Sürükleniş / Josef Hasek Kılçıksız

0
191

“Keşke hiçbir şey hatırlamasam, Bu kadar çok yüz geçmese yüzümün içinden..”

 

Ben bir Kasım adamıyım Azra, tanı beni. Gökyüzünün koyu bulutlarla kaplandığı bir güz günü ölmek hiç zor değil.
(…)
Meleklerin gökyüzünden ayrılırken kapıyı sertçe vurup gitmeleri gibi, kapıyı çarpıp çıkıyorsun. Sarsıntıdan bir yıldız aşağı yuvarlanıyor. Onun boşlukta aşağılara düştüğünü gördüm. Sönmüş bir şeydi.
(…)
İnsan bu sürüklenişi durdurmalı Azra. Tepeye çıkan yolu, arkasından akan ırmağı, bitmeyen, süregelen, süregidecek olan zamanı durdurmalı. Onu artık hiç ama hiçbir yere götürmeyecek bu dönüşü, bu dönel işkenceyi durdurmalı.
Ölümü, kaçışların bu en sonuncusunu, kurtuluş-vazgeçiş özdeşliğini, beyaz bir ışık içinde yüzen vedayı durdurmalı. Veda denen o sözcük burada inan ki hiçliğin ötesinde bir değer taşımıyor.

Keşke hiçbir şey hatırlamasam, Bu kadar çok yüz geçmese yüzümün içinden…