ALTIN 449,83
DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
BIST 10,4091
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Sisli

Seni sevmek seni | Ercan Gümüş

20.11.2020
1.612
A+
A-
Seni sevmek seni | Ercan Gümüş

Yazı detayı..

Seni sevmek seni… Şiire ve duaya yatkın bir gecenin ortasında, en sevapkâr yanlarıyla kalbimin. İmrenerek bakar gibi bir dağ rüzgârına, yamaçlara doğru koşar gibi yalnızlığım, garipliğim… Evvelimden ahirime yürüyen yazılarım gibi. Seni sevmek seni…

Uykusu gelmeyen karanlık bir gecenin ortasında, gaz lambasının fitilinde titreyen ateş gibi titrerken kalbim. Yolunu kaybetmiş göçmen bir kuş hüznüyle yol alırken yalnızlığım, dile gelirken kalbim, hâlime acıdığım sensiz bir rüyanın ortasında…

Dalından koparırken terütâze bir hüznü, gözlerinin içine bakarken acizliğim, içimdeki kelimeleri unutup irticalen severken seni…

Seni sevmek seni…

Şiire ve duaya yatkın bir gecenin ortasında… Portakallar çiçek dökerken, kalbimi avuçlarında sıkarken yıpranmış bir vakit, toprak kokarken yağmur sonrası, ‘lebbeyk’ derken hacılar, polen toplarken arılar, titrerken bir kelebek üç günlük dünyada…

Şiir yazarken, kaybolurken, delilerle hâlleşirken, kendimden, aynalardan, dehlizlerden geçerken, bedenimden çıkarken ruhum, gül koklarken, adını söylerken sessizce, bir yalakta serinlerken serçe, Bezm-i elesti unuturken, kuyuyu, Yusuf’u, Yunus’u, İbrahim’i, Bahira’yı, Süraka’yı, örümceğin ağını ve kutlu güvercini düşünürken seni sevmek…

Şu yolun ağzında dikilip ardımdan merakla bakan ihtiyara dedim ki: Kendime gidiyorum emmi. Ömrümün son
durağıdır kendim. O gönderdi beni bu düş yolculuğuna. Kendimi bulup, tekrar döneceğim ona. O benim içimde. İçimin de içinde. Ah bir bulsam kendimi bu düş yolcuğunda.

Kim bilir hangi kayanın üzerinde unuttum ellerimi? Yolunu kaybetmiş hangi rüzgâr değdi kim bilir tenime? Kim bilir hangi dervişin kalbinde unuttum hiçliğimi? Hadi gel al beni.

Yoksa bu evren, bu düş vadisi, yokluğunu gördüğüm rüyalarım kabusumdur. Kendime gidiyorum…

Gördün mü bana benzer aciz, yüzü kara, gönlü kara bir âdemoğlunu? Söyle, önümde uzayıp giden menzilsiz şu yollardan hangisine daldı? Ah bir bulsam kendimi bu düş yolculuğunda.

Beni bekler sevgili içimde. İçimin de içinde.

Seni sevmek seni…

Gözyaşlarını silerken bir çocuğun, ellerini getirirken aklıma, acemi bir sonbahar vururken yüzüme, taş kaydırırken denizde, kanat çırparken güvercinler sebile, kalemim seni yazarken solgun bir kâğıda, zamansız nüksederken kalbimdeki ağrılar, kan rengine boyarken gelincikler vadiyi, kendinden utanırken bir papatya, kor tutarken ellerimde, tezgâhlara özenle dizilirken yokluğun, görmezden gelirken müşteriler, başıboş bir gecenin ortasında, el yordamıyla severken hüznümü, harlanmışken seni dileyen bir dua…

Biliyor musun, bir duadır seni sevmek?

Ve ilk bâbıdır bu aşkın.

Hadi gel.

uraya yazınız

ercan gümüş
ercan gümüş
1971 doğumlu olup bir kamu kuruluşunda halen çalışmaktadır. 2013 yılında Vedasız Mektuplar deneme kitabı yayınlandı. Okur ve yazardır. Kitaplarla dosttur.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.