ALTIN 325,86
DOLAR 6,1216
EURO 6,6517
BIST 7,9239
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Amca Sizi Çok Sevdim Size Baba Diyebilir Miyim? | Öznur Eren Kanarya

07.02.2020
111
A+
A-
Amca Sizi Çok Sevdim Size Baba Diyebilir Miyim? | Öznur Eren Kanarya

Ömercik’in anısına (Ömer Dönmez )

“Amca, sizi çok sevdim. Size baba diyebilir miyim? “
Böyle derdi o mavi gözlü, sarışın küçük erkek çocuk…
Ya da, üzerinde ona hafif bol, boynuna dek düğmeleri kapalı, çizgili çubuklu pijamasıyla elleri acemice Allaha yakarma pozunda, oturduğu yatağın üzerinde dua ederdi :
“Allahım, lütfen annemi koru, babamı sağ salim bize geri getir. N’olursun Allahım. Amin…”

Böyle hatırlarım o güzel küçük çocuğu… Yaşı bana yakın pek çok kişi gibi…

Aynı dönemin çocuklarıydık Ömercik’le, gerçek adıyla Ömer Dönmez’le… Bir gün, aynı mahallenin çocukları olduğumuzu da öğrenecektim. Buna karşın, kırklı yaşların bir yerinde yolda karşılaştık sadece… Herkes kendi yaşam yolundaydı çünkü…
Yeşilçam yılları parlaktı Ömerciğin… Tıpkı Yumurcak, Ayşecik, Sezercik gibi çok ünlüydü… Kim bilir kaç çocuğun erişilmez rüyasıydı düşlenen yaşamı… Gerçekten de ışıltılı ve imrenilesi bir yaşam mıydı sürdürdüğü o yıllarda? Magazin basınından öğrendiğimiz kadarıyla, kuzeni Ayşecik’le birlikte o setten bu sete koşturuyor, çocukluğunu pek te yaşayamıyordu… Sonraları, o günlerden kalan maddi anlamda bir birikiminin de olmadığını da öğrenecektik…

İlk gençlik yıllarının hemen başında, yeşilçamın tür değiştirip, aile dram ya da komedi filmlerinin ucuz seks filmlerine dönüştüğü, o türde çalışmayı kabul etmeyen sanatçılar için geçim kaynağı olmaktan çıktığı o dönemde, Ömercik artık Ömer Dönmez’di ve geçim kaygısına düşerek (Sanırım. Böyle anlatıldığını hatırlıyorum ) baba mesleği olan taksi şoförlüğüne başlamıştı. Hal böyleyken, çok talihsiz bir kaza sonucu bir gözünü yitirdikten sonra bir daha asla bir filmde oynadığını gören duyan olmadı.

Ara sıra, Yeşilçamın güzel günlerine duyulan özlemi hatırlatan yazılarda ya da televizyonda tekrarlanan eski Türk filmlerinde rastlıyorduk Ömerciğe…

Onu, Şener Şen ve Türkan Şoray’lı ünlü sıcak mahalle dizisi İkinci Bahar’da kuruyemişçi rolünü oynarken gördük bir akşam…Yine magazin basınının yazdıklarına bakılırsa, maddi sıkıntı içindeydi ve birileri ön ayak olmuştu o dizide rol alması için…
Kısaydı rolü ve diyaloğu yoktu hiç, toplu nidalara katkısından başka… Ama mış gibi yapmayı unutmuştu artık. O kadar belliydi ki oyunculuktan uzun zaman önce geri dönüşsüz koptuğu… Sokaktan geçen ve kuruyemişçiyi oynaması istenen herhangi biri gibiydi… Halbuki o dizideki bazı oyuncular daha ortada yoklarken o Ömercik’ti… Bunu da düşünerek, üzülerek izledim o sahneleri…

Başka bir dizi ya da filmde oynadığını duymadım bir daha… Belki oynamıştır da ben bilmiyorum…

Parlak bir çocukluk döneminin sonunda ışıklar tümden kapanmıştı onun için uzun yıllar önce… Şoförlüğün yanı sıra, tekel bayiliği ve emlak işi yaptığını duymuştum. Evlenmemiş, çoluk çocuğa karışmamıştı bildiğim kadarıyla… Kırık bir aşk öyküsüne de rastlamamıştım hiçbir gazetede…Annesi ve ablası vardı benim bildiğim…

Önceki gece ölüm haberi düştü internete….O da gitmişti, hem de erken sayılabilecek bir yaşta…
Dün, bizim semtin en eski, en büyük camiinde, büyük bir rastlantı eseri askerdeki komutanıyla birlikte yapıldı cenaze töreni. Okuduğuma göre birkaç eski oyuncu uğurlamış akraba ve dostlarıyla birlikte…

O, bizim beyaz perdeden arkadaşımız olurdu. Mavi mavi bakardı, gözleri yaşlarla dolu dolu, biz de onunla ağlardık babasızlığına… Gerçekte babası olduğunu bilmeden yüreğinin ısındığı Ediz Hun ya da Kartal Tibet’e, “Amca , ben sizi çok sevdim. Size baba diyebilir miyim?” diye sorduğunda içimiz titrerdi. Ya da, Pollyanna uyarlamasında, öksüz ve evsiz küçük sokak çocuğunun mahallenin huysuz ihtiyarı Münir Özkul’un bahçesinden erik çalıp, sonra dayaktan kurtulmasına kahkahalarla gülerdik… Sanki biz de arkadaşımız Boncuk Ömer’le birlikte o filmin içinde olurduk. Filmler mutlu sonla biter, biz de gözlerimizdeki yaşları siler ya da gülmeye devam ederek evlerimizin yolunu tutardık…

Hepimiz büyüdük sonra… Yaşamlarımız gerçekti, filmler eskilerde kaldı. Ömerciği de unuttuk gitti. Ölüm bizi Ömercik’ten ve geçmiş güzel günlerden koparıncaya kadar unutmuştuk daha doğrusu…

Onun, bizim çocukluğumuzu zenginleştiren hayali arkadaşımız olduğunu hatırladık o giderken, yine unutmak üzere… Unutuldu bile. Bir filmde ya da dizide gözüküp ünlü olan oyuncuları konuşacağız daha… Aklımız defter değil ki, kimi nasıl hatırlayacağımızı bilelim…

Sahi, ben kimden bahsediyordum?

Öznur Eren Kanarya

,,,,

Öznur Eren Kanarya
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.