*

*
Yine acemi cami imamları misali “gameti” uzattık, hiç beceremem bodoslama lafa dalmayı; illada lafı sündüreceğim “fukara sümüğü” gibi.
*

*
Ama bazen de iyi oluyor böyle lafı eveleyip gevelemek, satır aralarından sağa sola laf sokuşturmaktan ince bir keyif almıyor da değilim hani.
*

*
Bu gün ülkem erkeklerinin davranışlarında çok sıkça rastladığımız aşağılık kompleksinden kaynaklı söylemlerden bahsetmek istiyorum.
*

*
Ulu dedem Soylu Şapsığ Şpaşigo Kıtıj Smayll: “Eziklik” derdi, genizden gelen Çerkeş aksanı ile bu tip erkek egemen tavırlara.
*

*
Erkek egosunun doğal gelişiminin tatminsizliğinden çoğu zamanda kifayetsizliğinden kaynaklı vahim bir sendromdur EZİK’lik. Belki de kadın muhteşemliği karşısında ki çaresizliğinin doğal refleksi.
*

*
Testestoron hormonunun yeterli oranda salgılanmadığı bedenlerde bu kompleks cinsiyet ayrımcılığına ve saldırganlığına dönüşür,sadece hormon yetersizliğinden değil geleneksel bir kültürün baskınlığı da önemli rol oynar bu komplekste.
*

*
Cinsiyet ayrımcılığı dediğimiz ve kadın bedeni üzerinde uygulanan bir icra-i faaliyettir eziklik. Gün geçmiyor ki, bunun en klasik örnekleri görmeyelim. İster namus cinayeti, ister töre cinayet, ister kıskançlık, ister travmatik bir melankoli. Adına ne derseniz deyin şarkılara, türkülere, destanlara atasözlerimize konu olmuş derin bir toplumsal kültürdür bu ayrımcılık.
*

*
Erkeklik: apış arasında horoz ibiği gibi sallanan bir et parçasından ibaret değildir.
*

*
Erkeklik, her ne koşulda olursa olsun fiziksel üstünlüğünü cinsiyet, inanç, etnik farklılıklara karşı kullanmama becerisi göstermenin adıdır. Bu beceriye sahip erkek cinsi maalesef ülkemiz habitatında çok bol yetişir.
*

*
Bir toplum düşünün, bin yıllık kültürel hafızasında onlarca kadim aşk destanları var, ama bir tanesi bile “vuslat” ile sona ermiyor hep hüsran, hep, ahirete kalıyor kavuşmalar. Kerem ile asli, Tahir ile Zühre, Mecnun ile Leyla, Ferhat ile Şirin. Bunlardan ilk akla gelenler.
*

*
Kadınlar ki, doğal yaşam diyalektiğin “olmazsa olmazlarıdır. “Onları sadece yılda bir kez değil, gün yirmi dört saat saygı, sevgi ve şükranla kucaklayıp yaşamı birlikte paylaşmayı öğrenmeliyiz. Geç kalmış olsak bile.
*

Bazen tüm iyi niyetim ile düşünürüm; kadın üstündeki bu paranoyak sevdamızı. Acaba bu saldırgan sevgi gösterisinin bilinçaltımızdaki yansıması, “Cennetten kovulmanın” müsebbibinden öç almak olabilirliğini…
*

*
Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin ayyuka çıktığı ve buna rağmen hiç bir yasal önlemin alınmadığı, hatta kadınlar üzerinden yapılan çirkin politikalar ve çağ dışı söylemlerin prim yaptığı bir ülkede ANNELER GÜNÜ adı altında sergilenen bu sahte günü protesto etmek adına hiç bir annenin gününü kutlamıyorum.
*

-Cemil Biçer-

ETİKETLER: ,
YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.