ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Parçalı Bulutlu

Nereden Başlamalı? | İbrahim Uysal

Nereden Başlamalı? | İbrahim Uysal

Yazdık, çizdik, konuştuk, tartıştık, alkışladık, küfrettik, kıskandık, sevdik, saydık, umursadık, “tiye aldık”… ve gele gele geldik bu güne!

–Bir işe başlamadan önce, yöntemine karar vermek gerekir.

–Yöntem, en genel bakış açısı sağlayacağı ve olacağından; karar verildikten sonra, konuyu ya da sorunu ortaya koymak gerekir.

–Sorunun saptanmasında birlik sağlanıp, karar verildikten sonra;

–Sorunun, çözümü için yöntem belirlenir.

–İşte bu nokta, sorunun çözümü için ilk adımdır.

–Sorunun saptanmasına gelince, önce taraflarının belirlenmesi gerekir. Sorundan olumlu ya da olumsuz etkilenen kimler vardır.

–Biz kimden yana bu sorunu çözmek istiyoruz?

–Sorunun sürmesi, bizim içinde bulunduğumuz taraf ya da grubun çıkarına ise süreci nasıl devam ettirebiliriz?

–Yok, sorunun çözümünü istiyor isek, bu kez de:

–Sorunun ortak paydası ne?

–Sorun olan şey, kimleri nasıl etkiliyor (olumsuz olarak).

–Sorunu çözmek için elimizdeki olanaklar. Sürece katkı koyacak kişiler, kullanılması gereken olanaklar ve argümanlar ne kimler?

–Çözüm için gerekli olan malzemeler. İnsan, Para, yer ve zaman.

–Süreci tıkayacaklar ve ellerindeki olanaklar;

–Kamuoyundan tutun da, siyasi söyleme kadar bir çok şey.

–Sorunu saptandıktan, ne şekilde ve eldeki olanaklar ile kimlerle sorun çözmeye başlamaya karar verildikten sonra, görev bölümü ve iş tanımının yapılması gereklidir.

–Bu süreci olumsuz etkileyecek iç ve dış faktör ve aktörleri saptandıktan ve ne tür önlemler alınacağına karar verildikten sonra sorunun çözümüne başlanır.

–Günümüz dünyasında, “göç yolda düzelir” diye bir şey yoktur.

–Yönetim bir savaştır. Hem de 20 ve 21 yy en modern savaşı.

–Kullanılan silahlar ise, o kadar çeşitlidir ki, bazen kendinize ateş ettiğiniz bile çok sonra, kaybedince anlarsınız.

–İşte örgütlü toplumdan bu yüzden korkulur.

–Çünkü örgütlü toplumlar, örgütlenme aşamasında ve sonrası belirli bir bilinç düzeyine ve organizasyon yeteneğine sahiptirler.

–Bir organizasyonda, sisteme ve sürece saldırı tek yöneden olmaz.

–Sürecin, takımın içinde olanların morallerinin bozulmasından, organizasyona güvenin sarsılmasından tutun da bir çok etken;

–Süreç içindekileri etkiler ve bir iç direnç oluşur. Bu ise, çok sıradanmış gibi görünse de, en önemli güç ve enerji kaybıdır.

–Sürece ve çözüme ilişkin dış saldırılar ise, profesyonel bir yaklaşımda genellikle öngürülebilirdir. Bu daha kolay görülebilir.

–Atalar, boşuna dememişlerdir. “Her ağacın kurdu, kendinden olur” diye. O yüzden de, hiç bir şey, görmezlikten gelinemez.

–Bu “hikaye”yi niçin yazdım?

–Her ne kadar çok öngörülür gibi olmasa da, tüm dünya gibi Ülkemiz de hem COVID-19 salgının yıkıcı etkileri karşı karşıya, hem de genel ekonomik sorunlarından daha çok etkilenmektedir. Yani daha çok kişiyi ekonomik ve sosyal olarak etkilenmektedir.

–Hoş sokağa çıkmak bile sorun ama, yine de balkondan, pencereden bir bakın, “sahibinden satılık” ya da “… emlak” tabelalarının arttığını göreceksiniz.

–Bu daha iyi günler, şimdi bazılarının elinde para var. Bazıları da satacakları mallara şimdilik müşteri bulacaklardır.

–Hele bir de “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” moduna girilince görün siz trajediyi.

–Sat, alan yok, alayım param yetmiyor. Derken bir de bakmışsınız ki bahara doğru “her şey bedava”. Yine de satan çok ama alan yok.

–O yüzden mevcut iktidar ve ortakları, bir an önce önlerini görmek isteyip, üç- beş yılı daha garantiye almak isteyeceklerdir.

–O yüzden de, çok enteresan süreçler ile karşı karşıya kalınabilir.

–Bir güz dönemi seçimi de sürpriz olmaz; seçim olmazsa da ötesine fal bakmamayım, gördüklerinden falcı/medyum bile bayılır.

–Ülkenin siyasileri mevcut kayıkcı kavgasından çok mutlular. Sorun ise, evine bu gün “askıda ekmek” götürenlerin, yarın “askıya” para atanlarla aynı “askı”dan ekmek arayacaklarıdır.

–İşte ataların “kızıl kıyamet ” dedikleri de budur.

–Ben iktidarın bunları görmediğini sanmıyorum.

–Muhalefet ise ukalalık yapayım, ama bu yazıdan sonra sahnede ne pandomi sergiler bilemem.

–Haydi iktidar da muhalefet de bir yolunu buluyor, durumu idare ediyor da ben asıl aklı eren, okuyan, yazan ve krizin çığ gibi geldiğini gören ama olanlara ses çıkarmayan sessiz muhaliflere ve alkışlarına şaşıp kalıyorum.

–Salak mıyım ne?

Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.