ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 31°C
Az Bulutlu

Hacı Haktaş-I Veli | Hasan Aktaş

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  

Her taş, bir dünyadır.

İnsan da bir özge âlemdir ama bu konuda hiçbir taşla yarışamaz. Taşın görmüşlüğü geçirmişliği vardır. Taşın dili vardır bize menkıbeler anlatacak. Ama taşın bizi anladığı kadar biz taşı asla anlayamayız, zira taşın ilmini tahsil etmemişiz. Bir küçük taş, geçmişi ve geleceği birbirine bağlayan en büyük köprüdür. Taşın yaşadığını kim yaşamış ki? Taşın ne yaşadığını bilmeyenler taşa hiç inanırlar mı? Taşın gördüğü rüyayı kim görmüş ki? Taşın taşa küstüğünü kim görmüş ki? Gören yok ama bilen bilir. Okunmuş taşlar vardır, kara tencerelerde kaynatılan. Tanrım, bana bir Yada Taşı armağan etmedi. Bu yüzden yok tarlalarıma istediğim zaman kırmızı yağmur yağdıramadım. Taşım olmadığından, gittim sahipsiz bir haktaşı dinledim, içinden benim hikayeme dair sesler geliyordu. İçimde camdan taşlar birbirini taşlar ve ben taşların ortasında gül atacak vefalı bir dost bekliyorum. İçimdeki camlar tutuştu yanıyor. Yanan canımdı, herkes cam sandı. Aslında kimse bir şey sanmadı, sandığını sandı. Cam ve can arasında bir taş iseniz size cam gücenir, can gücenir. Ama taşımız taş, camımız cam, canımız can idi. Bu yüzden bana bazıları yanlışlıkla Cam Dede, bazıları kerhen Can Baba, kimileri de muhabbet olsun diye Hacı Haktaş-ı Velî derler.

-birkaç yıl içinde yayınlanacak olan CAM romanından-

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.