ALTIN 481,91
DOLAR 7,8895
EURO 9,2877
BIST 1,1769
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

Bilinç, Hoşgörü ve Bir Röportaj / Selma Sayar

30.09.2018
437
A+
A-
Bilinç, Hoşgörü ve Bir Röportaj / Selma Sayar

Bir film. Gecenin ilerleyen saatleri…

 

On sekizini henüz doldurmuş iki genç hem bir şeyler içiyor, hem de birbirlerine kur yapıyor. Sesleri duyup yatak odalarından dışarı çıkan ebeveynleri sessizce birbirini ikaz ediyor, sevgililer rahatsız olmasın, sıkılıp utanmasın diye. Bir yanım hayranlık içinde, diğer yanım hayranlığımı fark eden biri var mı korkusuyla izlemiştim filmi.
Neler anlatılmıyordu neler! Çocukların doğum anından itibaren nasıl bir aile ortamına doğmuşsa, o ailenin kurallarının, geleneklerinin ve hayattaki duruşlarının çocuk eğitimini nasıl etkilediğine, konuşularak şiddetten, kavgadan, istismardan çocukların nasıl korunduğuna kadar pek çok konu, adeta bir hayat dersi verir gibi işlenmişti. Özellikle bizim gibi gelişmeye aday olma çabasındaki ülkelerin en büyük karın ağrısı, handı kapı cinsellik etkili bir şekilde anlatılıyordu. Etkileyici, öğretici, düşündürücü bir film olarak kalmış belleğimde.
Ne yazık ki ne filmin kendisi ne de oyuncular yerli değil. Biz katı gelenek ve göreneklerin baskısıyla bir ömür kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi ve zihnimizi bütünüyle tanıma lüksünden yoksun yaşayaduralım; aile içi şiddet, çocuk gelinler, paralel hayatlar-toplumun onaylamadığı ama pek çok insanın yaşadığı gönül ilişkileri-tecavüz, cinsel istismar, kadına şiddet alabildiğine can yakıyor. “Dibe doğru hızla iniyoruz” diye uyarıyor bu işin pirleri!
Bu konuya nereden geldim: Geçenlerde bir röportaj okudum. Haydar Dümen’le yapılmış. Herkesin malumu ulusal bir gazetede yazıyor Haydar Dümen. Yaklaşık iki üç milyon insanın takibinde olan bir isim. Kendilerine bile anlatmaktan korktukları, ağırlıklı cinsel sorunları rumuz kullanarak soran binlerce insana deva dağıtan cinsel yaşam ve seksoloji uzmanı. Kah gülümseten kah ironik bir uslupla seslenen biri. Türkiye’de cinselliğe, kadına bakışa, kadın erkek eşitsizliğine, erkeklerin yetiştirilme şekline, kadının daha çocukluktan sindirilmesine, yaşanan sorunların kaynağına, çözüm önerilerine kadar pek çok konuda fikirlerini paylaşmış. Keyifle okudum ve birkaç arkadaşa okumalarını söyledim. Bir an için onu, bu ülkenin önemli bir yöneticisi olarak hayal ettim. Ne şahane olurdu! Eminim sorunların büyük bir kısmı kendiliğinden çözülürdü.
Tabii röportajı yapan genç, dinamik, işine aşık biri olunca keyifli bir iş çıkmış ortaya. Adı Oya Çınar. Görünen çok yakın bir zamanda bütün Türkiye’nin tanıdığı, bu sahada söz sahibi olmaya aday, bir yazar var. Cesurca sorulmuş sorular, aynı samimiyetlikte yanıtlanmış. Memleketin yetiştirdiği güzel insanları bizlerle buluşturmaya devam ediyor Oya’lamaca adlı bloğunda.
Bu satırları okurken yüzünüzü ekşittiğinizi görür gibi oluyorum. Bunca sıkıntı, dert, keder, tasa varken, ölüm bu denli sıradanlaştırılmışken, hayat kavgası kendisini bu kadar hissettirmişken, sosyal, kültürel, sanatsal etkinliklere kimsenin gitmeye ne maddi ne de manevi gücü yokken, yetmezken “ kimin aklına gelir bu sıkıntılar?” dediğinizi duyar gibiyim.
Yaşanılan sıkıntıların temelinde her konuda olduğu gibi cinselliğe, eğitime, okumaya, sorular sormaya, merak etmeye gösteremediğimiz dirayet yatıyor. Bir an için kendimizi o filmdeki ebeveynlerin yerine koyalım. Hayatımız dünyaya geldiğimiz andan itibaren planlanmış olsa, çocuklarımızı yetiştirirken uzman yardımı alsak, devlet her çocuk için ciddi maddi yardımda bulunsa, çocuklarımız okula başladığı andan itibaren bizlerin zorlandığı konularda bilinçlendirilse, gelecek kaygıları ve özel- devlet okul ayrımı olmadan eşit koşullarda, yarıştırılmadan yeteneklerine göre değerlendirilip istedikleri okullara gönderilse, bizi tatmin edecek bir emeklilik ikramiyesiyle ödüllendirilsek, hastalıklarla boğuşmak yerine, dünyayı gezmek için fırsat yaratılsa, okusak, sanatsal faaliyetlere gitsek daha da bilinçlensek, memleketin sorunlarını kendimizce tartışırken karşımızdakinin gözünü kaşını yarmadan yapsak, saygı duysak birbirimize, olmaz mı, mümkün değil mi? Hayalini kurmak bile mutlu ederken bizi, neden hayata geçiremiyoruz? El oğlu bunu beceriyor. Bizim neyimiz eksik?
Bu yüzden o röportaj, filmin o karesi anlamlıydı. Biz ki ne zaman “ Toplum ne der?” baskısını üzerimizden atar, kendimiz olmaya –özellikle kadınlar- karar veririz, sorunu çözmek için ilk adımı da atmışız demektir.

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.