ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 18°C
Sağanak Yağışlı

Hangisi Gerçek Hangisi Hayal | Gülüm Çamlısoy

Hangisi Gerçek Hangisi Hayal | Gülüm Çamlısoy

Düşlerime geçirdiğim peçenin içinde saklıyım belki de kurmalı bebek gibi salındığım hayal denen düzenbaz cennet.

Düşbaz bir iklimde yeşerip soluyorum: hercai aşkların gölgesinde yaşayan hummalı bir canlıdan öte hurafelerden örülü geleceğe ket vuransa acı gerçekler.

Ne metaforum ne anafor.

Belki de yalnızlığımı ihbar ve imha etme adına içime doluşan duygulardan feragat edip yüklendikçe yükleniyorum sefil özneme ve özenle ölüyorum ve örüyorum saçlarını Kara Meleğin.

Bir düş isem içine düştüğüm çukurdan çıkmamak adına yeni düşler kurup yeni acılardan inşa ediyorum yeni cehennemi ve kumarbaz şakayıklar bir ölüp bir diriliyor belli ki her yazı benim için Rus Ruleti oynadığım bir oyunun varsayımı ile sözüm ona kendimi iyi hissetmenin tek yolu.

Ansızın sökün eden bir vaveyla.

Nazı niyazı sonlanmıyor günün aslında günden kasıt gecenin ikbali ve ikramı.

Bir satırsam bölündüğüm.

Bir satırsam parçaladığım kalemin gerçek yüzü.

Dikenleri bana batan kalemin ihaneti ile önce ölüyorum sonra yeniden doğuyor olmanın verdiği gurur ve de pişmanlık ile mürekkep diye kanıma banıyorum kalemi.

Rh pozitif ise imgelerim kan uyuşmazlığından can veriyor sözcüklerim ve ben iki arada bir derede kalmış bir kurbağa gibi sesler çıkarıp kendi dünyamı arıyorum belki de her atak geçirdiğinde kalem batak bildiğimse sessizlik iken kamçılanan göğün veryansınında bazen şafağa denk düşüyorum bazense yıldırım olup yağıyorum insanların başına.

Sözcüklerim var kaynayan kazanda elimi yakan ve sözcüklerim var görünen buzdağının yanında ne ki dağlar aştığım ne ki dağlandığım ne ki dağ olup da küstüğüm diğer dağın umurunda değilken.

Hezeyanlarım var tetiklenen ve kalemin d/okunduğu her satırda heyecanlarım var hayata bağlandığım ve de koptuğum ve kaybolduğum.

Cüssemden büyük acılarım; yansızlığımdan büyük yalnızlığım…

Bazen tepindiğim bazen tefe konduğum bazen tav olduğum duygular bazense tren olup ayaklarımın altında kayıp giden raylardan firar edip bir sirk cambazı gibi gergin ipte yürüdüğüm yetmedi darağacına asıldığım.

Bir ihanetsem aşka dair.

Bir asaletse içimdeki suskunluk ve sevgi meddücezrin da ta kendisi.

Hazan ya da ilkbahar fark etmez çünkü içimdeki devran bin bir mevsime ev sahipliği yapıyor belki de bu yüzden nerede evsiz ve mazlum insanlar varsa tek tek toplayıp yer açıyorum onlara içimdeki odalarda belki de bir sokak hayvanından fazla kaybolmuş ve adına sokak çocuğu denen masum yüzlerden bir dünya yaratıyorum sevgisiz insanlara.

Zaten başıma ne geldiyse sevginin sonsuzluğuna inanıp da sevgiyle yaklaştığım insanlardan aldığım darbe ile nihayetinde karara varıp bunca sevgisizliği de kendime mal edip sevginin neden bu denli uzağına bırakıldığımı sorgulamaktandır kendimle olan savaşımda bazen esir düştüğüm bazen nesre dönüp kendime cümlelerden yapılmış bir dünyada gezinirken rastladığım…

Ah, o rastlantı eseri kendime düşmanlığım ve canımı bile bile bazense istemeyerek yaktığım.

Bin defa ölüp dirildiğim.

Bir seferlik yaşama hakkımda evrenin bana sunduğu fırsatlarla ve bonus sayesinde kök hücremden yeni benler yarattığım…

Metruk bir hane ise saklandığım.

Bir meczup addedildiğim.

Her müşküle düştüğümde iç sesimi meşgule verdiğim ve nihayetinde dayanamayıp iç sesimi kaleme aldığım tıpkı evren beni kale almazken kale gibi dik durduğum ve kalem sayesinde başka başka hayatlarda can bulduğum…

Rengimle ve isyanımla ve ihtişamıyla yürek sesimin bazen perdelerin uçuştuğu bazense perdelerin arkasına g/izlenip hayal dünyama yeni eşlikler katıp da haletiruhiyeme katık ettiğim motifler ve hayali arkadaşlarım tıpkı çocukluğumda bana aralıksız eşlik eden sahici gölgelerin de gölgesinde yalanlarını insanların görmezden gelip de yüzüne vurmadığım nasıl ki gerçekse ve evet, ben de gerçeğim ve yazdıklarımın hangisi gerçek hangisi hayal ayırdına varamadığım gibi sizlere soruyorum şimdi…

İçimden geçen soruyu artık hanginiz nasıl tahayyül ederseniz ve cevabınızı lütfen bir sonraki yazımın altına yazın elbet o güne kadar yeni sorularla huzurunuza gelmediysem belki de huzur bulduğum bir dünyanın arayışında sizlerden de tek isteğim olacakken elbet kurduğum alarmın sesiyle uyanıp da yeni bir hayata da henüz başlamadığım takdirde…

Gülüm Çamlısoy
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.