Söyleşi / Josef Hasek Kılçıksız

0
206


Satıcılardan, tüpgazcılardan ve çocuklardan yükselen bağırtı şaşırtıyor onu.

İki yalnızın bir varoş duvarında kelimeye dönüşmesi ve tüm kelimelerin Elif ile başlaması şaşırtıyor onu. Şaşırtıyor onu, sağ ucundan bükülerek kendi içine doğru kıvrılan bir harfle anlatılması yalnızlığın.

Bariyerlere, inşâat artıklarına, betonla yaprağın kaynaşırken gösterdiği çaresizliğe, inşaat işçisinin kar altında çimento torbasının üstünde kıldığı namaza baktı.

Ötekini dinlemenin dayanılmazlığına, konuşmanın ağırlığına, annesi yatalak çocuğun çehresindeki korkuya baktı uzun uzun.

Kafası biraz dağılsın diye, öteki benlikleri dinlemekten ibaret okumayla uğraştı.

“An madem sonsuzca bölünebilir, o halde bekleyiş hiç bir zaman sonlanmayacaktır“ diye geçirdi içinden.

Bir imkân olma umudunu yitirmiş bekleyiş, ruhu yağmalayan bir şeydir Hanna.

Bir kimseye mahsus olamamak gibi… İhsaslar âleminden eli boş dönmek gibi. Böyle durumlarda kendini ve etrafındakileri yaralar zaman. Varlık sessizliği ondan öğrenir.

Tüm nimetlerim elimden alınmış, ne anam var ne yârim.

Yazdıkça kelimelerden örülü bir yalnızlık duvarı yükseliyor içimde. Yoksan kâğıda bir hicrân düşürmek ne işe yarar?

Birine yaklaşamama hâli ne avuntusuz ve vahşi bir yalnızlık hâlidir, bilemezsin. O zaman dilimini, hiçlik ile boşluğun, tenhâlık ile kimsesizliğin bir görünüm olarak belirmesinin bölünmeyen ânı olarak düşün. Bucaksız bir bozkırda kaybolup yeniden bulunmak gibi… Geri dönmek gibi meselâ, ama geri döndüğünde insan kalmamıştır. Çoğul yekinişler içinde tekil bir tükeniştir; sen yoksan devasa bir hacim kazanır.

Yağmur huyları edinirsin. İki yağmur damlasının bir birikintiden güçlü bir ivmeyle sıçrayıp havada öpüşememesi gibi, göklere ağamaması gibi Hanna.

Her neyse, vakit geç oldu Hanna.
Ölüleri yatırıyorsun yalnızlığın en derin kuyusuna.
Kara bir ırmak kaç büklüm aramızda, nar bir düşe gömülüyorsun dağılmış
“Uzak buruştu, gelir” diyorsun.
Geciktiyse…
Ya tellere takılmıştır dudak izleri
Ya deli bir çağrıya koşmaktadır atlar…


Josef Kılçıksız