ALTIN 361,03
DOLAR 6,6884
EURO 7,3251
BIST 8,3508
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Ruhu Terbiyesiz Adam’la Bodrum’da Söyleşisi | Ferhan Şaylıman

04.12.2019
279
A+
A-
Ruhu Terbiyesiz Adam’la Bodrum’da Söyleşisi | Ferhan Şaylıman

Aforizmalar Eşliğinde, mutluluk şarkı söyleyebilmektir. Mutsuzluk içimizde şarkılar sustuğunda başlar.

Bana gelince kolaydım, açıktım, basittim, hesapsızdım, karmaşık değildim. Gizli hiçbir yanım yoktu. Hayatın bütün dayatmaları çıkarıldığında geriye kalandım.

Ben hiçbir kadını terk etmeye kıyamadım. Onun yerine zamanı gelinceye kadar sabırla bekledim terk etsinler diye.

Huyu huyuna, suyu suyuna denk düşen bir adam değildim ben. Huysuzdum, denksizdim, suyu bazen akan, bazen de hiç akmayan biriydim. İpimle kuyuya inilir sonra çıkılmasına çıkılırdı da, benim sorunum inip çıkmak da değil, her zaman benzer sabrı, dayanıklılığı gösteremeyişimdeydi.

Sevgiliniz yağmur bulutlarını gözlerinde taşıyan bir kızsa eğer, ona her baktığınızda sırılsıklam ıslanırsınız.

Yürekleri göğüs kafeslerine dar gelen insanlardır ruhu terbiyesizler. Hep bir yerlere geç kalmışçasına koştururlar. Geniş zamanlara yaydırılmış rahatlıklarıyla, ağırdan ve sindirerek günü yaşayanlarla kıyaslandığında ruhu terbiyesizlerin yaptığı zaman hırsızlığıdır. Buna hayat hırsızlığı da diyebilirsiniz. Başı ve ucu belirlenmiş bir düzlemde ağır adımlarla ilerleyenlerin, hatta ilerlemeyip kazık gibi dikilenlerin yanında bir solukta geçip giden hayat hırsızları için hedefe ulaşmaktan çok, oraya yönelmek daha önemlidir. Hayat hırsızları günlerce uykusuz kaldıktan sonra pilleri bittiğinde bazen kör kuyulara düşmüşçesine sızarlar. Düşsüz, ışıksız, perdeleri sıkı sıkıya kapalı bir geceye gömülürler. Uyandıklarında aradan sanki çağlar geçmiştir, öyle algılarla zamanı.

Yükümlülüklerini baş tacı etmiş, iyi insan, iyi yurttaş, iyi dindar ödüllerinin dağıtıldığı kuyruklarda yerini korumak için bazen birbirini ezenlerin, itip kakanların ülkesinde sırasız sekisiz yaşamak zordur, tehlikelidir ama güzeldir.

Hayata sizi değersizleştiren, hiçleştiren, aptal yerine koyan, koyun muamelesi yapan, sıradanlaştıran şeyleri elinizin tersiyle iterek de tutunabilirsiniz. İlle de değersizleştirilmeyi kabullenmek gerekmiyor ayakta kalmak için. İnsan bazen midesini bulandıran lokmaları yutmak yerine, zorla ağzına tıkanın suratına tükürebilmeli.

Hayatlarımızda kara delikler oluşturan boşlukları işle, parayla, rütbeli ilişkilerle doldurma hırsı ne hüzünlü bir çabadır. Biz o boşlukları doldurmak istedikçe yeni delikler açılır içimizde.

Çalışma denen esaretin sırtımızdaki en ağır yük, paranın ayaklarımıza bağlanmış prangalar olduğunu düşündünüz mü hiç? Bu güce güvenerek sınırları, kalıpları, kuralları, olmazları ve olurları belirleyen efendilerimizin derlenip toparlanıp dünyamızdan defolup gittiklerinde nelerin değişebileceğini kendinize hiç sordunuz mu? Ya da bunların tapınaklarına dönüşmüş bankaların, döviz bürolarını, noterlerin, AVM’lerin cayır cayır yanıp küle döndüğünü kısacık da olsa hayal ettiniz mi? Düşünün ve hayal edin. Hayallerimizin toplamından oluşacak enerjinin adı sanı bilinmeyen bir göktaşı gibi dünyamıza çarptığında yerin, göğün, insanın ve aşkın, aklın ve vicdanın kirlenmemiş haliyle yeniden yaratılacağını bilmek ne muazzam bir şey.

Yükümlülüklerini baş tacı etmiş, iyi insan, iyi yurttaş, iyi dindar ödüllerinin dağıtıldığı kuyruklarda yerini korumak için bazen birbirini ezenlerin, itip kakanların ülkesinde sırasız sekisiz yaşamak zordur, tehlikelidir ama güzeldir.

Hesapsız yaşamak iyidir. Kafanızı çöplüğe dönüştüren kokuşmuş, saçma sapa düşünce artıklarından ne kadar uzak durursanız, beyniniz hangi yaşta olursa olsun size ait kalmaya devam eder.

Ferhan Şayılman
Ferhan Şayılman
1956’da Ankara’da doğdu. Asker bir babanın oğlu olarak ilk gençlik yıllarına kadar hep göçebe yaşadı. Ankara'dan Erzurum'a, Çorlu'dan Balıkesir'e uzanan kocaman bir coğrafyada gitmedikleri yer kalmadı. Ortaöğretimini Bursa Erkek Lisesinde yaptı. Ankara'ya yıllar sonra, 1976'da, üniversiteye girdiğinde geri döndü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu'nun taşradan gelmiş bu ürkek delikanlısı Okul yıllarında diğer yaşıtları gibi terörün, kardeş kavgasının cehenneminde kendi payına düşenleri fazlasıyla yüklendi. 1978 yılından itibaren Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Film stüdyolarında kurgucu ve yönetmen olarak çalıştı, senaryo yazarlığı ve belgesel yönetmenliği yaptı. Türkiye'nin en önemli belgesel sinemacısı Süha Arın'ın başta Tahtacılar ve Safranbolu'da Zaman olmak üzere bazı filmlerinin kurgu çalışmalarına katıldı. İstanbul'da Sinema-Televizyon Enstitüsü'nde yönetmen Lütfü Akad'tan sinema dersleri aldı. Mesleğe üniversitede girdi ve bir daha hiç çıkmadı. Yayıncılık alanında ilk işi 16mm kurguydu. Birçok belgesel filme senaryolar yazdı. Senaryolarını kendisinin yazdığı ilk belgesellerini 1985'ten itibaren çekti. Tarihin Tanıkları, Halıcılık, Bir Şenliktir Kadırga, Şemaki Evi bunlardan bazıları. 1992'de özel televizyon yayıncılığı başladığında kurulan Flash TV'de Uzun yıllar haber müdürlüğü, haber koordinatörlüğü, Ankara Temsilciliği ve İcra Kurulu Üyeliği yaptı. 1997'den bu yana yönettiği haber tartışma programlarında, canlı yayınlarda Türkiye'nin içinden geçtiği süreci izleyicileriyle paylaşma çabasını sürdürdü. Halen aynı kanalda haber programcısı olarak mesleğine devam ediyor. 1992'de Damar Dergisi ve Çankaya Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği öykü yarışmasında "Sığınak" adlı kitabıyla ikincilik ödülü aldı. Bu dönemde öyküleri Damar, Yazıt, İnsancıl gibi edebiyat dergilerinde yayınlandı. Dialog Dergisi'nde sinema eleştirileri, Nokta Dergisi'nde haftalık köşe yazılarıyla çalışmalarını sürdürdü. Damar Dergisi'nde "Perice" adıyla günlükleri yayınlandı. İkinci öykü kitabı N’olur Beni Eve Götür’deki ‘‘Koza’’ adlı öyküyü, Demirtaş Ceyhun, Varlık dergisinde Türk öykü antolojilerine girecek değerdeki bir “ilk aşkın eşsiz güzellikteki anlatımı” şeklinde değerlendirdi. Prof. Dr. Talat Halman’ın ‘‘anlatı sanatında bir virtüöz’’ olarak tanımladığı Şaylıman’ın üçüncü kitabı Zaman Geriye Dönmez, edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş tarafından, aynı yıl yayınlanan 174 “ilk roman”ın ilk sekizi arasında gösterildi. 22 Nisan 2001'de yaptığı bir canlı yayın programını "Kuşatılmışlar Ülkesi Türkiye" adıyla kitaplaştırdı. Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler Şemaki Evi - 1993 Tarihin Tanıkları - 1990 .... Belgesel, 00:09:00 4. Ankara Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, Belgesel Dalı, Finalist. 1992 Halıcılık - 1989 Kadırga Bir Şenliktir - 1987 Kurgu Filmografisi Şemaki Evi - 1993 Tarihin Tanıkları - 1990 Halıcılık - 1989 Kadırga Bir Şenliktir - 1987 Tahtacı Fatma - 1979 Safranbolu'da Zaman - 1976 Şaylıman’ın Eserleri: • Sığınak (öykü, Damar Yayınları, 1992) • N’olur Beni Eve Götür (öykü, Art Yayıncılık, 2004) • Zaman Geriye Dönmez (roman, Merkez Kitaplar, 2006) • Kırılma Noktası (günce, İmge Kitabevi Yayınları, 2008) Kaynak imge.com.tr 4. Ankara Film Festivali katalogu
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.