Yoktun / Josef Kılçıksız

0
205

“Yoktun, son tren giderken sevgilim / uzaklık koruyordu yüzünü, sözünü sessizlik…”

 

bir ırak ülke düşlemiştik sevgilim
yüzünü aşka ve denize dönen bir ülke…
“yola çıkmanın tam zamanı” demiştin ateşe bakarak
oysa anka küllerini yitirmişti çoktan
bir karınca yaslanıyordu yağmur damlasına
kurumuş bir nehrin nefretiyle yürüyordu zaman
bir ırmak adınla çağırıyordu seni
suları kadim bir kalkışmanın sesleri, dağlar yıldızlar aşıp denizin dilini konuşan…
elin gözün değmediği dağlarımda
silahı susturuyordun
namlusu poyraz vurgunu dirime doğrulmuş…

yaralı bir gemi savaştan dönüyordu sevgilim
buzul dikitlere vuruyordu kış
siren kayalıklara vura vura kıyısını değiştiren deniz
ifşa edilmişti gözlerindeki bin yıllık giz
yorgun pencerelerinde bekleyiş, mesafe örüyordu bakışların
kapı mandalları kin tutuyordu gecenin suskun vaktinde
kanlı ayın şavkında bakire bir geceye dönüşüyordun
ertelenen sabahtın eksiğinle kararan
her uyanışta ünlem koyuyordun bir ölünün gamzelerine…

yoktun son tren giderken sevgilim
uzaklık koruyordu yüzünü, sözünü sessizlik
cenazenin yüzünde gülümseme, çingenenin düşündeki oyuktun
yaklaştıkça kayboluşum
hiçbir teselli avutmaz beni
yoktun
yoktun…
/
Josef Kılçıksız