ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 28°C
Az Bulutlu

Sis | Zeynep Mete Uçak

Sis | Zeynep Mete Uçak

Dünden yağan yağmur arkasında koca bir sis bırakarak gitti. 

Karşıdaki binanın buğulanmış camdan bakar gibi  belli belirsiz ışıkları görünüyor. Sabahın ilk ışıkları, sis tarafından acımasızca söndürülmüş.

Yine kendimle konuşuyorum . Ne çok ben var içimde; kadın ben, anne ben, güçlü ben, korkak ben, hemşire ben, savunmasız ben, çaresiz ben. Saçım on beşimde başladı ağarmaya.  Kırk iki  yaşındayım artık siyah saç yok başımda.

Ona dayan buna dayan, belki yüreğim dayandı ama içim karardı efendim. Bak saçlarım aklarla doldu . Bu ülkede kadın olmak zor , anne olmak ondan da zor , ne demiş Yaşar Kemal;
“Bu ülkede dört  şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç  ve sokak hayvanı…
Ama yaradan böyle yaratmış yine şükür her halimize.

Düşüncelerimden bir an önce sıyrılarak, elimdeki sigaranın iki fırtlık bitimine kalmadan attım,  içeri girdim.  Koruyucu elbiselerimi giyip iki kat maskemi taktım.

Zor da olsa atlatmıştım covidi. Hangi sağlıkçı atlatmadı ki! Ya öldük atlattık, ya kaldık atlattık. 

Günlerdir evime gidemiyorum. Burda korkak ben giriyor hayatıma aman çocuklarıma bir şey olmasın. Olsun sağlıklı olsunlar da benden uzakta olsunlar işte tam burda güçlü ben oluyorum.
  
Sabahı zor ettik bir hastamız gitti gitti, geldi. Sonunda tutundu hayatın bir ucundan. 

Covid servisi zor servis… Gerçi hastane bahçesine girdiğiniz an bütün servisler artık zor. Hastalar için en rahatı psikiyatri, deli olacaksın, bu “hayatın ne önemi var” olacaksın.

Burada çok konuşan benle, suskun ben karşı karşıyayız. Yine dillendi çok konuşan. Yok covid servisinde çalışan daha çok maruz kalırmış hastalığa, yok göz servisinde çalışan daha az …  

Yok efendim öyle bir şey; burda servisten servise geçmek kadar kolay birşey yok. Hatta çalıştığımız nöbet tuttuğumuz servisleri bile unutuyor sistem; o kadar kolay insan hayatı. Artık meslek hastalığı sayılacakmış covid 19 ne güzel bi haber bu böyle … 
Yalnız eğer ölürsen bir de görev başında corona kaptığını ispatlamak zorundaymışsın… vay efendim ne günlere kaldık. 

Aylardır mücadele veriyoruz ne izin, ne tatil, ne de parasındayız. Sadece canların, canımızın peşindeyiz.

Suskun ben İyice pustu, çekildi inine. 

Hastaları bir bir kontrol ettikten sonra dün gece ölümle hayat arasında gidip gelen yaşlı kadının kalp cihazı ötmeye başladı. Başına gittiğimde kalbi durmuştu. Doktor yetişti. Kalp masajı, şok derken hastayı kaybettik. 

Hepimiz üzgünüz. Dünden beri üçüncü hasta kaybımız. 

Doktor yakınlarına haber verin dedi. Ben başındayım, yavaşça çekiyorum perdeyi. Ömrünün son oyununu oynadı, kimbilir ne oyunlar oynandı bu teyzeme, ilk kızı olduğunda kaç yaşındaydı ve kocası üstüne kuma getirdiğinde neler yaşamıştı zavallı. İlk geldiği günler anlatmıştı kısa kısa öksürüklerin arasında. Sonra öksürükler uzadı, teyzem kısaldı hayatta. Hem kalp hem covid hastasıydı. Covid olduğu için telefonla arayacaklardı. Tıpkı diğerleri gibi.

Hasta seçmek gibi olmasın dedi gerçekçi ben ama zaten yaşlıydı ve kalp yetmezliği de vardı . Genç hastalarımız ölmesin diye dua etti. 

İşimiz bitti yukarı çıkıyorduk, biraz dinlenmek bizim de hakkımız. Yitip giden hayatlara da alışıyor insan. Lakin iki kelime ettiysen biraz daha üzülüyorsun dedi merhametli ben.

Aklımda uçup giden, Ayşe teyze bir de tam bitiremediğim sigaram var. Yanında da dumanı üstünde nescafe.

Benlerim,  Doktor Meral ve Hemşire Bülent yürüyoruz. Hepimiz yorgunuz, taktığımız maskeler yara yapmış yanaklarımızı, ter ayakkabılarımızdan çıkmış. Sırtımızdaki atlet vücudumuza yapışmış. Tek isteğimiz birer sıcak çay ve derin bir nefes.

 Bize doğru koşan kalabalığı anlayana kadar sandalyeleri havada gördüm. “Annemizi siz öldürdünüz” diye haykıran bir kaç kişi. Gözleri dönmüş, devleşmiş, canavarlaşmışlardı. Devlet malı demeden etrafa salyalarını akıta akıta, küfürler sayıp  herşeyi kırıp döküyorlar. 
Alarm çalıyor! 

Danışmanın arkasına saklandım, yanımda doktor hanım. Kendimizi neye karşı koruduğumuzu bile anlayamamışken içeriye doluyor sis… 
Kafama gelen metal bir levha, savunmasız ben… İçime dolan sis…

ETİKETLER: ,
Zeynep Mete Uçak
Zeynep Mete Uçak
Zeynep Mete Ucak kimdir? Yazı Atölyesi Yazarı Okumayı ve yazmayı seven. Sade ve akıcı bir uslüple yazan.. Öykü Yazarı
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.