ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 17°C
Az Bulutlu

Manves City | Latife Tekin

Manves City | Latife Tekin

Manves City, yoksullaşan insanların, yok edilen doğanın, katledilen kadınların, kirlenen derelerin, acımasız holdinglerin, günümüz Türkiye’sinin romanı. Latife TekinManves City‘de duru bir dille işsizleri, yoksulları, ağaçları, çocukları; bu büyük yıkıma direnenleri yazıyor. 

Can Yayınları, s.33-35

Hiçbirimiz toprağa burada düşmüş tohum değiliz, ama yeşerdiğimiz yer burası. Havasını kendimize hava yapmakta gecikmemişiz, ağacından meyvesini derlemişiz.

Hayatlarınızı sarın geriye, çocukluğunuzu bulursunuz da. Erice’nin sizi bugüne getiren tabiat harikası doğasını bulamazsınız. Kaybettiklerimizi sayıp dökmek marifet değil. Kalanı elden çıkarmayıp korumacı olmaya bakalım. Çoluk çocuk büyük küçük herkesin hayali, geleceği biz kadınlara emanettir.

 Bohçasını kiraz ağacının altında açanla betona serip yayan bir olur mu? Kadınların adak yeri, dilek pınarı “Üç Oluk” kuruduktan sonra dünya dönse bize ne, dönmese ne?

 Konuyu yazıya başladığım yerden farklı tarafa çekip terbiyesizlik etmek istemiyorum, ama bir önceki yazımı okuyanlar kiraz ağacıyla ilgili Face’ten istekte bulunmuşlar. 

Kiraz çiçeklerinin uçuşup, her yeri kar beyazına boyamasının tarifi mümkün değildir. Meyvesinin tadına doyum olmaz. Hayatta göreceğiniz en güzel küpedir, kulağa takanı saf temiz öpücüğe davet eder. Kirazdan daha sevimli bir meyve biliyorsanız söyleyin. Beni sınamak için “Erice’de üveylikten daha çok ne vardı,” diye soranlar olmuş. Cevabım kiraz ağacıdır. Onları da söküp yerlerine ceviz ağacı dikmeye başladılar. Kendini getiren yazıdaki, yayladaki ağacını otunu da taşımak istiyor ilçeye. O duyguları yaşadığım için kınamak haddim değil. 

Hoş geldiniz sefa getirdiniz; bir diyeceğim var sizlere. 
   Bir yerin göçmen yurdu olması ayrı şey, göçmen bölgesi olarak ilan edilip felakete davetiye çıkarılması ayrı şey. Şirin ilçemizin ağacını tanıyıp sevin beni okuyorsanız. Kirazın kalbini kırana ceviz de yâr olmaz. Yollarında o güzel cıvıl cıvıl neşemizi, ilk sevdalarımızın mahcubiyetini bulabilecek miyiz?

Benim Erice’m.

Durumu ne kadar çabuk görüp kavrayabilirse, o kadar az üzüntü çekecekti. Ersel, arkasında bıraktığı insanların çoğunu hayat bir tarafa savurmuş. Doğruyu söylemek gerekirse Nergis de kendini daha yeni yeni buluyordu.

Erice’ye döndükten sonra aylarca işsiz dolaşmıştı. Gülyaz Abla’nın, kedilerine bakma karşılığında, evinin bir odasına yerleşip karın tokluğuna idare etmişlerdi. Bir zaman üç-dört atölye gezip kâğıt fabrikasına girmişti.

  En son olarak, orada da tacizci bir ustayla uğraşmak zorunda kalmıştı. Ortam fazlasıyla gürültülüydü zaten, kulaklık takmaları gerekiyordu. Kaza riski yüksekti. Çelik koruma ayakkabısıyla makinenin başında on iki saat kâğıt bağladıkları oluyordu. Üstüne bir de ustanın açık saçık şakaları, bağırması, küfrü…

  Kafasına bir şey takanın elini kolunu bıçak kesip atıyordu. Başını çevirip yürüyecek kadar insanlıktan çıkmıştı adam. Yanına verdikleri acemi elemanı, “Yapamıyorsun!” diyerek ağlatmasına katlanamayıp onunla tartıştığı için tehlikeli bir makinede çalışmaya zorlamıştı. Nergis’i, zavallı kızı koruyacağım derken, eli uçuyordu az daha. Sol kolunu da bıçak sıyırmıştı.

Kızcağız kâğıdı bağladıkça kopuyor, bağladıkça kopuyor, makine tırnak bozmuş rulman dağıtmış, on kere bağlasa yine kopacak, acemi diye sözü geçmiyor. 

Üç vardiya çalışıyordu fabrika. Üretim şefleri, palet-koli sayısını artırıp sürekli hedef yükselterek iş yetiştirmeye zorluyorlardı işçiyi. Tempoya dayanamayıp çıkışını istemek üzereyken beklenmedik biçimde direniş patlak vermişti. 

ETİKETLER: ,
Administrator
Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.