Yeşil Malatya üzerine | Kemal Düz

0
124

Malatya’dan 1979 yılının karlı bir şubat gecesinde otobüsle geçmiştim. Tunceli’de görevliydim. Ankara’ya gidiyordum. Elazığ’dan sonra yolumuz Malatya’dan geçti. O günden sonra Malatya’ya gitmek kısmet olmadı. Yengem Arapkirli, kardeşim Malatya’da dört yıl görev yaptı. Annem babam kış aylarında Malatya’ya giderler, kardeşimin yanında kalırlardı. Çok sayıda Malatyalı arkadaşım oldu. Malatya benim için tarifsiz bir güzelliğin adıdır. Arapkir, Arguvan, Pötürge, Battalgazi, Hekimhan, Darende, Akçadağ ve diğer kazalar. Malatya gibi asil bir kentin güzel ilçeleri her zaman bende tarifi imkansız duygular yaratmıştır. Malatya’nın yetiştirdiği bütün sanatçıları, şairleri, yazarları, bilim adamlarını, politikacıları burada saygıyla anmak istiyorum.

Tarihi bir kent olan Malatya’ya yolu düşen pek çok arkadaşımdan tarihi ve turistik yerlerini, Hacı Emir Yaylası’nı, kayısı bahçelerini, Beydağını hep duymuşumdur. Ruhi Su’nun okuduğu “Beydağı’nın Başı” türküsünü defalarca dinlemişimdir. Malatya ile ilgili pek çok kitap okudum. Ancak beni çok etkileyen, M. Ziya Ünsel’in elinizde tuttuğunuz “Yeşil Malatya” kitabı olmuştur. Kitap, sadece Malatya’nın bir dönemini değil, geleceğin Malatya’sını da anlatıyor. M. Ziya Ünsel’in akıcı ve sade üslubu, anlatımındaki zenginlik, okuyanlarda oraya gitme isteği yaratıyor. Gezip gördüğü yerleri bir sinema filmi izler gibi gözlerimizin önüne seriyor. Gezmek, görmek, anlatmak ve yazmak. İşte M. Ziya Ünsel… Bu dünyaya geldi, gezdi ve yazdı. Sadece Malatya’yı değil, tüm Anadolu’yu yazdı. O, zamanının

Evliya Çelebi’sidir. Edebiyatımızda yapılacak bir araştırmada gezi yazıları arasında çok önemli bir konuma sahip olduğu görülecektir. Belki de başka yazarlar Anadolu üstüne bu kadar çok yazmamış olabilirler. Amacı, kendisinden sonraki kuşaklara kültürel bir miras bırakmaktı. Bunu fazlasıyla gerçekleştirdi. Yeşil Malatya gezi yazıları alanında en iyi kitaplardan biridir. Gezip gördüğü yerleri gözlemleyerek kaleme aldığı kitap, M. Ziya Ünsel’in ne derece iyi bir gözlemci ve anlatıcı olduğunu da ortaya koymaktadır.

Yeşil Malatya, sadece Malatya’yı anlatmıyor. Pek çok gezi kitabından farklı olarak, başka kentlere de yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. Farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koyuyor. Biz Beydağı’na tırmanırken, Uludağ’ı, Erciyes’i, Soğukoluk, Toroslar, İzmir’in Yamanlar’ını da tanımış oluyoruz. Yine Malatya’yı anlatırken İstanbul’u, Sivas’ı, Elazığ’ı, Bursa’yı, İskenderun’u, Antakya’yı ve daha başka şehirlerden söz ediyor.

Ziya Ünsel, sadece bir yazar gözüyle incelemiyor. Bir mimar gibi, bir arkeolog gibi, titiz bir araştırmacı kimliğiyle, camileri, pınarları, anıtları, köprüleri, tarihi ve doğal güzellikleri ortaya koyuyor. Dereler, ırmaklar, ovalar, tepeler, yaylalar, bütün doğa insanlaşmış, okuyucuyu selamlıyor. Ormanları, fidanlıkları, bahçeleri adım adım geziyor, pınarlarından soğuk suyunu içiyor, bahçelerinden meyve topluyoruz. Dağlarında, tepelerinde kayak yapıyor, bulutlara karışıyoruz. Çobanların kaval sesleri, doğanın sesiyle bütünleşiyor.

Kitapla o kadar çok kaynaşıyoruz ki, kayısı bahçelerinde kayısı topluyor, yaylasında yemek yiyor, çobanlarla söyleşiyor, tarlada çalışanlara kolaylıklar diliyoruz.

Yazar, öğrencisine ders anlatan bir öğretmen oluyor. Doğa sevgisini yüreklerimizde hissediyoruz. Kitabı okudukça, bozkırında bulutlarla dans ediyor, çimenlerde koşuyor, patikasında yürüyoruz. Her yer candan bir parça oluyor. Yazar, Anadolu’nun içlerine başlattığı yolculuğunda bizi de yanında götürüyor. Doğanın tılsımlı güzelliği karşısında büyüleniyoruz. İçli, dokunaklı, tatlı bir rüyaya dalıyoruz. Bu toprakları, yeryüzünü, gökyüzünü akıcı, heyecanlı ve sade bir dille bize anlatıyor. Ve yazarımız istiyor ki; çocuklar yurdu tanısınlar, büyükler turizmin tadına varsınlar.

Her kentin kendi tarih derinliği ve birikimi vardır. İnsanlığın tarihi büyük ölçüde kentsel yaşamın tarihi ile oluşmuştur. Kentlerin kimliği uzun bir zaman dilimi içinde oluşur ve şekillenir. Kentin tarihi, coğrafi durumu, kültür seviyesi, mimarisi, gelenekleri ve hayat tarzı kenti biçimlendirir. Bir kentin kimliği bir bakıma o kentin ruhu demektir. Malatya, bu ruhun oluştuğu, kültürel yolun kesiştiği ve tarihsel yaşamın buluştuğu kentlerin başında gelmektedir. Çeşitli uygarlıkları bağrında misafir etmiş bir şehirdir Malatya.

Bir medeniyetin özü, özetidir şehirler. Geçmişe ayna tutan tarihi mirası, çağlar boyunca şehrin bağrına mührünü vurur. Tarih yapan ve tarih kuran şehirlerden biri de Malatya’dır. Doğal, tarihi ve kültürel bereketi ile yüzlerce yıl boyunca tarihin anılarında önemli bir yer edinen kayısı diyarı. Kültürel birikimin doğal zenginlik ile yoğrulduğu şehirler sultanıdır. Malatya’yı tanımak, okumak, öğrenmek isteyenlere en iyi kaynak kitaplardan biri de M. Ziya Ünsel’in ‘Yeşil Malatya’sıdır. Malatya’ya gideceklere önerimiz; Malatya’ya gitmeden önce Yeşil Malatya’yı okusunlar. Çok yararlanacakları, önemli bir kılavuz olan bu kitapta, bir kentin dünden bugüne nasıl bir değişim içinde olduğunu da göreceklerdir. Kemal Düz