Yaşam treni / Taki Akkuş

0
198

Bilmem hiç düşündünüz mü? Birlikte acıyı tatlıyı, sevinci, hüznü ve yaşam boyu sürekli yüreğimizin bir köşesinde unutmadıklarımız olur ya, işte onları.



Ben unutmadığıma göre sizde unutmamışsınız. Bu evren ve yaratılışın kuralı olsa gerek. Günlerden bir gün, tam olarak bilmiyorum, ama o kadar çok ağlamışım ki, annemle babam dayanamamışlar ağlamama, hüzünlenmişler, bir çare; binmişler trene..

Bindiğimiz tren rayların üzerinde akarken annem, babam, ablam ve abimle tanıştım. Herkes ağlamamam için bir şeyler yapıyordu. Birden koyu karanlıkta aydınlığa düştüm. Herkesi bir bir gözleyerek tanıdım. Üzerime titriyorlardı. Birden trenimize biri daha bindi. Ablam abim yeni yanımıza gelenin boynuna sarıldılar. Herkes sevinçliydi. Ben bir ona bir buna şaşkınlıkla bakıyordum. Trenimize binen beni kucağına alarak kulağıma bir şeyler fısıldadı. Anlamadım ne dediklerini. Ama elimi kaldırarak küçücük parmaklarımı sakallı yüzüne sürerken yüreğime ılık ılık hoş şeyler aktı. O anda sevdim bu yaşlı ve sevimli adamı. Onun kucağında ağlamadım. Herkes hayretler içinde ona bakıyorlardı. Kendi aralarında konuşup gülüyorlardı. Ama ben hiçbir şey anlamıyordum.

Belli bir süre sonra öğrendim o sevimli ihtiyarın dedem olduğunu. Trenimiz bilinmeyen bir sonsuzluğa akarken, artık herkesi tanımıştım. Belli bir süre sonra dedem trenden indi. Şaşkındım son hızla yol alan trenimizden ne zaman indi, nasıl bir anda görünmez oldu. Herkes üzgün ve gözü yaşlıydı. Birileri bir şeyi omuzlarından taşırken ben, onların önünde tek ayak üzerinde sekerek yürüyordum sanki.

Trenimiz bir az yavaşlayınca üç küçük daha yanımıza geldiler. Gelenleri çok sevdim. Ama sevgimi belli etmiyordum. Onları kucaklamayı çok istiyordum, ama yapamıyordum, daha doğrusu beceremiyordum. Yanımızdan geçip giden çok kişi oldu. Bir daha da geri dönmediler. Nereye gittiklerini ne bilen vardı, ne de gelip buradayız bizi merak etmeyin diyen oldu. Bir bilinmeze giden trenimiz son hızla yoluna devam ederken, başka trenlerle karşılaştık, sevdiklerimiz oldu, 

sevmediklerimiz oldu. Zaman zaman birbirimizle bir araya gelip birlikte yaşama savaşı verdik. Kimi zaman kazandık kimi zaman da yenildik. Ama çoğunlukla yenildik desem yeridir. Çünkü biz yalan dolan bilmiyorduk. Birilerinin servet içinde yüzerken birilerinin aç susuz kalmalarını bir türlü kabullenmemiz mümkün değildi. Bu nedenle kavgalarımız oldu. Kavgalarda da biri arkadaşlarımız bizi bıraktılar anında. Ama yılmadan onların bayrağını yukarı yukarı taşımaya çalıştık.

Trenimiz giderek yol alıyordu. O zamanlar birlikte yolculuk ettiklerimizle hep birlikte seyahat edeceğimizi sanıyorduk. Ama evren ve yaratış kanunu dedik ya, işte aynen öyle oldu, trenimize yenileri binerken, birlikte yol aldığımız, acımızı, sevincimizi birlikte paylaştığımız, kimi arkadaşlarımız bizi bu yolculuğumuzda yalnız bırakacaklardı. Öyle de yaptılar.

Zamanla trene başkaları da bindiler. Kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, çocuklarımız, hatta hayatımızın aşkı. Unutamadığımız, acımızı, sevincimizi birlikte paylaşıp sevgiye dönüştürdüğümüz ve yaşam boyu zaman zaman birbirimizi yorduğumuz, ömür boyu bir yastığa baş koyduğumuz fidanlarımızın anası aşkımız, yol arkadaşımız.

Serviler nazlı nazlı sallanır kapımızın önünde. Servilerin dalları arasına kimi kuşlar yuva yaparlar. Yavrularını yazı yabanda topladıkları besilerle, besleyip büyüterek uçurtmak isterler yuvadan. Biz de öyle yapmıyor muyuz? 

Ciğerparelerimizi büyüttükten sonra yuvadan uçurmuyor muyuz? Birde bakarsınız ki başladığınız yere yeniden geri dönmüşsünüz. Bir Ayvaz ve Köroğlu baş başasınız. Her şey anılarda kalmış. Zaman zaman yan yana sohbet ettiğinizde anılar gelir yanı başınıza çöreklenir acılarınız, sevinçleriniz, hüznünüzü birleştirip paylaşarak sevgiye dönüştürürsünüz. Yaşamın tüm evreleri bir zincirin halkaları bir bir akar gözünüzün önünde.

Bir anda yaşamın tüm zorlukları; yılların yorgunluğu alır sizleri eskilere götürür. Nerede hata yaptıklarımızı sorgulamaya başlarız. Sonunda keşke bu aklım o zaman olsaydı diyerek hayıflanırız çoğu zaman. 

Bizler. Zaman içerisindeki basamak basamak yükselişleri, tarihi kopukluklardan etkilenmiş olarak büyüdük. Yıllar içinde bir karmaşa, bir şeyleri düzeltme uğraşı, didinmeler didişmeler sürüp gitti.

Birçoğu inmiştir. Arkalarında üstelik de kalıcı bir boşluk bırakarak. Kimisinin de eksikliği o kadar fark edilmez olmuştur ki, yerlerinin boşluğunu bile fark edememişizdir. Oysa yaşamımız için önemli bir eksiklik olduğu göstergesi niteliğinde olan konularla ilgili pek çaba gösterdiğimiz söylenemez.

Trenimizdeki ışığı görmeye başladığımız ilk günden bu yana nereden geldiğimizi, ne olduğumuzu ve nereye gideceğimizi sürekli düşünerek yanıtını bulduğumuzu sandığımız anda, bulduğumuz yanıt için, başka bir yanıtta bunu anlayacak düzeyde olmadıklarını, inananlarla çatışarak onlar bizi, biz de onları yok etmeye çekinmemişizdir..

Peki, hiç düşündünüz mü sıradan yetersiz insanların, yetersiz bilgileriyle bu yanıtları anlamayacaklarını düşünerek, sistemler zinciri oluşturduklarını?

Bu zincirin halkalarının hem zayıf yanını, hem de bugüne kadar ulaşıp günümüz uygarlığının oluşmasında büyük bir rol oynamış güçlü yanını aynı anda içinde barındığını.

Öğretilerin ancak belli bir eğitim ve bireysel gelişimden geçen, insanlığa yararlı bilgilerin ortaya konması, toplumlardan kopuk bilgiler olarak tanınmasına neden olmuştur.

Bu tren yolculuğu neşe, keder, hayaller, beklentiler, merhabalar Allah’a ısmarladıklarım vedalarla doludur.

Art arda süren yaşam koşulları sonucunda insanlık daha yoğun bir deneyim kazanarak, bu kazamın bireyin gerçek kişiliğini, yeteneklerini, becerilerini oluşturur. Bu beceriler arasında gözlenen ayrılıklar, daha doğrusu farklılıklar, geçmiş yaşamların deneyimleri ve kişiliklerin gelişmesiyle orantılıdır. 

Her yaşam biçimi aksini getirecek bir davranışta bulunmamışsa, bir önceki yaşamın en üst yaşam basamağından başlar. Böylece bilincin gelişmesini sağlar. Örneğin sabır en zor kazanılan niteliktir, bu nedenle sabır kişiliğin oluşumunda son derece değerlidir.

Trenimizdeki başarı, tüm yolcularla iyi ilişkilerde bulunmaktır. Ancak değişik ülke ve tarihlerde geldiğimiz için; hem eril, hem de dişi nitelikleri de mutlaka deneyecektir trenimiz. Her kültürü ve topluluğu tanıyarak gücünü sunar. Bunun içinde elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız, ancak hepimizin karşı karşıya olduğu çok karmaşık bir durum var. 

Hangi istasyonda ineceğimizi bilmiyoruz. İşte bunun içindir ki, en iyi şekilde yaşamalı, en iyi şekilde sevmeli, affetmeli, olduğumuzun en iyisini yansıtmalıyız. Genellikle kolay, hafif, karma ve anlaşılmazlar zor bir sınav olsa gerek. Çevremizde mutluluk ve sağlıktan çok mutsuzluk ve hastalık görünmesinin nedeni de, karamsarlıktır. Ancak asl olan sevgidir, iyiliktir. Evrenin tümü sevgi üzerine kurulu bulunduğu için, ancak iyi bir insanın ruhu, Kâmil insana dönüşebilir. Yaşam boyu iyi olanlar, bulundukları düzeyin üstünde yeniden doğarlar.

Burası çok önemli çünkü trenden inip de yerlerimizi boş bırakacağımızdan dolayı, yaşam treninde yolculuğa devam edeceklerde güzel anılar bırakmalıyız. Öyleyse yaşam treninde size iyi yolculuklar diliyorum. Bu nedenle her birinize ayrı ayrı teşekkür etmeyi gönül borcu biliyorum. Herkesin herkese söyleyecek birkaç sözü vardır. Hepimiz el ele verip gelecek zamana aktaracaklarımızın, gelecekte olanlara ışık tutması açısında çok önemli olsa gerek. En iyi insan Kâmil insan olduğuna göre; bizim de ulaşacağımız en üst nokta Kâmil insanlar yetiştirmek ise; ancak üst düzeyde bir öğretiyi algılayabilecek, seçilmiş insanların eğitilmesi ile mümkün olacaktır.

Ha, unutmadan!

Şahsen trenden bu yakınlarda inmeye hiç niyetim yok! Bu yolculuğa devam edeceğim geçmişimi ve geleceğimi düşünerek. Yine de ola ki inmeye kalkıştım veya indim. Bu kısacık zaman diliminde sizinle bu trene binerek, bu güzel yolculukta insanlık için bir arpa boyu yol aldıysak, demektir ki o zaman trenden inmenin de zamanı gelmiştir artık. Başka bir zamanda ve evrende buluşmak dileğiyle sevgiler trendeki arkadaşlarım.

Taki Akkuş 4.01.2019

Formun Üstü