Ünlü yazarların bilinmeyen yönleri

0
183
Edebiyat dünyasının efsanevi isimleri genellikle utangaç, sıkılgan kitap kurtlarından çok, çılgın yaşamlarıyla Hollywood aktörlerininkini andıran hayatlar sürer.  Ancak bu ilginç yaşamlardan edebiyat derslerinde pek bahsedilmez. Lise öğretmeniniz burada yazılanların sır kalmasını isteyebilir ama Shakespeare’in de dediği gibi; hakikat er ya da geç ortaya çıkacaktır.

william-shakespeareBilinmeyen, daima merak duygusunu cezbeder. Çoğumuz eserlerini okuyarak tanıdığımız ünlü yazarların gerçek yaşamlarını bu yüzden merak ederiz.  Bu yazı dizisi sizin edebiyat ile ilgili akademik bir sohbette dikkatleri üstünüze çekmeniz için “Biliyor muydunuz?” sorusu sormanızı ve devamında bu ünlü yazarların gizli hayatları ile ilgili yapacağınız söylemlerle sizi dinleyenleri adeta şaşkına çevirecek ilginç bilgilere sahip olmanızı sağlayacak.

İşte size devamına “Biliyor muydunuz?” getirebileceğiniz sorulardan bazıları:

  • Tutku dolu şiir ve oyun eserlerinin sahibi William Shakespeare’ın aşk hayatı nasıldı?
  • Cüretkar, süslü ve tam anlamıyla romantik bir edebi üslubu olan Lord Byron, henüz fotoğrafın olmadığı günlerde, eski aşıklarının hatırasını sonsuza dek saklamak adına ne yapıyordu?
  • Otuz dokuz yaşındaki Tolstoy’un düğün gecesinde on sekiz yaşındaki yeni gelini okumaya zorladığı güncesinde neler yazıyordu?
  • “Tom Sawyer’ın Maceraları” eserinin sahibi ünlü Amerikalı yazar Mark Twain öleceği tarihi önceden nasıl tahmin edebildi?

WILLIAM SHAKESPEARE

Shakespeare’in oyunlarının çoğunda gayrimeşru oğlanlar yer alır. Şüphesiz ünlü yazarın kendisinin de bir gayrimeşru oğul babası olması yazdığı oyunlardaki karakterlerin şekillenmesinde etkili oldu. Varlıklı şarap tüccarı John Davenant’ın çekici karısı Jane ile bizim şairimizin gizlice aşk yaşadığı ve bu aşktan doğan William Davenant’ın vaftiz babası olduğu söylenir. Çocuk büyüdükçe Shakespeare’a şaşırtıcı derecede benzer ve İngiltere kraliyet şairi seçilecek kadar başarılı bir şair olur. Davenant, Shakespeare ile aynı anlayış içinde yazdığını düşünüyor, onun oğlu olarak adlandırılmaktan memnun görünüyordu.  Ancak günümüzde DNA testiyle sınamak mümkün olmadığından, bu iddianın doğru olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Şehvetli ozanımız bir gün aktör dostu Richard Burbage’yi genç ve güzel bir kadınla romantik randevusunda oyuna getirdi. Shakespeare ikilinin gizlice bir buluşma planladıklarına kulak misafiri olmuştu.

Kadının aktöre “kendini III. Richard olarak tanıt” dediğini duyan Shakespeare fırsatı hiç kaçırır mı? İlk fırsatta kadının evine gider ve gerekli kodu söyledikten sonra içeri alınır. Ateşli bir seans için kadının özel odasına kabul edilir. Birkaç dakika sonra ateşli anlar geçirme hayaliyle kapıya gelen aktöre Shakespeare bir not gönderir: Fatih William, III. Richard’dan önce geldi.

Shakespeare’in çapkınlığı su götürmez bir gerçek. Ne de olsa şehvet yüklü yirmi altı aşk sonesi Karanlık Leydi diye bilinen isimsiz evli bir kadına ithafen yazdı. Shakespeare’in karısı da vardı üstelik. Bu güzel kadın düğünlerinde birkaç aylık hamileydi. Ancak ozanın çocuğunu taşıyan son kadın olmayacaktı…

LORD BYRON

Deli Jack lakaplı adamın oğlu Lord Byron… Küçük Byron henüz 3 yaşındayken sevgili babası içki tutkusu yüzünden öldü.  Byron o kadar zor bir çocukluk geçirdi ki,annesi tarafından sevilmedi, hatta bir defasında maşayla öldüresiye dövüldü, dokuz yaşındayken dadısı tarafından tacize uğradı. Byron’un çocukluğunda gerçekleşen neredeyse tek iyi şey, amcasının servetini ve unvanını miras olarak almasıydı.

lord-byron3Byron büyüdükçe son derece yakışıklı bir adam oldu. Sekse  çok düşkündü. Söylenene göre Venedik’te sadece bir yıl içinde 250 kadınla birlikte oldu. Uzun sevgili listesinde Byron’u deli, kötü ve tehlikeli diye tanımlayan Leydi Caroline Lamb, kuzeni Anne Isabella Milbanke ve üvey kardeşi

Augusta Leigh de vardı. Üstelik Byron kendini tek bir cinsle de sınırlandırmamıştı. Çok sayıda ve genellikle reşit olmayan erkeklerle de eşcinsel ilişki yaşadı. Tüm bu aşk maceraları sonunda Byron’un hakkında çıkan dedikodular, şiirsel başarıları hakkında konuşulanları da geçti.

lord-byronin-asklari

Henüz fotoğrafın olmadığı günlerde Byron, eski aşıklarının hatırasını sonsuza dek saklamak için eski sevgililerinin cinsel organını örten tüylerden bir parça keserek zarfların içine koydu ve zarfların üzerine kadınların isimlerini yazdı. Bu zarflar 1980’lere dek Byron’un Londra’daki yayınevinde tutulan dosyada saklandı.  Bu tarihten sonra ise zarfların başına ne geldiği bilinmiyor.

Byron evli kadınlar ve oğlanların yanı sıra hayvanlara da büyük bir sevgi besledi. At, kaz, maymun, porsuk, tilki, papağan, karga, kartal, şahin timsah hatta ayı bile besledi. Byron’un beş kedisi ile birlikte seyahat ettiği oldu. Kocasının hayvan aşkını kıskanan Leydi Byron ayrılmalarının ardından “Bazı karakterlerin hayvanlara düşkün olması ve onlara şefkatli yaklaşmasının nedeni, hayvanların akıl kabiliyetinden yoksun olması ve efendilerinin zorbalığını kınayamamasıdır” diye yazarak Byron’a bir gönderme yaptı.

Hızlı yaşayıp erken öldü Lord Byron. Ateşe neden olan şeyi ‘çekip çıkartması’ için doktorlar şairin şakaklarına on iki adet sülük yapıştırdılar. Bu sülükler zavallı adamdan iki litreden fazla kan emdi. Bu yanlış tedavi nihayetinde Byron genç yaşta, belki de geride nice yarım aşklar bırakarak hayata gözlerini yumdu.

LEV NIKOLAYEVIC TOLSTOY

Rus edebiyatının en tanınmış isimlerinden Tolstoy güncesine şöyle yazar:

“Savaşta adam öldürdüm, düelloda karşımdakiyle dövüştüm, iskambilde kaybettim, köylünün alın teriyle ürettiği malı heba ettim, köylüyü zalimce cezalandırdım, havai kadınlarla alemler yaptım ve insanları kandırdım. Yalan dolan, soygunculuk, her türlü aldatma, içki , şiddet, cinayet… İşlemediğim tek bir suç olmadı.”

tolstoy-ve-sophie-behrs Hizmetkârlarına ölesiye eziyet eden ve geride kalan dulları sekse zorlayan bir adamın vicdani yükünü hafifletmeye çalışmasıydı belki de güncesine yazdığı bu satırlar. Bu adam besbelli hayatı hızlı yaşamasının bir sonucu olan orta yaş krizinin ortasındaydı. Bu kriz sonunda kökten bir ruhsal dönüşüm yaşayarak seksi, alkolü, tütünü ve et tüketmeyi bıraktı. Hizmetkârlarını özgür bıraktı ve onlara muazzam bir servet bağışladı.  Ancak yazarın orta yaş bunalımı yaşamasına sebep olanlar neydi?

Tolstoy birlikte olduğu kadınları güncesine ayrıntılarıyla yazmaktan zevk alan bir adamdı. Sevgili karısı Sonya’yı düğün gecelerinde bu günceyi okumaya zorladı.  Bu güncede hizmetkârları ile yaşadığı cinsel ilişkiyi bile yazmıştı.  Ancak Sonya’ya göre yazarın bu açıklık ve dürüstlüğü fazlaydı.  Sonya ertesi gün kendi güncesine bu yaşadığı olayın iğrenç bir durum olduğunu ve bundan dolayı büyük bir tiksinti duyduğunu yazdı.

İlk kült yazarlardan biri olan Tolstoy’un yaşamının sonlarında, yazarın evinin çevresine yüz kadar insan kamp kurup Tolstoy’un pelerinine dokunmaya çalıştı.

Tolstoy’un son sözleri şöyle oldu: “Peki ya köylüler… Köylüler nasıl ölür?”

MARK TWAIN

“Mark Twain” aslında Samuel Langhorne Clemens’in çok sayıdaki takma adından yalnızca biridir. İsmini resmi olarak değiştirmeyen Clemens, Mark Twain adının haklarını satın aldı ve işlerini bu isim altında yürüttü.

mark-twain-ve-kedisi

Mark Twain tam bir puro düşkünüydü. Sekiz yaşında puroya başlayan ünlü yazar, öldüğü güne dek günde kırk kadar puro içti. Puroyu bırakmaya çalıştıysa da bu konuda hep başarısız oldu. Bir defasında “Tütün içmeyi bırakmak dünyanın en kolay işi. Benden iyi kim bilir? Şimdiye kadar bin defa bıraktım” diyen Twain sık sık ağzında puro ile uyuyakalırdı.  Twain’in zengin olduğunu düşünerek kaliteli puro içtiğini sanmayın.  Twain bulabildiği en ucuz, en kötü purolardan içerdi. Öyle ki dostları Twain’i ziyarete gittiklerinde kendilerine ucuz purodan ikram edilir korkusuyla yanlarında kendi purolarını getirirlerdi.

Puro tiryakisi yazar, kedi severliği ile de ünlüydü. “İnsan ile kedi melezlenebilse” diyecek kadar severdi kedileri. Hatta ilerleyen yaşlarında yazlarını geçirdiği New Hampshire’da kendisine eşlik etmesi için komşularının yavru kedilerini yanında götürürdü.

Twain’in kendi ölüm tarihi ile ilgili tahmini de ilginçtir. Halley kuyruklu yıldızının görüldüğü gün doğan Twain, yıldız yeniden döndüğünde öleceğini düşünüyordu.  Ünlü yazar bu düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:  “Dünyaya Halley kuyruklu yıldızıyla birlikte geldim. Seneye Halley yine geliyor ve ben de onunla birlikte gideceğimi düşünüyorum. Halley kuyruklu yıldızıyla birlikte gitmezsem, hayatımın en büyük hüsranını yaşarım. Yüce Tanrı şüphesiz şöyle demiştir: ‘İşte iki ucube. Birlikte geldiler, birlikte gitmeliler.’ “

Tahmininde yanılmayan Twain, Halley’in döndüğü 21 Nisan 1910 gününde öldü.

Ünlü yazarların gizli hayatları yazısının ikinci serisinde Franz Kafka, Jack London ve Agatha Christie‘ nin sıradışı yaşamı mercek altına alınacak. Kaçırmayın!

Burcu SAÇKAN

 

Kaynak: http://www.eskimeyenkitaplar.com/