Ziya Paşa’nın unutulmaz sözleri

0
1929

Türk edebiyatına damga vuran şair ve yazarlardan, Zİya Paşanın sözleri ve hayatı

 

1800’lü yıllarda yazar ve devlet adamı kimliği ile tanıdığımız Ziya Paşa, yazılarında kullandığı mükemmel sözler ile kendisine insanları hayran bırakmış. Tanzimat döneminin en çok eser veren isimlerinden birisi olarak dikkat çeken Ziya Paşa, edebiyat tarihimizin en önemli isimlerinden birisi olarak da dikkat çekiyor.

 

 ZİYA PAŞA SÖZLERİ

  • “Ne günlere kaldık ey Gâzi Hünkâr,
    Katır mühürdâr oldu, eşek defterdâr!”
  • Aslolan o’nun varlığı deyip kendilerini avutuyorlar.
  • Lanet olsun o mala ki, tahsiline onun, ya din ola, ya ırz ya namus ola âlet.
  • Erbab-ı kemali çekemez nakıs olanlar / Rencide olur dide-i huffaş ziyadan.
  • İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada / Bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et
  • İnsana sadakat yakışır görse de ikrah / Yardımcısıdır doğruların hazreti Allah.
  • Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.
  • En ummadığın keşf eder esrar-ı derunun / Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın.
  • Afv ile mübeşşer midir eshâb-ı meratib;Kânun-i cezâ âcize mi hâs demektir.
  • Bi-baht olanın bâğına bir katresi düşmez; Bârân yerine dürr-ü güher yağsa semâdan.
  • İç bade güzel sev var ise akl-u şuurun; Dünya var imiş ya ki yok olmuş ne umurun.
  • Kalkın ey Fellah-ı Vatan dediler, kalktık; Herkes oturdu biz ayakta kaldık.
  • Zannetmeyin ki ben Amasya’da paşalık yaptım; Gördüğüm yetimleri babalık yaptım.
  • Vefasızın meclisinde bade içilmez.
  • İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakki; Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı.
  • Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi. Hainlere ammâ ki riâyet yeni çıktı.
  • Sâdıkları tahkîr ile red kaaide oldu. Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı.
  • Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadakat modalandı. Nâmus tamâm oldu hamiyyet yeni çıktı.
  • Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efrâz. Birkaç kuruşu mürtekibin câyi kürektir.
  • Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde. İşret, güher-i âdemi temyize mihenktir.
  • Bed-asla necabet mi verir hiç uniforma. Zer-dûz palan ursan eşek yine eşektir.
  • Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm. Şîrin dahi kasd etmesi câna gülerektir.
  • Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından. Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir.
  • Pek rengine aldanma felek eski felektir. Zîrâ feleğin
  • Sadık görünür kısvede erbab-i hiyanet. Murşîd sanılır vehlede eshab-i delalet.
  • Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
  • Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın. Adem görünen harları âdem mi sanırsın.
  • Her şahs-ı harîmi Hak’a mahrem mi sanırsın. Her tac giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın.
  • İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez. Zira bu terâzi o kadar sıkleti çekmez.
  • Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

Ziya Paşa’nın Hayatı

Ziya Paşa 1825 yılında İstanbul’da doğdu. Galata gümrüğünde katiplik görevinde bulunan Erzurumlu Feridüddin Efendi’nin oğlu olan Ziya Paşa, Bayezid Rüştiyesini bitirdi. 15 yaşlarında Aşık Garip, Aşık Kerem ve Aşık Ömer gibi halk şairlerinin eserlerini okumaya yöneldi. 17-18 yaşlarında Bab-ı Ali’de Sadaret Mektubi kalemine girdi. Divan edebiyatı yolunda yazmakta olduğu şiirler ona, arkadaşları arasında ün kazandırdı. Reşit Paşa’nın yardımı ile Sultan Abdülmecid’in üçüncü katipliğine tayin edildi. Mabeyn’e geçtikten sonra Fransızca öğrendi.
Sultan Abdülmecid’in vefatı üzerine saraydan uzaklaştırıldı. Önce zaptiye müsteşarlığına tayin edilen Ziya Paşa, Atina elçiliği ve paşalık rütbesi ile Kıbrıs mutasarrıflığına gönderildi. Birkaç ay sonra Sultan Abdülaziz kendisini İstanbul’a çağırdı ve Bosna Hersek’in denetimi ile görevlendirdi. Bir süre sonra Meclisi Vala azalığına, beylikçiliğe ve Adalet Bakanlığına yükseltildi.
Bab-ı Ali, onu Amasya mutasarrıflığı ile İstanbul’dan uzaklaştırdı. İstanbul’da Abdülhamid yönetimine karşı direnmeyi amaç edinen Yeni Osmanlılar Cemiyetine girdi. 1867’de tekrar Kıbrıs mutasarrıflığı ile görevlendirilince Kıbrıs’a gitmedi ve o sırada Erzurum Vali Muavinliğine tayin edilen Namık Kemal ile birlikte Avrupa’ya kaçtı.
Önce Paris’te, sonra da Londra’da kaldı. 1868 yılında Hürriyet gazetesini kurdu. Avrupa’da bulunduğu yıllarda gazetedeki yazılarının yanında Zafername, Terkib-i Bend, Terci-i Bend gibi eserlerini kaleme aldı. Yurda döndükten sonra İcra Cemiyeti Reisliği, Şurayı Devlet üyeliği görevlerinde bulundu. Bu süre içinde Harabat adlı büyük antolojisini düzenledi. Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilişi olayına karıştı. Sultan Abdülaziz’in yerine tahta çıkan Sultan Beşinci Murad’ın zamanında başkatiplikle görevlendirildi. Bir süre sonra Maarif Müsteşarlığına tayin edildi. Sultan İkinci Abdülhamid döneminde, Namık Kemal ve Ziya Paşa, Kanun-i Esasi’yi hazırlamakla görevlendirildiler. Bir süre sonra siyasetini değiştiren Sultan İkinci Abdülhamid, Ziya Paşa’yı, İstanbul’dan ayırmak için Suriye valiliğine atadı. Kısa bir süre sonra da Konya valiliğine atanan Ziya Paşa, son görev yeri olan Adana’da 1880 yılında vefat etti.
Ziya Paşa, klasik Türk şiirinin son büyük temsilcileri arasında sayılabilir. Ziya Paşa, makaleleri ile, batılı anlayışı ve demokratik görüşleri Türk düşüncesine ilk getirenlerden biri oldu. Özellikle Hürriyet gazetesindeki inceleme niteliği de gösteren yazılar yazdı. Sade bir dil ile verdiği eserlerde devlet yönetiminin kötülüklerini eleştirdi.