Uzaklardan | Necdet Arslan

0
260

Hangi yerdedir şimdi, düşünmek bile istemediğim..

Darmadağın bir karanlığın kıyılarında dolaşan

Açlığın öfkenin ve korkunun,

Göğe uzanan taş yosunlu duvarların,

Önünü beklediklerimizin oyunları şafağa yakın

Kasım düşü, soğuk yalpalarken adımlar..

 

Say ki meczup naraları günlüklerin rengini örtüyor

Say ki bu kentin yosmaları nargile dumanlarıyla doyurur karnını

Say ki yarının eli uzun olsun öteki dünlerden

Say ki sağa sola kurulmuş barikatlardan habersizdir gençliğimiz

Say ki garda alıkonulan bir lokomotifin feryatlarını saklar gece

.

Taflan dalları örtüyor şakaklarımı

Bölünmüş uykularımı alıp götürüyor hurdacılar

Say ki her dakika bir kahır tümcesi

Kaçıncı kez yinelediğimi unuttuğum

Güzelliğine köpükler içinde gizlenen mahremliğine

Şelalemsin sen say ki yakamoz parıltısı serptiğim sesin

Dilimde başka çeşniyle yer tutan sarhoşluğum

 

Kıvrılmış sokaklar gecenin gizlenmeye çalıştığı

Boşluk kalıntıları şimdi ne haldedir ki o metruk gözaltlıların

Kıskandığımız kan basıncının ve sırtımızdan vurulduğumuz

Siperler arasında kalan öpüşmelerimizin

 

Şimdi nerede tutuşur tuz bastığımız o yaman acılar

Kimle kimin arasında gidip gelir bu vuslatsızlık

Anımsar mısın dehlizlerde taradığımız şafakları

 

Kaçıncı yolculuğun muammasıdır akıl sır erdiremediğim

Kaçıncı kez kayıplara karışıyor kimden öğrendiğini

Söylemediğin kuşdili…

 

Dönenceleri tamamen tükendi mi bu buselik şarkıların

Neyi mırıldanıp duruyorum ben bu temmuz duruşmalarında…

 

Bana bir parçacık olsun açlık aşır getir bir yerlerden

Bir karanlığı darmadağın et yalpalamamasın adımlarım…

Say ki toz yağmurlarıyla yıkandıktan sonra öleceğim senin için…

.

Necdet Arslan


 

Buluş / Necdet Arslan